F. Almanya’da kaldığım altı yıl boyunca işlerimizin takibi için Augsburg’a  “Hükümet Binası”na sık sık giderdik. Bina tarihi bir yapı. Hitler döneminden kalma tek katlı bir yapı. Giriş salonunda iki insan yan yana yürüyemez. Çünkü koridor dar. Bu dar koridora bakan odalara giriş sadece buradan yapılabilir. Binanın içine girince ister istemez insana sıkıntı geliyor.1982 yılında bu bina vardı. Aradan 36 yıl geçti. Sordum, yine bina aynı amaçla kullanılıyor. Avrupa’nın süper devletlerinden olan Almanya bu binanın yerine daha görkemli bir bina yapabilecek durumda olmasına rağmen yapmıyor. Tasarruf ediyor. Bizde böyle mi?  Valilik, kaymakamlık, adliye ve benzeri KİT’lere ait binalar durmadan yıkılıyor, yerlerine daha modern binalar yapılıyor. Biz Almanya’dan daha zengin bir ülke miyiz? Ya da bu lüks binalar yapılınca halka daha iyi mi hizmet veriliyor? Bu yenilenen binalara harcanan paralarla devletin daha öncelikli ihtiyaçları karşılanamaz mı?                                        

Çok şükür KİT’lerin çoğu özelleşti. Şişirilmiş kadroları dağıtıldı. “Bankamatik memurları” bir hayli azaldı. Ama tamamen eritildi denemez.  Resmi dairelerin araba saltanatı hala devam ediyor. Hem de lüks sayılacak modellerle daireler yarış halinde. Şirketlerden kiralama yöntemiyle alınan araçlara öden paralar bir kara delik halini aldı.1960 yılından beri her gelen iktidar bununla mücadeleden söz eder ama değişen bir şey olmaz. Eski tas, eski hamam. Emniyet, jandarma, vali ve üst düzey görevliler dışında tüm kamu görevlilerine Avrupa’da olduğu gibi yolluk ve harcırah ödenerek bu ikinci karadelik de kapatılmalıdır. Devlete ait lojmanlarda sıraladığımız personel dışında hiçbir kamu görevlisi de kalmamalıdır. Mevcut binalar satılarak hazineye gelir kaydedilmeli ve memurlar arasında adaletin önü açılmalıdır.

Bina, araç ve lojman dışında da devlet israfın önünü alması lazımdır. Fırın, lokanta ve misafirhanelerde yapılan israflar yürekler acısıdır. Dökülen, atılan yemek ve ekmeklerle bir Türkiye daha beslenebilir. Aç insanlar karnını doyurabilir. Gerçi bunun da temelinde eğitim yatmaktadır. Ama devletçe yapılacak düzenlemelerle yine de israf yarıya inebilir. En azından fırınların çıkaracağı ekmekler küçültülmelidir. Böylece ekmeğe bağımlılık azaltılmalıdır. Dünyanın birçok yerinde açlıktan, bakımsızlıktan, susuzluktan ölürken 81 milyon insanın israf içinde olması yürekler acısıdır. Dini inançlarımız da buna izin vermez.

Artık yönetim sistemi değişti. Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile getirilen kolaylıklarla devlet dairelerinde çeşitli adlar altında tutulan, müşavir, danışman, yönetim kurulu üyelikleri ile Vakıflardaki şişirilmiş kadrolar sıfırlanarak tasarrufa devletin örnek olması gerekir. Böylece devleti istismar etmek isteyenlere fırsat bırakılmamış olur.

Bu dünyada kimileri aç, kimileri tok iken bu kavga bitmez. Dişi tırnağı ile yaşam mücadelesi veren vatandaşımızın ödedikleri paralar ile lüks ve israf devam ederse herkes tahrike uygun hâle gelir. Sonuçta da devlet kendini bir kaos içinde bulur. Ben inanıyorum ki yeni sistem tüm bu aksaklıkları düzeltmek için kollarını sıvayacaktır. Halkımızın da büyük ölçüde öncelikli beklentisi budur.

                                                                                                                 

                                                                                    

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İsmail berber 3 hafta önce

Şişirilmiş kadroları şişirmeye devam ederler, Lale devri israfı her alanda görülüyor, batıyoruz galiba üstad

banner89

banner37