banner114

Biri çıkıp diyor ki: “Bekâr bir erkekle bekâr bir kadın asansöre yalnız binerse halvet olur.”

Biri çıkıp diyor ki: “Tek eşi olan erkekliğini test ettirsin. Tek kadınla doyan erkek sapıktır.”

Biri çıkıp diyor ki: “Kızın şu sokaktan geçip de okula pantolonla giderken yüreğin parçalanmıyor mu?”

Biri çıkıp diyor ki: “Düşen Challenger uzay aracını biz hatmedeyken düşürdük.”

***

Biri kısa giyindiği için kızın birine saldırıyor.

Biri sigara içen kadınlara müdahale ediyor.

Biri din adına kızının okumasını engelliyor.

Böyle bir manzarada Cumhurbaşkanı Erdoğan çıkıyor ve “İslâm’ın güncellenmesi gerekiyor.” diyor.

Duruma müdahalenin şart olduğu belli ancak bunun yöntemi konusu tartışılmalıdır.

“Güncelleme” terimi kendi içinde sorgulanabilir ancak ortada düzeltilmesi gereken bazı meseleler vardır ve Erdoğan’ın çıkışı bu meseleyle ilgilidir.

***

İbn Teymiye’nin önemli bir tespit yaparak dini ayırır.

İndirilen din (şer'-i münezzel)

Değiştirilmiş/Uydurulmuş din (şer’-i mübeddel)

***

Ortada gerçek din ve uydurulmuş iki ayrı din var. Gerçek dinin kaynağı Kuran kendini güncelleyen, koruyan bir kitaptır.

Ne yazık ki kötü niyetli kişilerin oluşturduğu uydurulmuş din kendisine taraftar buluyor ve görüldüğü üzere toplumda tuhaf durumlar yaşanıyor.

Yapılması gereken uydurulmuş dinle mücadele ederken esas dini de güçlendirmektir. Güçlendirmekten kasıt güncellemek mi?

Peki, İslâm güncellenebilir mi? İslâm’ın belki kendisi güncellenmez ancak çağa göre okunması gerekir. Dinî metinleri dondurup geldiği gibi anlarsak onu yüzyıllar öncesine mahkûm eder. Bu da Kuran’ın çağlar boyunca geçerli olacağı hükmünü geçersiz kılar.

Örneğin ilk inen Alak suresinin ikinci ayetindeki “Halekal'insane min 'alak” ifadesindeki “alak” geçmiş dönemlerin bilgisiyle “kan pıhtısı” diye çevrilip “İnsanı kan pıhtısından yarattı” deniliyordu. Ancak daha sonra insanların kan pıhtısından yaratılmadığı ortaya çıktı. Peki, Tanrı kitabı mı yanlıştı? Hayır. Bir bakıldı ki “alak” sözcüğünün bir anlamı da “tutunan/asılan” demek. “Muallak” sözcüğü de bu kökten geliyor. Muallak da “asılı kalan” demek…

Bir bakıyoruz ki ayet şöyle oluyor: “O insanı tutunan bir maddeden yarattı.”

Büyük Kuran şairi Mehmet Akif de demiyor mu ki: “Doğrudan doğruya Kuran’dan alıp ilhamı/Asrın idrakine söyletmeliyiz İslâm'ı.”

Mesele uydurulan dinle mücadele etmek ve Kuran’ı asrın idrakine söyletmektir.

Saygılarımla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108