Yerel bir internet sitesi (Haber 61) dünkü makalemizi sütunlarına alarak üstü kapalı ve imzasız bazı analizler yapmış ve sonunda aklına takılan bir soru sormuş. “Mazhar Bey’in yaptığını diğer vekiller yapamıyor mu?” mealinde bir soru...

Bakan Süleyman Soylu’nun Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mazhar Yıldırımhan’ı yanına alması gerektiğini,  Trabzon’un buna ihtiyacı olduğunu vurgulayan yazımız ilgili haber sitesi tarafından ‘kıyak geçmek...’ olarak yorumlandı.

Halbuki kıyak geçmek, gücü ve yetkiyi elinde bulunduranın, hak etmeyen üzerindeki tasarrufudur. Bizim elimizde ne yetki var ne de Mazhar Bey’i atayacak güç... Ve de Sayın Yıldırımhan için hak etmediği bir şey istemiyoruz. Biz sadece bu kentin geleceği, kent insanının beklentileri ve Sayın Bakan’ın başarısı için kişisel görüşlerimizi kaydediyoruz. Sonuçta biz gazeteciyiz.

Aynı site diyor ki “Allayıp pulladı... Daha önce benzer yazıları Rektör Süleyman Baykal ve Yusuf Şevki Hakyemez için yazdı. Neyse o konuya girmeyelim. Sayfalar yetmez.”

Kimseyi allayıp pullamadık. Bildiğimiz, inandığımız ve tanıdığımız insanlar haksızlığa uğrayınca yine bir gazeteci refleksiyle onların hukukunu savunup yine kent adına hareketi esas aldık. Mazhar Yıldırımhan, Süleyman Baykal ve Yusuf Şevki’ler kolay yetişmiyor. Uzaktan çala kalem suçlamalar ve komplo teorileriyle karalanan insanların yerlerine kolayca yenileri bulunmuyor. Trabzon’da 10 tane Mazhar Yıldırımhan yok. Süleyman Baykal kolay yetişmiyor. Trabzon, Anayasa Mahkemesine her yıl 1 üye vermiyor. Tarihinde ilk kez bir üye verdi. Dolayısıyla kimseyi allayıp pullamadık. Onların hiçbirinin bizim allayıp pullamamıza ihtiyaçları da yok. Onlar yeterince öne çıkmış... Yeterince allı ve pullular zaten!.. Biz dün de bugün de inandığımızı yazdık. Allayıp pullamak hak etmeyen içindir. Böyle bir tavırdan onlar da biz de uzağız. Ayrıca “Sayfalarımız yazmaya yetmez.” demeye gerek yok. İnternet sitesinde sayfa da olmadığı için her şeyi yazabilir. Sitenin alanı yeter. Elinde ne varsa yayınlayabilir.

Aynı site devam ediyor: “Ali Öztürk diyor ki!.. ‘Trabzon’dan gelen talepleri ancak o iletir.’ Diğer üç vekil ne yapıyor? İletmiyor mu? Aklıma bir soru geldi de!”

Biz yazımıza tekrar baktık. Yazımızda Mazhar Bey’i kastederek ‘Trabzon’dan gelen talepleri ancak o iletir!’ biçiminde bir ifade kullanmadık. “Trabzon’dan gelen talepleri en iyi o takip eder ve sorumluluk üstlenir.” deseydi daha doğru olurdu. Zira bunu demek istedik. Anlatalım...

Trabzon’dan vekillere ayrı talep, bakana ayrı talep gider. Vekillere ellişer talep giderse Bakan Bey’e 200 talep gider. Ne vekiller kendilerine giden talepleri Bakan’a taşır, ne de Bakan Bey kendisine gelen talepleri vekillere aktarır. Vekiller kendilerine gelen talepleri danışmanlarına takip ettirir. Bakan’a giden talepleri ise genelde danışmanları takip eder. Sorunlar onları aşınca müsteşarlar ve müsteşar yardımcıları devreye girer. Yüzlerce sorunu bakan adına onlar takip edip sonuçlandırır. İşte Mazhar Yıldırımhan bu noktada ilişkileri, hitabeti, iradesi ve derinliği ile Trabzon’dan giden sorunları en iyi takip edecek, sonuçlandıracak ve dönüp muhatabına anlatacak önemli bir isimdir. Bunu demek istedik. Zaten Sayın Soylu bunun için kendisini ta en başından yol arkadaşı seçmiştir. Bilmem anlatabildik mi?

 

Son olarak dostlar... Bazı şeyler okunarak anlaşılmaz. Yaşanarak öğrenilir. Bazen de ‘Anlar gibi olmak’ yeterlidir. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.