Trabzon Millî Eğitim Müdürü Hızır Aktaş bize göre başarılı bir bürokrat… Trabzon’un eğitimde başarı seviyesini yükselten bir ivmesi var. Son olarak karşı karşıya kaldığı talihsizlik bize göre kendilerinin değil, siyasetin ayıbı… Siyasetin bilgisi dâhilinde alınan bir karara siyaset sahip çıkmadı. Millî Eğitim Müdürü Aktaş dün bize gönderdiği yazılı açıklamasında ve kendileriyle konuşmamızda hakaretler kadar mikro milliyetçi söylemlerden duyduğu rahatsızlığa vurgu yaptı.

CHP Trabzon Milletvekili’nin “Trabzon’da öğretmen mi bulamadılar da Rizeliyi atadılar?”, “Rizeli Millî Eğitim Müdürü”, “Trabzon düşmanı!..” biçimindeki açıklamaları dar kafalı ve küçük adam söylemleri… Trabzon’u hâlâ coğrafya sınırları içine hapseden bir adam milletvekili de olsa o kente hiçbir şey veremez. Hâlbuki Trabzon, Artvin’den Bayburt’a, Gümüşhane’den Bulancak’a uzanan bir büyük bölge merkezinin adıdır. Trabzon’u kalkındırmak ancak göçü durdurarak ve bölgenin nüfusunu birleşik sayıp hizmet almakla mümkünken Trabzon’a düşmanlık Rizeli, Gümüşhaneli, Giresunlu, Artvinli ayrımcılığıyla yapılabilir. Çok gariptir bu anlayış en çok CHP’nin içinde vardır.

Eski CHP İl Başkanı Güzide Uzun da mevcut il başkanı Turgay Güngör’e “Artvinli Turgay’ı mı seçeceksiniz?” diye karşı çıkmıştı. Şimdi de CHP Milletvekili Haluk Pekşen, Rizeli bürokrata ayrımcılık uygulayıp “Trabzon düşmanlığı” yaftasını vuruyor.

***

Aslında mesele mikro milliyetçilik veya çapsız ırkçılık meselesi değildir. Mesele ideolojiktir. Ancak samimi olunamayınca ideoloji gizlenip mikro milliyetçilik öne çıkarılıyor. Zira Haluk Pekşen’in sahip çıktığı Hasan Ali Yücel Giresunlu, Bener Cordan da Artvinlidir. Yani Giresunlu ve Artvinli eğitimcilere ideolojik örtüşme nedeniyle sahip çıkan kafa, siyasî yapısını beğenmediği Millî Eğitim Müdürü’nü Rizeli olmakla ve Trabzon’a düşmanlık yapmakla suçluyor. İşine geldiği zaman bütünün bir parçası sayıyor, işine gelmediğinde mikro miliyetçilikle mobbing uyguluyor. Üstelik hukukçu sıfatıyla ve milletvekili olarak… İnsan biraz samimi olur.

***

Trabzon’un bugün karşı karşıya kaldığı sorunlardan biri de aydın geçinenin ve Haluk Pekşen gibilerin kenti bir tarih şuuru ile özümseyememesidir. Öyle acayip bir mikro milliyetçilik yapılmaktadır ki başarı ve eylem coğrafi sınırlarla aşağı çekilmektedir. Önce civar illerle… Gümüşhane, Rize, Giresunlu denerek... Sonra kendi içinde Trabzon’un doğusu ve batısı denerek… Yetmedi köprülerden doğu ve batıya hat çizilerek… Mikro milliyetçilik öyle bir hal alıyor ki bazen ilçeleri bile ayırabiliyor!.. Bu ilkel ve çağ dışı anlayış Trabzon kazanı içinde eritilmedikçe benzer ayıplarla sürekli yüzleşeceğiz.

***

Millî Şeflik sisteminin en güçlü döneminde Halkevleri ile kent merkezlerini, Köy Enstitüleriyle köyleri dönüştürmek ve tek tip insan oluşturmak isteyen anlayış “yeni bir nesil” projesiyle yola çıkmıştı. İslâm’dan koparılmayı aydınlanma, halkın değerlerini hiçe saymayı ilericilik addeden bu anlayış yine Necip Fazıl’ın ifadesiyle bir Mason projesiydi. Temsilcisi Hasan Ali Yücel’di ve amacı İslam’a karşı yeni bir din (!) oluşturmaktı. Yazımızı yine alıntılar yaparak noktalayalım:

 

Köy Enstitülerin dönemin eğitim bakanı Hasan Ali Yücel ile enstitünün mimarlarından dönemin İlköğretim Genel Müdürü İsmail Tonguç zamanında açılmış olması, bu iki ismi önemli kılmaktadır. İsmail Tonguç, Almanya’da eğitim görmüş, komünistlikle suçlanan, açıklamalarıyla İslam düşmanlığı teyid edilmiş bir isimdir. Hasan Ali Yücel ise masonik bağlantılarıyla ün yapmıştır. Üstlendiği misyon olarak halkevlerinin devamı olan Köy Enstitüleri, masonik görüşlerin topluma yayılmasında önemli işlevler görmüştür. Nitekim Atatürk tarafından masonluğun yasaklanmasını açıklayan dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, “Halkevlerinin mason localarının işlevini yerine getirdiğini ve bu yüzden mason localarının kapatılmasında bir sakınca görmediklerini” söylerken yıllar sonra Mason dergisi, Köy Enstitüleri için “Türk eğitim tarihinin en görkemli projesi” ifadesini kullanması dikkat çekiciydi.  1945 yılında Ankara’daki Hasanoğlan Köy Enstitüsü bünyesinde kurulan Köy Enstitüleri Dergisi, İslam dinine ve İslam dininin kutsal saydığı tüm değerlere açıkça saldırmaya başladı. “Ümit edelim ki yarının gençleri imanlarını göklerden gelecek görünmez kuvvetlerle ve fizik ötesi fikirlerle beslemesin. Eğer onların kuvvetli ve mesut bir temeli olsun istiyorsak biz insanlar yeni dünyaya şamil, ihtirassız, yalansız, insani, rasyonel ve reel taze bir din vermeliyiz.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.