Geçen hafta “Öğretmenler Günü”nü kutladık. Tüm öğretmenlerimize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Hepsinin ellerinden öpüyorum.

Öğretmenlik kutsaldır. Çünkü kutsallığının temelinde ilahi bir amaç ya da o amaca hizmet etmek vardır. Öğretmenlik mesleği ilahi bir amaç taşır; İnsana hayatı “anlamlandırmayı” öğretir.  Hayatı doğru anlamlandırmak bana göre ilahi dinlerin temel amacıdır.

Hayatta en değerli varlık, “Anlamlandırmak” tır. O yoksa, gerisi boştur.

Malınız- mülkünüz, sağlığınız, aileniz, yani değerli her şeyiniz, hayatınızda anlamsızca yer tutuyorsa, neden yaşıyorsunuz ki? Onları değerli kılan şey, onların hayatınızdaki gerçek anlamını yaşamanız değil midir? Anlamsız yaşamak insana göre bir şey değildir.

Yaşadığı ortamın ve olayların farkına varmaktan, gelişmeleri okumaktan ve gerçeği aramaktan daha anlamlı ne olabilir?

Anlamlandırmak için anlamak gerek! Anlamak için önce bilgi sahibi olmak, sonra bu bilgi ile okumak, dinlemek ve gözlemlemek gerekir.  Kainatı, insanları, her şeyi dinlemek, gözlemlemek ve anlamlandırmak, işte mesele bu.

Tüm bu süreçlerin başlangıç noktası, sözü yani okumayı ve yazmayı öğreten “İlkokul Öğretmeni” dir. Temeli o atıyor ve onun üzerine, insanın kendi kişiliğinin belirlediği mimariye göre diğer tüm eğitim-öğretim süreçleri kuruluyor.

İncilin ilk ayeti -ki tahrif edilmemiş olan ayetlerden olduğuna inanırım- ; “Önce söz vardı” dır. Kur’an da ise ilk ayet; “İkra- Oku” dur. Yani Allah insanı öğrenmeye ve kendisi de dahil olmak üzere kainatta var olan her şeyi anlamlandırmaya davet ediyor. “Oku” beni bulursun diyor. İşte öğretmen bu kutsal görevin başlangıç noktasında duruyor.

Eğitim konusunu çözmüş Güney Kore ve Kuzey Avrupa Ülkeleri gibi coğrafyalarda, eğitimin temel amacı; kişiyi birey olarak geliştirmek ve hayatın doğru anlamlandırılmasını öğretmektir.  Böylece kişi, sadece pozitif bilimlerde değil, eleştirel düşünme ve sağlam kişilik oluşturmada da mesafe kat edebilir.

Bizdeki eğitim uygulamaları ise evrensel değerlerden uzak, daha çok belli dönemlerde, belli kesimlerin (sağcı, solcu fark etmez) inanç ve değerlerine göre şekillenen bir yapıda olmuştur. Böyle olunca da maalesef doğruyu bulamadık.

Açıkçası Cumhuriyetimizin ilk kurulduğu dönemlerde eğitime verilen önem ve eğitim- öğretim uygulamaları, yanlışları düzeltilerek değiştirilmeden devam etseydi, daha fazla mesafe alırdık diye düşünüyorum.

Birilerinin kulu kölesi değil, yanlışın, yalanın, menfaatin yandaşı ve savunucusu değil, adaletin ve dürüstlüğün yanında yer alan, yerli ve milli olanın savunucusu, dünyayı doğru algılayan ve okuyan, gelişmeye açık, çalışkan, aynı zamanda inançlı ama cemaatlere ve şeyhlere değil, tek Allah’a boyun eğen kişilikli bir nesil oluşturmalıydık.

Maalesef çok geç kaldık çok.

  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner35

banner37