Gümüşhane Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanlığı’nın davetlisi olarak dün gazeteci adayı öğrencilerle bir söyleşide bulunduk. “Yerel Gazetecilik ve Algı Yönetimi” konulu söyleşi bir saat sürdü.

Söyleşiye geçmeden önce 4 yıl sonra ikinci kez dolaştığımız Gümüşhane Üniversitesi’nin ulaştığı fiziki gelişimi için Rektör Prof. Dr. İhsan Günaydın’a yürekten teşekkür ettik.

Kayaları yontup fakülteler, sosyal tesisler kuran ve bu ülkenin çocuklarına eğitim bağlamında katkı veren ve bu bölgeye yeni bir marka kazandıran Prof. Dr. Günaydın’a teşekkür bize göre Gümüşhane’nin borcu olsa gerek. 8 yılda nasıl bir tablo oluşmuş ve 300’e ulaşan akademisyen ve 20 bine yaklaşan öğrenci sayısıyla hem bölgeye hem ülkeye nasıl bir katkı sağlamış görüp hissetmek gerek.

Gündüzleri 25 bin civarında insanın cıvıl cıvıl dolaştığı kampüs alanını zirveden seyretmekten büyük keyif aldık.

***

İletişim Fakültesi öğrencileriyle daha çok yerel basını konuştuk. Gazeteci adayı çocuklara ilk ve en önemli tavsiyemiz okumaları, mutlaka okumaları yönünde oldu. Yalnız ders kitaplarını değil ders dışı her tür kitap ve özellikle günlük gazeteleri mutlaka taramalarını tavsiye ettik. Türkiye’nin dört bir yanından Gümüşhane’ye gelip yarın memleketlerine dönecek olan genç arkadaşlarımızın her biri kendi memleketinde muhtemelen bir basın kuruluşunda çalışacak. Mesleği sevmeden başarılı olunamayacağını hatırlatarak gazetecilikte en önemli üç unsurun; ilke, ahlak ve vicdandan oluştuğunu anlattık.

Yerel basının bugün zor bir süreçten geçtiğini, gazeteciliğin kent ekonomisiyle doğrudan ilişkili olduğunu hatırlatarak para için gazetecilik yapmamalarını zira mesleğin parasız ve gazeteciyi aileden uzaklaştıran bir keyfiyet oluşturduğunu söyledik.

‘Haber Hayattır’ prensibini hatırlatarak haberi önemsemelerini ve hayatın bir parçası olarak görmelerini tavsiye ederek, mesleği bıçakla özdeşleştirdik. Bıçak doktorun elinden nasıl bir neşter, katilin elinde nasıl bir öldürücü nesne ise haber de ilkeli, doğru ve güvenilir olduğu müddetçe topluma nefes veren bir unsur benzetmesi yaptık.

***

Söyleşinin son bölümünde algı yönetimini anlattık. 17 Aralık sürecinde FETÖ’cülerin oluşturmaya çalıştırdıkları algının ülkeyi nasıl 15 Temmuz darbe sürecine getirdiğini örnekleriyle ifade ettik.  Algı karşısında özgür ve hür düşünce ile sorgulamanın önemli olduğunu hatırlattık. Yerelde ise, daha 15 gün önce Gümüşhane Üniversitesi Rektörüne yapılan algı operasyonunu hatırlattık. 15 Temmuz darbesi sonrası YÖK tarafından bütün dekanların istifaları alınarak rektörler dekanlıklara vekaleten bakmaya başladı. Bütün üniversitelerde olduğu gibi Gümüşhane Üniversitesi’nde de boş bulunan dekanlıklara mecburen Rektör Prof. Dr. İhsan Günaydın vekalet etti. Ancak yürütülen bir algı operasyonuyla ve hadise yalnızca Gümüşhane Üniversitesi’nde yaşanıyormuş gibi bir algı oluşturularak toplum ajite edilmeye çalışıldı. Sanki GÜ Rektörü Prof. Dr. Günaydın, dekanları kendisi görevden alıp makamlarına el koymuş havası estirildi. Amaç, ‘Ülkenin her yerinde tek adamlık hakim oluyor’ imajı vermekti. Zira, gazetecilik adına cahilce ve utanç verici bu algı operasyonu günlerce sürdü. Zaten algıda başarılı olabilmek için tekrar etmek ve tartıştırmak en önemli iki unsurdur. Ulusal medya tam da bunu yaptı.

 

Gümüşhane Üniversitesi’ndeki söyleşimiz karşılıklı soru ve cevaplarla son buldu.   

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.