İnsani duyguları anlamak için hayvan deneylerinden yararlanıldığı ilgili herkesin malumdur.  Eşitlik ve adalet duygusu araştırması için iki maymun deneyine bakalım. 

İlki, Frans de Waal’in, Hayanlarda Eşitlik ve Ahlak (studies primate social behavior) çalışmasından. Yan yana iki kafese iki maymun koyuluyor. Her birinin içinde de küçük taşlar var. Kafeslerin önündeki bir kapta salatalık diğer kapta ise üzüm var. Bakıcı maymunlardan aldığı taş karşılığında birine salatalık diğerine üzüm veriyor. Kendisine salatalık diğerine üzüm verildiğini anlayan maymun salatalığı bakıcıya fırlatıyor. Aynı şeyin tekrar edilmesiyle de sinirlenip elini kafesin dışına çıkararak yere vurmaya, kafesin içinde sağa sola koşturarak “eşitsizliği” protesto ediyor.

Diğer deneyde maymunlar iki ayrı kafeste tutuluyor ve kafesin birinin içinde 4 tane fındık olan bir kutu diğerinde ise keskin uçlu bir taş parçası var. Kutunun ağzı kapalı ve açılamıyor. Kapalı kavanozu çaresiz bir şekilde açmaya çalışan maymunu izleyen diğer maymun kendi kafesindeki taşı alarak iki kafes arasındaki delikten kavanoz açmaya çalışan maymunun kafesine atıyor. Taşı alan maymun taşla içinde fındık olan kutuyu açıyor ve hiçbir zor altında olmaksızın 4 adet fındıktan iki tanesini taşı veren diğer kafesin içindeki maymuna veriyor.

Bu iki deneyin eğlenceli yönünü bir tarafa bırakarak baktığımızda, bir sosyal varlık olan insanın en temel duygularından adalet/eşitliğin, ekonomist, anropolog veya filozofların çoğunun dediği gibi karmaşık olmadığı en alt zekâ gurubu insanlarda bile son derece anlaşılabilir ve uygulanabilir bir duygu olduğu görülüyor. İnsanı içinde var olduğu kültür ve öğretilerin bozarak fıtratından uzaklaştırdığı görülüyor.

Mübarek kitabımız Kuranı Kerim kötü davranışları nedeniyle İsrailoğlularından bir kuşağın cezalandırıldığını ifade ederken, “…  haddi aşanları elbette bilirsiniz. Biz böyle yapanlara 'Aşağılık maymun olun! ' dedik. Bunu, hem bu hâdiseye şahit olanlara hem de sonradan gelecek olan nesillere bir ibret ve korunacaklara da bir öğüt kıldık.”(Bakara Suresi 65-66).” demektedir. Bu ayeti kerime insanın maymun olmasını kötü davranışlara bağlı olarak bir aşağılama ifadesi olarak sunuyor. Maymun olmanın biyolojik mi davranışsal mı olduğu bu yazının konusu değildir, fakat fıtrata ve akla aykırı düşünce ve davranışların maymunluk olduğu kesin.

Yukarıda zikrettiğimiz deneyler ışığında Tin Suresi 5. Ayeti kerimenin insanı “aşağıların en aşağısı/ esfele sâfilîne” olarak ifade etmesini, hatta Araf Suresi 179. Ayet-i kerimede  “hayvanlardan da aşağı/ ulâ-ike kel-en’âmi bel hum edall(u)” olabilmesinin nasıllığını anlamış oluyoruz.

Fıtratından uzaklaşmamış maymun adaletsizliği anlıyor ve protesto ediyor, daha da öte bir nimete ulaşmak için kendisine yardım edenle ulaştığı nimeti eşit olarak paylaşıyorken “insan” hayatı boyunca asla kullanmayacağı/kullanamayacağı şeyleri biriktirip ona ihtiyacı olan insanlardan saklayarak maymundan da aşağı bir ahlaki derekeye iniyor. Hatta ne kendisi nede başkaları tarafından kullanılmayanı onun üzerinde en az kendisi kadar hak sahibi olanları engellemek (menûa) için çaba gösteriyor.(Mearic Suresi 21)

Mübarek kitabımız Kuranı Kerim bize yerin ve göğün yaratılışını, arıları, süt veren hayvanları ve karıncayı örnek gösteriyor fakat görünen o ki biz insanlar maymunlar kadar dahi adaletsizliğe tepki göstermiyor ve bölüşürken ve bölüştürürken maymunların seviyesine dahi çıkamıyoruz. Bunları da türlü ideolojiler ve yalanlarla aklileştirerek kendimiz ve insanları aldatıyoruz.

Bunlardan anladığımız bir şey daha var ki insanların en ahmağı bile adaletsizliği anlıyor, türlü gerekçelerle tepkisini açık etmese de ilk durakta zalimleri sırtından atıyor. Üstelik bunu çoğu zaman kendisi ve ailesi için daha kötüsünü de göze alarak yapıyor. Zalimin ilk ve en büyük hasmı Allah’tır. Bu nedenle birisi zulme meylettiğinde yalnızca zulmettikleriyle savaşmaz. Allah onun karşısına başka zalimleri de dikerek intikam alır. İşte delilleri…

“Bir de öyle bir günün fitnesinden sakının ki o, içinizden geldiğinde sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz. Biliniz ki, Allah'ın azabı şiddetlidir. (Enfal Suresi 25) ve bu azap yalnızca göklerden gelmez bizzat insanlar üzerinden de gelir.  “Zalimlerin bir kısmını, kazandıklarından ötürü diğer bir kısmına böylece musallat ederiz.”(En’am Suresi 129)

“Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin(veya korku), sizi adaletten ayırmasın. Adaletli olun; bu, takvaya daha çok yakışandır. Allah'a isyandan sakının. Allah yaptıklarınızı hakkıyle bilmektedir.(Maide Suresi 8)

Hangi sebeple olursa olsun; suçun şahsiliği, devletin devamlılığı, kanunsuz cezasızlık, serbestliğin esas oluşu, delillerin maddiliği ve katiliği gözden ırak tutulmamalıdır. Çünkü bu sınırları aşanların hasmı Allah’tır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.