banner114

1400 yıl önce medinede Müslümanlar arasında baş gösteren ve günümüze kadar gelen her toplumda var olan, her ne kadar dinle alakalı olmuş olsa da ahlak hastalığıdır münafıklık.

Öncelikle kelimenin  sözlük anlamına bir bakalım.

Sözlükte “(tarla faresi) yuvasına girmek; (bir kimse) olduğundan başka türlü görünmek” anlamındaki nifâk masdarından türemiş bir sıfat olan münâfık kelimesi “inanmadığı halde kendisini mümin gösteren” kimse demektir. Kelimenin, “tarla faresinin bir tehlike anında kaçmasını sağlamak üzere yuvası için hazırladığı birden fazla çıkış noktasının birinden girip diğerinden çıkması” biçimindeki kök manasından hareketle münafık, “dinin bir kapısından girip diğerinden kaçan çifte şahsiyetli kimse” olarak da tanımlanmıştır.(TDV)

Kur’ani manada inanmadığı halde inanmış gibi görünen, safı belli olmayan her taraf olan, renkli olmaktan ziyade renkten renge giren şahsiyetsiz çifte kişilik taşıyan insandır.

Çift yada daha fazla  şahsiyetli olmak, yani iki yüzlülük olarak ta tanımlayabiliriz.. Yere, zamana ve mekana göre kılık değiştirmek. Bulunduğu çevrenin özelliğine göre şekil değiştiren bukalemun gibi.

Münafıklık inançla alakalı olmakla birlikten daha çok ahlaki yozlaşmadır. Bunu şunun için söylüyorum eğer sadece inançla alakalı olsa tüm kâfirler münafık olması gerekirdi. Ancak durum öyle değildir. Münafık için ahlaki yozlaşmanın yanında Müslümanlıkla, Kafirlik arasına sıkışıp kalan tarafını seçemeyen eyyamcı, dün dündür bugün bugündür ilkesini benimseyen, çıkarcılık tek ilkesi olan insanlardır.

Münafığı bir hayvana benzetmek gerekirse köstebekle birebir örtüşür diyebiliriz. Köstebekler bildiğimiz gibi yer altında yaşarlar.  Kimse onları görmesin yada fark etmesin diye yer altından toprağı kazarak labirent yollar yaparlar. Ancak biriken toprağı bir yerden dışarı atmak zorunda kalırlar ki, tam da oradan yakayı ele verirler. Münafıklarda aynen böyledir tam kimse bilmedi görmedi derken mutlaka sonunda yakayı ele verirler.

Tabi burada sadece gizlilikleri yer altında olmaları değil aynı zamanda gizlice topladıkları yiyecekleride kendi emekleri ile değil başkalarının emeğini çalarak biriktirirler. Sırf bu biriktirmeyi de yetecek kadar değil aç gözlülüklerinden yapabildikleri kadar yaparlar. Kısaca günümüz tabiriyle rantçı bir hayvandır.

İşte münafıkta tam böyledir. Rantçıdır. Başkalarının sırtından geçinirler. Her devrin adamıdırlar. Maskesinin takar ve duruma göre hareket eder. Her şeyi bu dünya üzerine kuruludur. Müslümanlığın olduğu yerlerde barınırlar. Müslüman gibi görünüp, Müslüman gibi hareket ederek mevcudu koruyup rant elde etmek için tüm gayretlerini ortaya koyarlar.

Günümüz de bu insan tipine rastlamak hiç de anımsanmayacak kadar çoktur. Hele bürokrasimiz de ve siyasetçimizde yok yoktur.

Yönetici makamında olup ta her siyasi devirde görevinin başında kalanlar bana nedense hep bu insan tipini anımsatır. Sizce yanlış mı düşünüyorum.

Rabbimiz birçok ayetinde münafıklık üzerine bizi uyarmaktadır.  İşte birkaç ayeti sizinle paylaşalım.

"Yeryüzünde fesat çıkarmayın, denildiğinde; 'Biz ıslah edicileriz.' derler."(Bakara, 2/11).

"Müslümanların inandıkları gibi inanın, diye örnek verilince; 'Biz de o beyinsizlerin inandığı gibi mi inanacağız?' diye itiraz ederler. İnananlarla yanyana gelince de; 'Sizinle beraberiz.' derler. Fakat reisleri ve şeytanlarıyla baş başa kalınca; 'Biz onları aldattık.' diye alay ederler." (Bakara, 2/13-15).

Rabbim bizleri muhafaza eylesin, hak üzerinden ve doğru yoldan ayırmasın. Kalın sağlıcakla.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108