Dedi: PKK’nın hendeklerini savunan Prof. Dr. Kaboğlu’nun CHP Tonya İlçe Örgütü tarafından düzenlenen panelde konuşmacı yapılmasını nasıl yorumlayabiliriz?

Dedim: CHP, 2019 hesapları yapıyor. Yaparken de HDP’nin oylarına ihtiyacı var. HDP’nin oylarını almanın yolu da HDP ile işbirliğinden geçiyor. Bu işbirliği bazen açık, bazen dolaylı… HDP’yi savunarak, bazen Adalet Yürüyüşü’nde kol kola girerek ve bazen da PKK hendeklerini savunan profesörleri adalet panallerinde konuşturarak gerçekleşiyor. Liberal düşünceyi ihanet noktasında savunan bu tür isimler bugün nasıl PKK’nın hendeklerini savunuyorsa yarın da HDP’lilerden CHP’ye oy isteyeceklerdir.

Dedi. Yani siz, Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu’nun sıradan ve normal bir tercih olduğunu düşünmüyorsunuz?

Dedim: O hendeklerde Tonya da şehit verdi. Şehit Polis Soner Yıldırım 2015 yılında PKK’nın hendeklerine karşı verdiğimiz mücadelede şehit düşmüştü. Soner Yıldırım, Şırnak’ta PKK’lıların bomba yüklü araçla yaptıkları saldırıda şehit düşmüştü. Ama fark etmez. O da Kaboğlu’nun savunduğu Hendek politikasının bir parçasıydı. Bu ülkede şehitlerin hukukunu teröristlere devreden profesör adaletten bahsedemez.

Dedi: KHK ile görevinden uzaklaştırılan Prof. Dr. Kabaoğlu acaba nasıl bir metin imzaladı. PKK’lı teröristlerin Hendek politikasını nasıl savundu.

Dedim: Hendekleri savunan ihanet metnini demek istiyorsun. İşte metin:

“Bu ülkenin akademisyen ve araştırmacıları olarak bu suça ortak olmayacağız! Türkiye Cumhuriyeti; vatandaşlarını Sur'da, Silvan'da, Nusaybin'de, Cizre'de, Silopi'de ve daha pek çok yerde haftalarca süren sokağa çıkma yasakları altında fiilen açlığa ve susuzluğa mahkûm etmekte, yerleşim yerlerine ancak bir savaşta kullanılacak ağır silahlarla saldırarak, yaşam hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı başta olmak üzere anayasa ve taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ile koruma altına alınmış olan hemen tüm hak ve özgürlükleri ihlal etmektedir.

Bu kasıtlı ve planlı kıyım Türkiye'nin kendi hukukunun ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası antlaşmaların, uluslararası teamül hukukunun ve uluslararası hukukun emredici kurallarının da ağır bir ihlali niteliğindedir.

Devletin başta Kürt halkı olmak üzere tüm bölge halklarına karşı gerçekleştirdiği katliam ve uyguladığı bilinçli sürgün politikasından derhal vazgeçmesini, sokağa çıkma yasaklarının kaldırılmasını, gerçekleşen insan hakları ihlallerinin sorumlularının tespit edilerek cezalandırılmasını, yasağın uygulandığı yerde yaşayan vatandaşların uğradığı maddi ve manevi zararların tespit edilerek tazmin edilmesini, bu amaçla ulusal ve uluslararası bağımsız gözlemcilerin yıkım bölgelerinde giriş, gözlem ve raporlama yapmasına izin verilmesini talep ediyoruz.”

Dedi: Evet… Buna aydın ihaneti de denebilir. Türk aydınları, üniversitelerin hukuk kürsülerinde oturan bazı hocalar, Cumhuriyetin Sur’da, Silvan’da, Nusaybin’de, Cizre’de Kürt katliamı yaptığını savunuyor ve Türkiye’yi dünyaya şikayet ediyorlar. Prof. Dr. Kaboğlu da bunların önde gidenlerinden…

Dedim: Üstelik bunu demokrasi, hukuk ve insan hakları adına yapıyor. PKK terör örgütü halkı esir almış. Evlerden evlere delikler açmış. İnsanların yatak odalarına kirli postallarıyla girip silahlı dolaşıyorlar. Evleri ağır silahlarla donatmış, karşı çıkanları infaz ediyorlar. Devlet, vatandaşını bu teröristlerden kurtarmak için yüzlerce şehit vermiş. Ama ihanet bildirisine imza atan Kaboğlu gibi aydınlar PKK’lıların hukukunu savunuyor. Devletin terörle mücadele ederek suç işlediğini söylüyorlar. Derhal ateşkes yapıp PKK ile müzakere istiyorlar. Ne yazık ki, Trabzon’un Tonya ilçesine davet edilen hukuk adamı böyle birisi.
Dedi: Ne büyük bir sınavdan geçiyoruz. Bu ülke aydın ihanetiyle tanışıyor.

Dedim: Evet ama ilk kez tanışmıyor. Bu ülke daha önce de ‘Aydın ihaneti’ yaşadı. Bak ABD’ye, Almanya’ya… Ve içimizdeki bahtsızlara… Onlara sorsanız, mücadeleleri Tayyip Erdoğan’a karşı. Peki Erdoğan giderse ne olacak? İşte Prof. Dr. Kaboğlu onu savunuyor. PKK’nın hendek eylemleri meşrulaşacak. PYD meşrulaşacak. ABD-Almanya Türkiye’yi bölecek. Kaboğlu gibi aydınlar da ‘Eh ne yapalım. Ayrılmak istiyorlarsa ayrılma hakları’ deyip demokratik hukuk devletinden bahsedecek. Teröristin hukukunun savunulmasının bizi götüreceği nokta böyle bir yerdir. CHP, 2019 hesabı adına ne yazık ki bunları meşrulaştırıyor.


 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.