Türkçe sözlüğümüzde hayâ, “utanma duygusu” şeklinde karşılanmaktadır. Birey olarak bu duygu bizi erdemli, ahlâklı, haddini bilen, emeğe saygılı ve dürüst kılar. Bu nitelikteki bireylerin meydana getirdiği toplum aynı minval üzere bina olur. O toplum huzur içinde yaşar gider. Günümüzde bu kavramdan uzaklaşır gibi olduk. Nitekim 40-45 yıl kadar önce, rahmetli babaannem “Öyle bir zaman gelecek ki haya denince ‘o da ne demek?’  diyecekler;  utanma kalmayacak…”   derdi. “Yok, canım babaannem, öyle şey olur mu?” şeklinde kutsal kelimeye sahip çıkardık. Bugün zaman zaman rahmetlinin sözünün gerçekleştiğine tanık olmanın hüznünü hep birlikte yaşıyoruz.

Burada otobüste telefona dalıp yaşlılara yer vermeyen gençlerden söz etmeyeceğim. Selam verildiğinde bacaklarını indirmeden selamı alanlardan da söz etmeyeceğim. Bunlar çok anlatıldı. Daha başka kişilerden bahsedeceğim. Gençliğimde camide vaiz, falanca muhaddisin rivayet ettiği hadiste böyle, falanca tefsirde açıklanan bu ayette böyle zikrediliyor diyerek verdiği bilginin kendine ait olmadığını, aldığı yeri belirtirdi. Bazen de falanca hoca efendi de şöyle demişti şeklinde kaynak gösterirdi. Üniversite yıllarında da yararlanılan kaynakların yazıda nasıl gösterileceğini özel bir dersle anlatmışlardı bize. Oysa bugün internetten kes-yapıştırla vaazlar, yazarlar peyda oldu. Dedik ya iktibas olur ama yeri gösterilerek, bunun yanında farklı yerlerden alınan cümle ya da paragraf yazıyla  uydurulur; bakış açısı, yöntemi, dil ve üslûp özellikleri farklı parçalar,  tek çatı altında uyumlu hâle getirilinceye kadar yoğrulur. Ama şimdilerde şurada burada yazıyı birbirinden kopuk parçalar halinde bir yığın gibi yayımlayanlar var. Bu sözde yazarların yaptıkları sahtekârlık yanında kendilerini dev aynasında görüp,  emek sarf eden, türler arasında dans eden yazarları görmezden gelmeleri hayasızlığın ta kendisidir.

Yıllarca görevini adaletten, bilimsellikten uzakta tutup, önemsemeyen bu nedenle FETÖ’ye yer açan, akrep gibi koltuğu kıskaçlarıyla saran adamların bugün  FETÖ karşıtı gibi görünmesi   hayadan uzak bir harekettir. Öğrencilerin dershaneye gitmeleri için okuldaki eğitimi yavaşlatan, halkın  seçilmiş evlere koşmalarının  önünü kesmekten uzak  kalan, milli ve manevi değerlerin işlenmesi için yapılan taleplere soğuk bakan yöneticiler için ne demeli, nasıl bir tanımlama yapmalı, bunu sizlere bırakıyorum.

“Haya imandandır.” diyor Peygamberimiz (SAV). Ne güzel özetlemiş konuyu o mübarek mesajıyla. İnanmak sırf dille, “Lâilâhe illellâh” demek değildir. İcraat gerekli icraat; kalp ile tasdik dedikleri budur. Haya bu babda imanın ayrılmaz bir öğesidir.

Liseli gençlere, ev hanımlarına, ev reislerine İstiklâl Savaşı gazisi bir hafızın eşi olduğunu inancından gelen cefalı, vefalı, sabırlı,  gayretli yapısıyla her halükârda gösteren Bahçecik Mahallesinin Hanife Nenesine bugün tekrar ihtiyaç duyulmaktadır. 7 yıl boyunca imam hatip lisesinden alamadığım değerleri bana en güzel, en tatlı üslûbuyla veren ve bugün bu değerlerden birini daha anlatmaya vesile olan babaanneme Rabbimden rahmet diliyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner108