Hayat, kesrette bir vahdettir” diye tanımlanır. Yani çokluğun iç içe birlikteliğidir. Hayatın içindeki iç içe geçmiş çokluğu bir arada algılama, anlama ve yorumlamada zorluk çektiğimiz için veya zihinsel yeteneklerimiz yetersiz kaldığından biz hayatı bölümledik. Bu yüzden eskiler “bilim bir idi, cahiller onu çoğalttılar” derler. İç içe geçmiş çokluk, bir yerde bize karmaşa, düzensizlik, karışıklık ve anlaşılmazlık şeklinde görünüyor ve biz ona kaos diyoruz. Aslında kaos ilahi yapıta karmaşıklık, komplesite ve düzensizliğin arkasındaki düzendir.

Çevremizdeki eşyayı ve yaşanılan olayları algılarken, genellikle sadeleştirme, düzleştirme, sivriltme, basitleştirme ve bölümleme yaparız. Mesela dağı üçgen şeklinde, deniz kıyılarını düz çizgi ve akarsuları paralel çizgiler, ovaları oval, ağaçları düz çizgiler şeklinde çizeriz. Hâlbuki dağ üçgeni andırır ama hiçbiri üçgen değildir. Ağaçlar düz bir şekilde uzanıp dallar vermez, ırmaklar kıvrımlanan paralel çizgilere sahip değildir. Her birinin üzerinde yüzlerce iniş ve çıkış, eğiklik, büküklük ve düzensizlik vardır.

5 bin 137 metre yüksekliğindeki Ağrı dağına çıkmak isteyen bir dağcının, tırmanışa 3 bin metreden başladığını düşünelim. Yüksek bir yer olduğu ve oksijen azlığından dolayı saatte sadece bir km yürüdüğünü farz edersek, 2-3 saat içerisinde 2 bin küsur km yürüyerek dağın zirvesine çıkmasını modern bilim hesap eder. Tırmanan dağcılara sorulduğunda hesaplanan km’nin 3-5 katı yol yürüdüklerini size söylerler. Önceki düz mantıkla yapılan hesap, sonraki yaşanan kaotik gerçektir.

Doğada yaptığımız bu düzleştirme, basitleştirme ve bölümleme nasıl ki gerçekten uzaklaşmak ise vuku bulan olayları algılama, anlama ve yorumlamada yaptığımız sadeleştirmede aynı şekilde gerçekten sapmaktır. Gerçeği bütünsel, detaylarıyla ve çevresel ilişkileri ile algılamak mümkün görünmemektedir. Herkes baktığı açıdan görebildiği kadarıyla, kendi birikimi ve olaylarla ilgili ön kabulleri içerisinde algılama, anlamlandırma ve yorumlama yapar. Bu yüzden gözümüzün önünde yaşanan birçok şey her kişi tarafından farklı yorumlanır ve farklı nitelenir. Aynı şey hem iyi, hem de kötü olabilir bizlerin zihinsel dünyasında… Ona göre de davranış ve tutumlarımız şekillenir, tarafgirliklerimiz ve karşıtlıklarımız doğar.

Bizlerin zihinsel melekeleri doğrusal çalışır. Dünyayı hep düz görmek isteriz. Çünkü geçmiş birikimlerimizden hareket ederiz, geçmişten elde ettiğimiz veriler üzerinden geleceği hesaplayarak, tahmin etmeye çalışırız, geleceğin geçmişin ortalaması şeklinde sonsuza doğru devam edeceğini varsayarız. Fakat hayat ve gerçek döngüseldir. Bütün uzay cisimleri eliptik bir yörüngede döner, belki zaman bile… Hayat, belirli bir alan üzerinde kendini hiç tekrar etmeyerek, fakat benzer salınımlar yapan bir sarkaç gibidir. Hiç tahmin edilemeyen bir anda salınımlar düzensizleşebilir. Musluktan damlayan damlanın birden düzensizleşmesi gibi… Bir süre sonra yeni bir düzlemde yeni bir düzene doğru hayat sürer gider.

Hayat, çokluk içindeki düzensizliğin altında yatan düzendir, doğrusal değil döngüseldir. Kaos hayatın ve doğanın içindeki ilahi sanatın muhteşem görüntüsüdür. Elbette kavrayana…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner108