İnsan birçok his ve duygu ile donatılmıştır. Bu his ve duygularını vicdani ve insani bir şekilde yönlendirmesiyle ancak insan olur. İman ile nurlandırmasıyla sultan olur. Fakat bu duygu ve cihazlarını nefsinin arzusu, şeytanın talimatı istikametinde kullanırsa kendisi ve çevresine zarar veren canavar bir hayvan olur.

Kıskançlık bu duygulardan biridir. Başkasında olan güzellikler, zenginlik, başarı ve iyilikleri kendinde arzu etmektir. Şayet bu arzu etmeyi onun da olsun, ama gerekenleri yapayım da benim de olsun sınırında tutarsa bu gıpta olur. Gıpta; iyiye, güzele, başarıya ulaşmada bir araç olduğu için olumludur. “Size gıpta ediyorum, sizi örnek alıyorum, sizin gibi olmaya çalışıyorum” ifadesinde kendini bulur. Başkasındaki bir iyilik ya da başarı onun değil de benim olsun deniyorsa, bende yoksa onun da olmasın deniyorsa, ondaki yok olsun, o yok olsun deniyorsa bu haset etmektir.

Bir yakını, çalışma arkadaşı veya komşusu herhangi bir nimete mazhar olduğunda onunla birlikte sevinebiliyorsa kişi, yani kendi için istediğini komşusu, çalışma arkadaşı, diğerleri için isteyebiliyorsa ne mutlu ona, bu insanların ve Allah’ın da övdüğü gerçek insandır. Takdir ve rızayı insanlığına ve imanına yerleştirmiş demektir. Tam tersi, komşusuna, çalışma arkadaşına, yakınına gelen nimetten mahzun oluyor, üzülüyor, niye bana gelmedi diyorsa eyvahlar olsun. Çünkü o Allah’ın takdirine razı olmuyor demektir, Allah’ın takdirine rıza göstermeyen, kadere isyan eder, kadere isyan eden başını taşa vurur ve kırar. Allah ise kendinden razı olmayandan razı olmaz. Veyl o kimseye…

Haset önce hasidi (haset eden) yakar bitirir. Ruhunda daima başkalarına verilen iyilikler, nimetler ve başarılardan dolayı azap çeker. Öyle ki, bu kıskançlık ateşi sürekli ruhunu dağlar. “Neden bana ait değil?” sorusu ruhunu iğneler durur. Bütün bir ömür hasetten dolayı kıskançlık krizleriyle geçer. Ömrü kısalır, kendine gelecek iyilik ve güzellikleri kaçırır. Meşhur bir kıssadır: Bir hasid rüyasında nurani bir zatı görür. “Dile benden ne dilersen sana vereyim, yalnız komşuna iki katını vereceğim” der. Bunun üzerine hasid “O zaman benim bir gözümü çıkar” der.

Hasid, aynı zamanda, yakınları, komşuları, iş arkadaşları ve içinde olduğu sosyal çevreyi de zehirleyen bir akrep gibidir. Kıskançlığın verdiği ruhsal eziyetle yakınlarını birbirine düşürür, komşuları arasında niza çıkarır, iş yerinde ispiyonculuk yapar ve etrafına huzursuzluk saçar. Kıskandığı, çekemediği kişilerin gıybetini yapar, yöneticilere şikâyet etmek ve onlara zarar vermek için, onlar hakkında asılsız bilgiler toplar. Sosyal medyada veya başka bir yerde bir resim veya yazı bulsa, mal bulmuş mağribi gibi, hemen üst yöneticilerine yetiştirir. Haset ettiği kişilere verdiği zarar ancak onun süfli ruhunu rahatlatır. O ruhu ancak cehennem ateşi ıslah eder.

İlk haset eden şeytandır. Şeytan insana bahşedilmiş olan insani üstünlükleri kıskanmış, neden bana verilmedi, insan topraktan ben ise ateşten yaratıldım, ben insandan üstünüm diyerek, Allah’a isyan etmiştir. Her haset şeytanı takip ve Allaha isyandır.

“Müminin kalbinde hasetle iman birlikte bulunmaz” “Hasetten sakınınız, ateşin odunu yakıp kül ettiği gibi hasette hasenatı yok eder” diye buyrulmuştur.

Ve haset ettiğinde hasetçinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Cemil 6 ay önce

çok güzel ve bilgilendirici olmuş hocam emeğinize, elinize, aklınıza sağlık.

Avatar
Nazlı 6 ay önce

Kalp hastalıklarının başlıcalarından biridir haset...
Güzel bir yazı. Teşekkürler.

Avatar
Nuray 6 ay önce

Yureginize saglik hocam cok guzel ifade edilmis ,kandiliz de mubarek olsun insaAllah, selam ve dua ile...

banner89

banner37