‘Hak’, kişiye ait olandır. ‘Hukuk’ ise ‘hak’ kelimesinin çoğuludur. Örneğin, zekât; fakir ve düşkün olanın, zenginin malındaki hakkıdır. Bir zenginin bir fakire zekât vermesi fakirin minnetini gerektirmez. Çünkü zengin fakire kendinden bir şey vermemiş, fakire ait olanı, yani; hakkı olan şeyi vermiştir.

Hak, inanç dünyamızın üzerine en fazla vurgu yaptığı konudur. Kutsal kitabımızın dört esasından biridir. Bunlar; Tehvid (Allahın varlığı ve birliği),  Nübüvvet (Peygamberlik müessesesi), Ahiret (öldükten sonra dirilme, haşir, hesap, cennet ve cehennem) ve son olarak Adalet (hukuk) ve İbadet.  Bize emanet edilenlerde, ailemizin, akrabalarımızın, komşularımızın, toplumun, nefsimizin ve Allah’ın hakkı vardır. Kişisel ve çalışma hayatımızda en fazla dikkat etmemiz gereken konuların başında, başkalarının hukukuna riayet gelmektedir. Bu sadece ekonomik, yani maddi haklar değildir. Yapılan işi dosdoğru yapmak, yapar gibi yapmamak da hakkın gereğidir. Hepimizin yapmakla sorumlu olduğu işlerde, birçok kişinin hakkı vardır. Ne yazık ki birçok çalışan, kazancını birinci derecede önemli görürken, işin kendisini sadece bir araç olarak algılayıp, işi yapıyor gibi görünmektedir. Hâlbuki bir işi yapmakla, yapıyor görünmenin, ekonomik ve zaman maliyeti aynı iken, sonuçları çok farklıdır. Örneğin bir derse giren öğretmen, dersini hakkıyla öğretse veya sadece ders saatini doldursa, her iki durumda da öğrencilerin ve öğretmenin harcadığı zaman aynı olacaktır. O dersin yapılması için ayrılan toplumsal ve ekonomik kaynaklar da aynı oranda harcanacaktır. Fakat birincide öğrenciler yeni şeyler öğrenmiş ve hayata dair kazanımlar edinmiş olacaklar, ikinci durumda ise öğrenciler sadece zamanlarını orada geçirmiş olacaklardır. İkinci durumda, hem öğrencilerin, hem de eğitime kaynak sağlayan toplumun hakkına girilmiş olacaktır.

Diğer bir açıdan baktığımızda, karar mercilerinde olanlar, kaynak ve statüleri dağıtırken gereklilik, yapılabilirlik ve liyakati esas almadığında aynı durum ortaya çıkacaktır. Böylece toplumun hakkı zayi olacaktır.

Kişi kendi hakkından, toplum veya başkalarının yararı adına vazgeçerse, bu bir çeşit feragat,  fedakârlık, belki de bir kahramanlıktır. Ancak, bir şahıs, diğer bir şahsın hak veya hukukunu, bütün bir toplum için dahi olsa şahsın rızası olmadan bir başkasına veremez. Örneğin, doksan cani ve suçlunun mürettebatı ile birlikte kaçırdığı bir uçak adalet namına düşürülemez. Ama, Japonya’daki 2011yılındaki deprem sonucu oluşan tsunamide Fukuşima Nükleer Santrali'nde insanları kurtarmak için hayatını ortaya atan mühendis Masao Yoshida’nın yaptığı ise bir fedakârlık ve kahramanlıktır. Özellikle adaleti dağıtma veya belirleme makamında bulunanların, bir takım kişisel veya kurumsal çıkarlar adına adalet dağıtımında tezellül göstermesi asla kabul edilemez. Üst yöneticimi memnun edeyim, mevcut makamımı koruyayım veya istikbal kaygıları bunun mazereti olamaz. “Hakkı batılla örtmeyin, hakkı gizlemeyin. Kaldı ki siz gerçeği biliyorsunuz (Bakara, 42)” emri gerçekten ürperticidir. Hakkın, hakikatin, adaletin koruyucusu olmak zordur. Elbette hakkı savunmanın, hakkı teslim etmek istemenin de bir bedeli olacaktır. Vatan şairi, fedakâr ve cefakâr Akif’in de dediği gibi;

Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem

Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.

***

Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,

Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim.

Adam aldırma da geç git, diyemem, aldırırım:

Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!

Hakkın küçüğü-büyüğü olmaz, Hak Allah’ındır. Allah’ın hatırından daha üstün bir hatır yoktur. Bu nedenle; Hakkın hatırı âlidir, hiçbir hatıra feda edilmez.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Gülümser Bostan 4 ay önce

Oldukça sade ve anlaşılır bir dil.Teşekkür ederiz. Hak yemeyenlerden olabilmek niyetiyle. Selamlar.

Avatar
Erdal Taha Aydoğdu 4 ay önce

Hocam, güzel bir konuya dikkati çekmişsiniz...

Avatar
Musa 4 ay önce

Güzel yazılarınızın devamı dileğiyle.

banner89

banner37