Eğitim-Sen Trabzon Şubesi 13 Şubat 2015 tarihinde bir eylem yaptı. Eğitim-Sen mensubu öğretmenlerin aynı gün derse girmedikleri eylem bir anlamda boykot gibiydi. Yürüyüşün adı ise ‘Lâik, bilimsel, demokratik eğitim’ yürüyüşü. Yani KESK mensubu öğretmenlerimiz okulların açıldığı ikinci devrenin başında ‘Laik, bilimsel, demokratik eğitim’ talebi ile boykot eylemi gerçekleştirdi. Buraya kadar her şey demokratik ve hukuki bir hak…

Öğretmenlerimiz ve aynı yürüyüşte onlara destek verenler laik ve bilimsel eğitimi savunma adına yürürlerken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bol bol hakaret gönderdiler. (Hakkımızda dava açılmaması için hepsini yazmıyoruz.) Mesela sloganlardan biri: “Katil Erdoğan”, “Katil Tayyip”…

Laik, demokratik ve bilimsel eğitimi savunurken Cumhurbaşkanına ‘Katil Erdoğan’ diye bağırmak nasıl bir demokratik haktır? Laik eğitim talebi ile Cumhurbaşkanına hakaret arasında nasıl bir bağ kurulmuştur? Tayyip Erdoğan acaba nasıl katil olmuştur?

Emniyet Müdürlüğü tarafından kameraya alınan yürüyüşün kendisine ulaştırılmasının ardından Trabzon Cumhuriyet Savcısı Çağrı Gir yasal bir hazırlık gerçekleştirdi. 37 yürüyüşçü hakkında iddianame hazırlayarak mahkemeye gönderdi. Yani yürüyüşçülerin 37’sinin yukarıdaki hakaret ve daha ağırlarını dillendirdiği iddianameye girdi. Savcı Gir’in iddianame haberi günebakış’ta yer alınca KESK Trabzon Şube Başkanı Muhammet İkinci ilginç bir açıklama yaptı. Bakın neler dedi? “Laik, bilimsel, demokratik eğitim savunusu savcılık tarafından hakaret olarak değerlendiriliyorsa o zaman savcılığın mütalaasıyla ilgili ciddi zihinsel bir sorun var demektir”

Nasıl ama!.. Nasıl algı oluşturuluyor görüyor musunuz!.. Laik, demokratik eylem hakkı mitinginde (!) öğretmenlerimiz veya birlikte eylem yaptıkları, ülkenin yüzde 52 oyla seçilmiş Cumhurbaşkanına toplu halde “Katil Erdoğan”, “Katil Tayyip” diyecekler!.. Daha ağır hakaretleri sloganlaştırıp bağıracaklar!.. Savcılık, bunlar hakkında hakaret davası açınca da ‘Savcılıkta ciddi zihinsel bir sorun var’ açıklaması yapacaklar!.. Biraz daha ileri gidildiğinde ‘Saray Hukuku bize ceza verdi!’ diye propaganda dillendirecekler!.. Ya da ‘Bakın diktatörlük laik demokratik mitinge dava açtı’ diye basın bildirileri yayınlayacaklar!..

Sayın İkinci’ye sormak lazım… Orada Cumhurbaşkanına ‘Katil’ sloganları atanlar Cumhurbaşkanı Kandil’in bombalanması emri verdiği için mi “Katil” diye bağırıyorlardı? Ya da diğer hakaret sloganlarının laik demokratik eğitimle ne ilgisi vardı?

En başından beri PKK ile mücadelede terör örgütüne ‘cici’ muamelesi yapanlar, Türk askerinin masum Kürt çocuklarını öldürdüğü algısının peşinden koştular. Bugün HDP etrafında toplanan sosyalist blok hep bu algıyı oluşturdu. Bu söylemin  HDP’nin ırkçı politikalarına alan yaptığı güneydoğuda karşılığı olabilir. Ama Türkiye’de hiçbir karşılığı yok. Hele Trabzon’da zerre kadar yok.

Kimileri köşelerinde, kimileri fildişi kulelerinde, kimileri meydanlarda, kimileri de mitinglerinde Cumhurbaşkanına hakaret ederken, söverken ve sayarken tavırlarını demokratik hak olarak görmemizi istiyorlar. Hakarete, küfüre dava açan savcıyı ve ceza kesen hakimi Saray hakimi… Karşı çıkanı ve ‘Aslında sen oy veren yüzde 52’ye hakaret ediyorsun’ diyeni ise yandaş ilan ediyorlar.

 

Sövmenin serbest itiraz ve dava etmenin ‘diktatörlük’ olarak nitelendirildiği bir ülke olabilir mi? Türkiye’yi Patagonya, toplumu ise ‘zihinsel sorunlu’ zannediyorlar. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.