ABD Başkanı Trump’un Suudi Arabistan ziyaretinin ardından 385 milyar dolarlık ticari anlaşma imzalandı. Oldukça büyük bir anlaşma. Bunun karşılığında Arap Baharı korkusunu hala üzerinden atmayan körfez ülkelerinin istekleri de alınmış olacak ki terörü desteklediği gerekçesi ile Katar üzerinde bir operasyonda mutabık kalındığı anlaşılıyor. Bunun sonucu olarak tüm Körfez ülkeleri, başta Suudi Arabistan olmak üzere Katar’ı siyasi, ekonomik abluka altına aldılar.

Bunu altında yatan gerçeklerin başında Katar’ın Türkiye ile olan yakın ilişkisi yatmaktadır. Katar’ın teröre karşı verdiği açık destekle Türkiye’nin dostu olduğunu göstermesi üst akıldan birçoklarını rahatsız etmiş görünüyor. Katar ile ekonomik işbirliğinin giderek artması birçoklarının işine gelmiyor. Çünkü Türkiye artık kabuğunu kırmış, gelişme yolundadır. Artık eskiden beri devam eden körü körüne itaat dönemi sona ermiştir. Onurlu bir dış politika dönemin girilmiştir.

ABD’nin Suudi Arabistan’la imzaladığı bu hatırı sayılır ticari anlaşma sonucu Körfez ülkelerinin irili ufaklı devletlerini yanına alarak Katar’a karşı cephe alması tam bir şantaj hareketidir. Başkan Trump’ın Suudilerle kılıçlı dansa katılması bunun göstergesidir. Trump şimdi de Katar emiri ile görüşebileceğini duyurdu. Bu sefer de ondan neler alabileceği masaya yatırılmak istenmektedir. Tam bir korsanca davranış. ABD bunu hep yapıyor. Bundan sonra sıranın hangi ülkeye geleceği bilinmiyor. Ama söylemlere bakılırsa hedefte İran var. İran bunu görmüş olmalı ki bakanını apar topar Türkiye’ye göndermiş. Cumhurbaşkanı ile uzun bir görüşme yaptılar. Bu durum ister istemez Ortadoğu’da tedirginlik oluşturmuş oldu.

İşin en üzücü tarafı ana muhalefetin bu konu ile ilgili sergilediği tavırdır. Bunu anlamak mümkün değildir. Ana muhalefet lideri: “Katar işine karışma. Rabia simgesini kullanma. Arka çıkma” gibi ifadelerle Türkiye’ye karşı adeta karşı tarafa davetiye çıkarmaktır.” Tavşana kaç, tazıya tut” siyasetinin yarar getirmeyeceği aşikârdır. Gücünü kullanarak eşkıyalığa kalkan bu devlet için partiler önemli değil, hedef devlettir. Şimdiye kadar faydasını görmediğimiz NATO yerine 1,7 milyarlık Müslüman devletlerinin kuracağı NATO benzeri bir savunma gücü birçokları gibi ABD.’yi de rahatsız etmektedir. Bunun sonucu olarak :”Dereyi dipten bulandırıyorsun.” bahanesi ile şeytani planlarını uygulamağa başlıyor. Benim muhalefetim de buna çanak tutmağa çalışıyor. Habire kendi kalesine gol yağdırıyor.

Milli birlik ve beraberliğe her zamankinden daha çok ihtiyacımız olduğu bu dönemde artık çatlak sesler duymak istemiyoruz. Her şeyden önce akıl ve mantığın hâkim olmasını arzuluyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.