Bir varmış bir yokmuş… Evvel zaman içinde kalbur saman içinde bir gazeteci varmış. Bu gazeteci Trabzon’un en eski gazetelerden birinde çalışan Asım’dan başkası değilmiş. O dönemde Enis Yıldırım ise günebakış gazetesinde muhabirmiş. 

Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde profesör ünvanı alan 5 öğretim üyesi birleşmiş dönemin rektörüne roleks saat almış. Bunu öğrenen Enis Yıldırım’da olayın peşine düşmüş. Enis Yıldırım buya. Hakkıyla unvan alan öğretim üyeleri niye üniversitesi rektörüne 10 bin dolarlık saat alır düşüncesine kapılmış. Aklında da, ‘Prof oldular rüşveti verdiler’ başlığı varmış.

Enis Yıldırım haberi hazırlamaya dursun, fotoğraf temini için uğraştığı sırada şaklaban bir öğretim üyesi yapılacak haberi bizim Asım’a sızdırmış. Asım durumdan vazife çıkarmış. Aramış Türkay Tüdeş’i.  Hocam senin hakkında roleks saat aldı diye haber yapacaklar, bir açıklama yap da haber çıkmadan haberin önünü keselim demiş.

Bizim Asım haberi yazmış. Haberi kaleme aldıktan sonra da aynı gün Ali Osman Ulusoy’un yemeğine katılmak üzere Aksular Oteli’ne gelmiş. Burada gördüğü Enis Yıldırım’a, Rektör saat almış he dedikten sonra yanından uzaklaşmış. Bizim Enis, üzülmüş elindeki haberin patladığını düşünmüş. Durumu patronu Ali Öztürk’e anlatmış. Ali Öztürk ise onlar yazamaz diye cevap vermiş. Enis için gece zor geçmiş. İlk işi elinde patlayan haberi okumak için gazeteye göz gezdirmek istemiş.  Gazeteyi açmış, birde ne görsün. Bizim Asım’ın manşeti, ‘Ben roleks saat almam’mış. Enis, Asım’ı aramış rektörün roleks saat aldığını nerede okudun da cevap hakkı doğmuş gibi yazdın, ya da sen mi yazdın da rektör cevap verdi diye sormuş. Asım ise gülerek konuyu geçiştirmiş. Bakıyorum, o Asım yok ortalıkta… Neden acaba…

Şimdi geleyim 15 yıl önce yaşanan bu olayı niye kaleme aldığıma… Bu şehirde dokunulmaz yaratanlar, birilerini koruyanlar olduğunu göstermek için yazdım. O neslin gazetecileri geçen hafta benzer bir olaya imza attılar. CHP Trabzon Milletvekili Haluk Pekşen’in AK Parti Yomra Belediye Başkanı İbrahim Sağıroğlu ile ilgili sözleri günebakış gazetesinde yer alınca, hemen harekete geçtiler. Sanki haberi kendilerini yapmış gibi, manşetten Sağıroğlu ile ilgili güzellemelere yer verdiler. Merak ediyorum, bunlardaki Sağıroğlu sevgisi nereden geliyor. Sahi 15 gün önce de siyasi hayatı Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından noktalanmış eski bakanı İstanbul Belediye Başkan adayı olarak gösterdiler.  Sonra bakan beyi aradılar mı? bilmiyorum. Ama şunu biliyorum ki, bunların sevgisi duygusal olmanın da ötesinde... Cep sevgisine benziyor.

Buradan CHP’li dostlara iki cümle yazmadan geçemeyeceğim. Sevmedikleri, taraf gördükleri, mahkemeye verdikleri, güvenmedikleri ve hatta ağır hakaretler yağdırdıkları günebakış, yine onların haberlerini verme cesareti gösteren tek gazete olmuştur. CHP’li dostlar, dün itibarıyla savcıya giden Haluk Pekşen’in haberini bakalım kaç gazetede görecekler. Hala bize güvenmiyorlarsa, sorunu kendilerinde aramalıdırlar.

***

Bugün yazıma TRT çalışanını yazarak son vermek istiyorum. TRT’de çalışırken, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun basın ekibinde yer aldı. Sonra Ankara’daki tempoya ayak uyduramayınca, geri dönmek istedi. Uzman olarak TRT’ye döndü. Döndü dönmesine de, Selahattin bey işe gitmez olmuş. İçeriden gelen şikayetler oldukça fazla. Sizin anlayacağınız bankamatik memuru olup çıkıvermiş.  Kazan kaynıyor, her an şikayet edilebilir. Bizden söylemesi…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.