Warning: getimagesize(/home/gunebakiscom/public_html/images/banner/aaa.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/gunebakiscom/public_html/amp/functions.php on line 0
Kimyasal gübre çığlığı

Kimyasal gübre çığlığı

Hikmet Hatırnaz: “Kimyasal gübre toprağı öldürdü. Yakında bölgeden göç başlayabilir.”

Organik gübre hakkında önemli açıklamalarda ve değerlendirmelerde bulunan 53/8 Rize Pazar Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Hikmet Hatırnaz, toprağın bir an evvel rehabilite edilmesi gerektiğini aksi takdirde önümüzdeki 15 yıl içerisinde insanların Rize’den göç etmek zorunda kalacağını kaydetti. Organik üretimle birlikte hijyen, temiz ve insan sağlığını etkilemeyecek bir çay tüketileceğine dikkat çeken Hatırnaz, toprağın işleyen bir fabrika olduğunu ve toprağın en kısa sürede rehabilite edilerek eski canlılığına kavuşturulması gerektiğini ifade etti.

Şu anda kimyasal gübrelerin toprağı kirlettiğini, çevreye zarar verdiğini biliyoruz, bu durum çokça da konuşuldu. Sizin bu konudaki düşünceleriniz nedir?

Hikmet Hatırnaz: 10-15 yıl evvel önce ben şunu söylemiştim: Azot dediğimiz şey bitkinin vücuduna, bünyesine girer. Böyle olduğu zaman bu, şu demektir: Yapraklara girer, yapraklardan bizim demliğe girer, demlikten de bizim bardağa akar ve biz onu içeriz. Fakat çok ilginç olan bir şey vardı. Azot, bitkinin bünyesine belli bir oranın üzerinde girdikten sonra kesinlikle vücutta kanser etkisi yapar. İkincisi toprağın pH değeri yükseldiği zaman, şu anki ortalama değeri 3,7 civarlarında 3,4’lerden sonra toprak artık kanser üretmeye başlar, daha doğrusu ağır metalleri yukarıya doğru çeker. Bizim bu toprakları bir şekilde rehabilite etmemiz gerekiyor. Buna toprak düzenleyici mi diyeceğiz, yoksa organik gübreyle birlikte toprağa eski canlılığını mı kazandıracağız? Çünkü toprak çoğu yerde öldü ve yapay şeylerle onu ayakta tutmaya çalışıyoruz. Eskiden dekar başına 60-70 kilo kullanmış olduğunuz gübre 200 kg üzerine çıktı. Niye? Bitki de yaşlandı, eski verimi yok, toprakta bitti. Bizim ilk başta yapmamız gereken şey toprağın canlılığını tekrar ona kazandırmak. Eskiden toprakta her türlü böcek vardı, yılan da vardı, solucan da vardı, kuş da vardı, kuşlar yuva yapardı. O havzaların hiçbirinde bildiğimiz balık nesli bile kalmadı. Bu ne demektir? Kimyasalın getirdiği olumsuzluk derelerimize kadar yansıdı. Bu toprakları rehabilite etmek görevin ötesinde artık yükümlülük olmaya başladı. Bu dengeler bu hâliyle devam ettirilirse biz 10-15 yıl sonra buradan göç etmek zorunda kalacağız. Bizim eskiden beri var olan fabrikamız toprağımızdır. Topraktan üretiyoruz. Eğer toprak ölürse neyle üretim yapacaksınız? O yüzden bir an evvel bu toprağın rehabilite edilip eski canlılığına kavuşturulması gerekiyor.

Organik çay tarımına geçildiğinde yüzde 50 verim kayıpları var deniliyor… Böyle bir şey var mı? Organik tarıma geçildiğinde üretici mağdur mu olacak?

Hikmet Hatırnaz: Ben bu yüzde 50 rakamını iyimser rakam olarak söylemiştim. Mesela ortalama eğer yüzde 50 değer kaybı varsa bu, şu demektir: Bizim fiyatımız yarı yarıya düşecek. Bugün yasal güvence altında değil ama kurum bir şekilde o vatandaşın parasını sübvanse ediyor. Mesela diyelim ki açıklanan taban fiyat 1 lira ise 2 liradan ödeme yapıyor. Niye değer kaybını o şekilde telafi ediyor? Şimdi bilmiyoruz tabii artık kurum bu rakamları resmi bir şekilde açıklayacak. Yüzde 50 yahut 40 artık neyse resmî olarak açıklayacak ve şu kadar değer kaybı var diyecek. Yasal güvence altında bunu sübvanse edecek.  Diyelim yüzde 50 değer kaybı var. Bizim bir yılda üretmiş olduğumuz çay 240-260 bin ton civarında. Piyasanın ihtiyacı olan çay miktarı da o kadar. Şimdi yarı yarıya değer kaybı olduğunda, rekolte kaybı olduğunda 120 bin tona düşecek. O zaman 120 bin ton da siz dışarıdan ithal edeceksiniz demektir. Biz bunu nasıl karşılayacağız? Ya ithal edeceğiz ya da üretim alanlarını genişleteceğiz. Ya da bu tarıma uygun bir gübreyi, bileşimi bu araziye taşıyarak karşılayacağız. Üretim yarı yarıya düştüğü zaman kurumu bir kenara koyalım, 200 civarında çay üreten atölye var. Burada 12-13 bin civarında insanımız çalışıyor. O zaman yarı yarıya bu insanlar işini kaybedecek demektir. Çünkü verim yarı yarıya düşerse bir kısım insan bu atölyeleri kapatacak, yarısı birleşecek, güçleri artık neye yetiyorsa… Fakat ne olursa olsun yarı yarıya bir erozyon olacak. Bu da en iyimser rakam 6-7 bin civarında insandır. Bu kadar insan bir anda işsiz kalacak, o zaman buna da devletin bir şekilde önlem alması gerekir. Ürün yoksa özel sektör ne yapacak? Ya fabrikayı kapatacak ya birleşecek ya da kapasiteyi düşürecek. Nihai durumda bizim bu toprağı tekrar kazanmamız gerekiyor. Rize bu güne kadar çay tarımının artılarıyla, girdisiyle ayakta kalmıştır. Çayın bitmesi demek Doğu Karadeniz’in sosyoekonomik yapısının bitmesi demektir. Devletin en büyük yükümlülüğü ne olursa olsun bu ürünü kurtarmaktır. Bu ürünü kurtarırken hem dışarı gidecek dövizi içeride tutuyorsunuz hem de buradaki sosyal dengeleri korumuş oluyorsunuz. Binlerce insanın işsiz kalması, sanayinin de esnafın da kurumun da bitmesi demektir. Şu andan itibaren önlem almak devletin görevidir.  Bakın Çay Yasası bir amaç ile çıktı ve bunu da başardı, bugüne kadar da getirdi. Eğer bu şekilde devam ederse bunu kaybedecek. Toprak rehabilite edilmezse önümüzdeki 15 yıl içerisinde buradan göç kaçınılmaz olacak. Çünkü buraya ekonomik girdi sağlayacak başka bir şeyimiz yok. Bazıları turizm diyor, turizmin buraya getireceği değer yüzde 8’i geçmez. Sadece onun getireceği ufak tefek tadilatları yapar. Ekonomi girdi sağlayacak, sadece çay tarımının kendisidir.

Üretici bu konuda yeteri kadar bilinçli mi? Neler yapılabilir, ne önerirsiniz?

Hikmet Hatırnaz: Değil, hiç değil. Ben hep şunu söyleyip şunun mesajını veriyorum: Akılcı bir şekilde düşünüp, akılcı bir şekilde hareket edip, devleti yönetenlere yol gösterici olmaktır. Bu toprağı kurtarıp yeniden kazanacağız.

Piyasada katı gübreler ve sıvı gübreler var, gelecek için sizce hangisi uygun olacaktır?

Hikmet Hatırnaz: Evvela bu toprağın canlılığını tekrar geri kazandırmamız gerekiyor. Önce katı gübre ama daha sonra fotosentezi güçlendirmek için, canlılığı artırmak için sıvıyı da kullanabiliriz. Gübrenin getirdiği olumsuzlukla toprağımızda 20-30 cm belki de 40 cm beton gibi bir tabaka oluştu. Geçirgenliğini yitirmiş, bir tane canlı yaşamıyor. Benim önce o toprağı canlandırmam gerekiyor. Yukarıdan ne verirsem vereyim alttan aldığı şey önemli. Önce katı gübreden vermeliyiz sonra sıvı da kullanılır, doğru olan bu.

Sayın Hatırnaz teşekkür ederiz.

Hikmet Hatırnaz: Ben teşekkür ederim,

Filiz YILDIRIM

Haberler