Sertifikalı organik çay üretimine geçiş, denetim hassasiyetlerini de beraberinde getirecek

Doğu Karadeniz Çay Bölgesinin Tamamı Sertifikalı Organik Tarıma Geçerse, Çok Ciddi Denetimsel Zorluklarla Karşılaşılacak.

Doğu Karadeniz çay bölgesinin tamamının sertifikalı organik tarıma geçişinin gündemde olması, az bilinen organik tarım gerekliliklerinin bilinme ihtiyacını doğuruyor. Sertifikalı organik tarıma geçiş için gerekli hususlar bulunuyor. En dikkat edilmesi gereken husus ise tüm girdilerin organik tarıma uygun olma gerekliliği. Bunların başında da gübre geliyor.

Topraktaki Kimyasal Gübre Denetimi, Ancak Amonyum ve Nitrat Azotlarının Topraktaki Konsantrasyon Miktarının Doğru Zamanda Tespiti İle Mümkün

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız tarafından yayımlanan organik tarım yönetmeliğinde bitki koruma amaçlı herhangi bir kimyasal ilaç kullanılması yasak. Çay bitkisinden bir numune alınarak yönetmelikte tanımlanmış olan 521 adet kalıntının analizi yapılarak yönetmeliğe aykırı olan herhangi bir kimyasal bitki koruma maddesinin kullanılıp kullanılmadığının tespiti ise mümkün. Ancak toprağa kimyasal gübre uygulanıp uygulanmadığının denetiminin yapılması oldukça zor. Bunun sebebi ise gübrenin toprağa uygulanması ve toprakta ne tip bir gübre kullanıldığının çay yapraklarının analizinden tespit edilememesi. Zira toprağa organik kaynaklı azot da uygulansa, kimyasal gübre azotları da uygulansa (üre, amonyum sülfat ve kalsiyum amonyum nitrat) çay bitkisinin alabildiği azot cinsi ya amonyum ya da nitrat azotları olacaktır. Dolayısıyla bitki her şekilde azotu, amonyum ve nitrat formlarında aldığı için nihai ürüne bakılarak ne tip bir gübreleme yapıldığının tespiti mümkün olamıyor. Buna ek olarak ne tip bir azot cinsi uygulanırsa uygulansın, toprakta amonyum ve nitrat azotuna dönüştüğü için amonyum ve nitrat azotlarının varlığı, kimyasal gübre kullanıldığına dair kesin bir kanıt oluşturmuyor.

Kimyasal gübre uygulamasının tek tespit metodu amonyum ve nitrat azotlarının topraktaki konsantrasyon miktarıdır. Organik azotun amonyum ve nitrat azot cinslerine dönüşmesinin belli bir süreci bulunuyor, bu süreç sonucunda toprakta oluşturacakları maksiumum konsantrasyonlar ise sınırlı oluyor. Kimyasal gübre uygulamalarında bu konsantrasyonların çok üstünde amonyum ve nitrat azot konsantrasyonlarına rastlamak mümkün. Dolayısıyla herhangi bir denetim anında toprakta belli bir konsantrasyon üzerinde amonyum veya nitrat varsa, kimyasal gübre kullanıldığına kanaat getirilebilir. Bu denetimin de belli bir dönem içerisinde yapılması gerekiyor. Zira kimyasal gübre kullanıldıktan sonra bu konsantrasyon miktarları azalışa geçiyor, dolayısıyla ilgili analiz gecikirse tespit mümkün olamıyor.

Doğu Karadeniz’de Çay Üretimine Ayrılan 800 Bin Dekarlık Alanda Bu Denetimler Ne Kadar Etkin Yapılabilir?

Sertifikalı organik tarımda toprak analizlerinin gübrelemeye yakın bir zamanda yapılması gerekiyor.

800 bin dekar alanın tamamında sertifikalı organik tarıma geçilmesi durumunda bu kadar alanın analizinin yapılması gerekecek. Normal şartlarda Bakanlığımızın yönetmeliğinde bir kontrolör 800 kadar müteşebbüsü denetleyebiliyor. Bugün Türkiye’de sertifikalı organik tarım yapan 100 bin adet müteşebbüs olduğunu ve aktif olarak da mühendis kökenli, her beş yılda bir eğitimleri güncellenen 170 kontrolörün çalıştığını biliyoruz. Doğu Karadeniz çay bölgesinin tamamiyle sertifikalı organik tarıma geçmesi durumunda, 220 bin adet yeni müteşebbüsün organik tarıma geçmesi, dolayısıyla 275 yeni kontrolöre daha ihtiyaç duyulacağı anlamına geliyor. Toplamda ihtiyaç duyulacak 425 eğitilmiş kontrolörün ne zaman ve nasıl bulunacağı ise belirsiz. Çözüm Organomineral Gübrede Sertifikalı organik tarım yapıldığı takdirde bütün kıstasların en iyi şekilde gerçekleştirilerek yapılması, nihai ürünün organikliğinin sorgulanmaması açısından gereklilik arz ediyor. Aksi takdirde verilen emek boşa gidiyor ve kurumların ve ülkelerin prestij kaybına uğrama riski doğuyor. Buna kıyasla organomineral gübre kullanımı ile Türkiye’de yapılan organik tarımın organikliğinin sorgulanacak bir pozisyonu bulunmuyor çünkü ürün organik sertifikası altında satılmıyor. Zaten Doğu Karadeniz çay bölgesinin öncelikli ihtiyacı sertifikalı organik çay üretmek değil; toprak çoraklaşmasını engellemek, su kirliliğinin önüne geçmek, çay verim ve kalitesini artırmak böylece bölgenin refahını sürdürülebilir bir şekilde sağlamaktır. Organomineral gübre kullanımı buna imkan tanıyan en uygun çözümdür, çünkü toprakları ıslah ediyor, suları koruyor, çay verimlerini artırıyor ve bölgeye sürdürülebilir refah sağlıyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner35

banner37