Şehirleşme anlayışı ruh sağlığını bozuyor

 Medicalpark Karadeniz Hastanesi Psikiyatri uzmanlarından Dr. Cengiz Soylu, “Türk sosyal yaşantısının temel özelliklerinden biri mahalle kültürünü ve bunun ön plana çıkardığı komşuluk ilişkilerini, modern yaşantılar ve modernleşmenin dayattığı hayat tarzının, insanları beton bloklardan oluşan yeni sitelere ve kentlere yönlendirmesi ne yazık ki bitirme noktasına getirmiştir” dedi. 
Eski komşuluk ilişkilerinin bugün kaybolma noktasına geldiğini belirten Soylu, “Aynı binanın içerisinde bulunan dairelerde oturan insanlar, birbirlerine selam vermez, komşular birbirlerine gidip gelmez oldu. Komşulardan birisi birkaç gün kapıya çıkmazsa merak edilip kapısı çalınmıyor artık. Sokaklarımız, şehir yerleşim düzenlerimiz, binaların kat sayısı, doğal dokuya uygun olmayan yapılaşma, estetikten uzak yapılar zaten içinde bulunduğumuz vahim durumun en çarpıcı ispatıdır. Bu şekildeki yapılaşma ve şehirleşme tarzı doğamıza yabancı olduğu için bizi strese sokabiliyor. Buda bazı insanlar için herhangi bir ruhsal hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştırabiliyor. Bu yaşam tarzı doğamıza yabancı olduğu için bizi strese sokabiliyor. Ve bazı insanlar için herhangi bir ruhsal hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştırabiliyor” diye konuştu.
Şehirleşme ve yapılaşma alanındaki çarpık tablodan herkesin rahatsız ve şikayetçi olduğunu söyleyen Soylu, “Mimari uygulamaların ruhsal sağlığımız üzerindeki etkileri de bilimsel olarak ispat edilmiş durumdadır. Buna rağmen siyasi ve ekonomik kaygılar, ne yazık ki insani beklentilerimizin ikinci plana atılmasına neden oluyor. Bu konuda özellikle bazı duyarsız belediye başkanlarının önemli bir payı vardır. Ancak son zamanlarda özellikle sayın Cumhurbaşkanımız ve sayın Çevre ve Şehircilik bakanımızın olayı sahiplenmeleri son derece olumlu ve gelecek için ümitli olmuştur” ifadelerini kullandı.

"Ne yapılmalı"
"Bu konuda duyarlı olmak ve bu kötü gidişata dur demek zorundayız" diyen Soylu, “Yeni şehirleşmelerde, sitelerin dışa kapalı ve bencil kültürlerine karşı, mahallelerin dışa açık ve yardımlaşmalı kültürlerini dikkate alan uygulamalar yapılmalıdır. Site kültürünün odak noktasında istekler vardır. Mahalle kültüründe ise, isteklerin karşılanmasına değil, ihtiyaçların karşılanmasına önem verilir. Yapılaşmada tabii ki ticari kaygılar olacak. Ancak insan ve onun en değerli üretimi olan kültür göz ardı edilemez. Dikey yapılaşmalar, ruhu olmayan tuhaf siteler, rezidanslar insanın doğasına uygun değildir, hatta insanın ruhsal yaşantısını olumsuz etkileyebilirler. Yapılaşmada öncelikli amaç, ‘insanın doğasına ve kültürüne’ uygun düzenlemeleri yapmaktır. İnsanlarına değer vermeyen toplumlar, şehirlerini hiç güzelleştiremezler. Ve unutulmaması gereken başka önemli bir şey de şehirler yapılarından önce insanlarıyla var olurlar” şeklinde konuştu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner35

banner37