Prof. Dr. Cemal Dinçer: "Karadeniz kirleniyor, balık türleri de giderek yok oluyor"

Karadeniz’in tek başına Türkiye’nin su ürünleri üretiminin yüzde 70’ini sağladığını kaydeden Dinçer, 2000 yılında 280 bin ton olan hamsi üretiminin 2016 yılında 103 bin tona gerilediğini ifade ederek, balıkçı gemilerindeki teknolojik gelişmelerin, sürdürülebilir avcılık limitlerinin aşılmasına neden olduğunu söyledi. Dinçer, ”Karadeniz’in açık bir deniz olmaması özellikle, Tuna nehri kaynaklı endüstriyel atıklar olumsuz etkilemektedir. Karadeniz’in 200 metrenin altında Hidrojen Sülfür (H2S) varlığı nedeniyle biyolojik olarak çeşitliliğinde bir azalma olduğu gerçektir. Son yıllarda balıkçı gemilerimizde meydana gelen gerek fiziksel (gemi boyut ve kapasitelerinin büyümesi) gerekse teknolojik gelişmeler (balık bulucu ve seyir cihazlarının kabiliyetlerinin artması) de balıkçılık filomuzun avcılık kapasitesini sürdürülebilir avcılık limitleri üzerine taşımıştır. Bununla beraber Karadeniz tek başına ülkemiz su ürünleri üretiminin yüzde 70’ini sağlamaktadır” dedi. 

Son 16 yılda hamsi avı 280 bin tondan 103 bine geriledi 
Karadeniz’de hamsi avının son 16 yılda 280 bin tondan 103 bin tona gerilediğine dikkat çeken Dinçer, “Denizlerimizden avcılık yoluyla elde edilen üretim miktarlarına baktığımızda üretimde ciddi anlamda düşüş olduğu görülmektedir. TÜİK verilerine göre; 2000 yılında 461 bin ton olan üretim 2004 yılında 505 bin tonla maksimuma ulaşmış bundan sonra dalgalanmalar göstererek sürekli azalmış ve nihayet 2016 yılında 301 bin tona düşmüştür. Bu düşüş büyük ölçüde Karadeniz’de avlanan hamsi miktarlarındaki düşüşle açıklanabilir. 2000 yılında 280 bin ton olan hamsi üretimi 2004 yılında 340 bin tonla maksimuma ulaşmış bundan sonra dalgalanmalar göstererek sürekli azalmış ve 2016 yılında 103 bin tona düşmüştür” diye konuştu. 
Eskiden Karadeniz’de onlarca balık çeşitleri bulunmasına rağmen bugün bu çeşitlerin giderek kaybolduğuna dikkat çeken Dinçer, “Karadeniz’de hamsi, istavrit (kraça), çaça, palamut, lüfer (çinekop), barbunya, mezgit, kalkan, pisi, vatoz, zargana yaygın olarak görülebilen türler olmakla beraber uskumru, torik, mersin levrek, kefal, iri istavrit (karagöz), sarıkanat (lüferin küçüğü) ve kofana (lüferin büyüğü) gibi türler ise nadiren veya hiç görülmeyen türlerdir” ifadelerini kullandı. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108