Katar ablukası, İsrail’in güvenliği içindir

Türkiye Ombudsmanı ve KDK Başdenetçisi Şeref Malkoç’la günebakış’a yaptığı ziyarette Katar krizini konuştuk. Krizin görünen yüzünden öte arka planını önemseyen Malkoç, Türkiye’nin tavrını yerinde ve gerekli bulduğunu kaydetti. 

Günebakış: Sayın Malkoç... Suriye savaşları bitmeden şimdide Katar kriziyle yüzleştik. Ciddi bir krizle karşı karşıyayız. Türkiye’nin tavrını yorumlarmısınz?

Şeref Malkoç: İslam dünyası şu anda çok sıkıntıda ve zor durumda. Aslında bu zorluğun tarihte de örnekleri görülmüştür. İstila ve işgal dönemlerinde hep olur. Bugünkü süreçler biraz Haçlı Seferleri dönemine benziyor. Ama İslam aleminin bundan çıkacağı kanaatindeyim. Biraz zaman alacaktır. Burada Türkiye’nin tutum ve davranışı çok isabetli ve doğrudur, halk da bunu desteklemektedir sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde. Bunu desteklemektedir. Ufak-tefek farklı söylemlerin olması çok önemli değil. 80 milyonluk bir ülkeyiz, farklı düşünceler olabilir. Ama çok garip ve enteresan olan şey şu; 7 gün savaşında İsrail’i yok etmek için bir araya gelmiş olan ülkeler bugün İsrail ile bir olup Katar’a zarar vermeye çalışıyorlar. İslam dünyasının perişanlığını anlatması açısından önemli... Tıpkı Haçlılar’ın gelip Kudüs krallığını kurduğunda Bağdat Halifesinin Kudüs Krallığına yaptığı seferde Şam, Halep, Trabluskon emirlerinin Hristiyanların, Haçlılar’ın safında yer alması gibi... Tarih tekerrür ediyor. Nasıl Türkler o gün, hiç sağa-sola bakmadan direkt Haçlılar’a karşı mücadele ettiyse, bugün de uluslararası hukuka uymayan ülkeler karşısında, doğrunun ve haklının yanında yerini alıyor.

Günebakış: Krizin altında yatan gerçek sebep Hamas ve Müslüman Kardeşler meselesi mi? Yoksa daha özel sebepler mi var?

Şeref Malkoç: Burada dikkat edilmesi gereken en önemli şey şudur; Bu bölgede dünyada özellikle Avrupa ve Amerika’nın üzerinde durduğu şey önce İsrail’in güvenliğidir. İkincisi de petrol ve doğalgaz kaynaklarıdır. Dünyadaki petrol, doğalgaz ve madenlerin yüzde 70’i İslam coğrafyasında. Özellikle Körfez, Hazar bölgesinde. Yani Türkiye’nin etrafında. Türkiye o açıdan doğru adım atıyor, doğru kararlar veriyor. Şimdi niyetleri İsrail’in güvenliği için yeni alanlar açmak... Hatırlarsınız... Bush döneminde 4 haydut ülke ilan edilmişti. Suriye, Irak, İran ve Kuzey Kore. Şimdi Suriye ile Irak’ı hallettiler, hedefte İran var. Bunu yaparken de bir taraftan Irak ve Suriye’yi böldükten sonra PKK’ya devlet kurdurmak istiyorlar. Bu yeni bir şey değil. Nasıl 1991 yılında Birinci Körfez Harekatı yapıldığında Amerikalılar geldiler orada Kürt devleti haritasını koydular. Ardından da oradaki Barzani ve Talabani’yi silahlandırdılar. Yönetilen Barzani ve Talabani’ye yaptıklarını bugün PKK, PYD üzerinden Kuzey Suriyeliler’e yapmak istiyorlar. Türkiye hem geçmişteki Selçuklu-Osmanlı tecrübesinden hem de 1990’larda yaşadığı hareketle buna karşı doğrunun ve haklının yanında tavır alıyor. Türkiye’nin gücü buna yeter mi? Yeter. Türkiye 80 milyonluk bir ülke. Biz savaş istemiyoruz. Biz yapılan yanlışlığı daha fazla Müslüman kanı dökülmesin istiyoruz.

Günebakış: Size göre Türkiye’nin bu olay karşısında avantajları nedir? Türkiye olaya büyük bir özgüvenle yaklaştı. Çok net tavır aldı. Size göre o özgüven nereden kaynaklanıyor?

Şeref Malkoç: Türkiye’nin en büyük avantajı şu; Birincisi Türkiye’de siyasi istikrar var yani siyasi kriz yok. Koalisyon ortağını ikna etmek yok, on milletvekili başka partiye geçerse hükümet yıkılmıyor. İkincisi de devlet krizi yok. Yani herhangi bir kuvvet komutanı aklına estiği zaman bir bakana veya başbakana fırça atamıyor. Veya Genel Kurmay Başkanı aklına estiği zaman hükümete uyarı mektubu veremiyor. Veyahutta Anayasa Mahkemesi gibi devlet kurumları tutup da hükümetle uğraşmıyor. Veya Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında ihtilaf yok. Bunlar inanılmaz imkanlardır. Ve bunu da taçlandıran olay sayın Cumhurbaşkanımızın tecrübesi, basireti, dirayeti ve liderliğidir. Fransa Cumhurbaşkanı Makron, yeni cumhurbaşkanı oldu. Fransa’nın dünya olayları ile ilgili gelişmelerini kitapta okuyarak öğrenecek. Ya da danışmanlarından dinleyecek. Öğreneceklerini bizim cumhurbaşkanımız yaşamış. Siyasi istikrar var. Devlet krizi yok. Taçlandıran, tecrübeli, basiretli bir lider var. O açıdan Türkiye’nin önüne hangi kriz çıkarsa çıksın onu aşacaktır. Ve Türkiye’nin diğer bir avantajı da savunma sanayinde çok ciddi mesafeler aldı. Alacağımız çok daha yolumuz var. Ama savunma sanayini, insansız hava aracından, atak helikopterine Alper tankına kadar yapabiliyoruz.

Günebakış: Türkiye’nin duruşu bu bağlamda biraz da Amerika Birleşik Devletleri’ne karşı algılanabilir mi, zira bu krizin arkasında Amerika’nın olduğunu bütün dünya biliyor?

Şeref Malkoç: Yani direkt olarak öyle söylemek doğru değil. Biz NATO’da Amerika ile müttefiğiz. Batılılarla ilişkilerimiz var. Ama bu ilişkiler diğer ülkelerle ve hasseden İslam ülkelerinde ortaya çıkan durumda, yani ‘Amerika böyle düşünüyor’ diye bizim Amerika, Avrupa gibi düşünmemizi gerektirmiyor. O günler geride kaldı. Zaten geçmişte hep öyle oldu. Hatta Amerika veya Avrupa bir şey demeden, ‘Onlar böyle düşünür’ diye bizimkiler önceden tavır alıyordu. Şimdi esas olan, bu milletin menfaatleri ve ne düşündüğü. Bu millet ne düşünüyor? Milletin düşüncesine göre adım atmak gerekiyor. Bu arada tabi yani Türkiye muhalefet partileri ve sivil toplum örgütleri ile bu işi benimsemiştir. Bu güzel bir şey.

Günebakış: Çok hassas bir nokta var. Katar’lılar’ın Kabe’ye sokulmadığı iddiaları. Suud böyle bir şeye cesaret edebilir mi, zira böyle bir şey olursa Mekke ve Medine’nin bağımsız yönetimlerce idare edilmesi gibi önemli bir hadise gündeme gelmez mi?

Şeref Malkoç: Her ne kadar Suudi Arabistan’a, Katar’a karşı böyle bir tavır aldırıyorlarsa da asıl hedefte olan Suudi Arabistan’dır. Çünkü Katar’ın doğalgaz zenginlikleri var. Zaten geçmişte de onları Batılılar istedikleri gibi yönetiyorlardı. Katar’da yönetim değişikliği de yapabilirler. Ama siyonizmin asıl hedefi Suudi Arabistan’ı bölmek, parçalamak ve kutsal mekanları yani Kabe’yi, Mekke-i Mükerremeyi, Medine-i Münevvereyi ayrı bir bölge yapmak. Hedefte bu vardır. Suudi Arabistan umarım bunları farkeder, bu yanlıştan döner. Suudi Arabistan’ın Katarlılar’a karşı böyle bir tavır içinde olmamaları gerekir. Olurlarsa kendilerine zararlı. Çünkü Suudi Arabistan’ın da içi rahat değil. Suudi Arabistan’da yüzde 10-15 civarında Şii var. Eskisinden çok daha fazla ve İran’ın etkisi altındalar. Suudi Arabistan’ın İsrail’e hassaden bu kadar yaklaşmasından dolayı şiddetle tepki gösteren aşiretler var. Suudi Arabistan’ın yöneticileri farkında olmadan en büyük zararı kendilerine veriyorlar. Bu da bir oyun. Çünkü Suudi Arabistan bölgede İslam dünyasının en önemli güçlerinden biri. Gerek doğal zenginlikleri gerek devlet otoritesi gerekse askeri potansiyeli açısından. Şimdi bu bölgede İsrail’in karşısında en güçlü yakın Suriye vardı, Irak vardı. Bunları böldüler. İran’ı da parçalamaya çalışacaklar ve sıra Suudi Arabistan’la Türkiye’ye gelecek. Türkiye dayanıklıdır, tarihi tecrübesi vardır. Bu coğrafyada çok badireler atlattık. İnşallah kıyamete kadar da bu coğrafyada kalacağız. Bunları inanarak, görerek, yaşayarak ve Türkiye’nin son 40 yılını bilerek söylüyorum.

Günebakış: Teşekür ederim.

Şeref Malkoç: Ben teşekkür ederim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.