Geçiş süreci organomineralle olabilir

Organik gürede yaşanan verim düşüklüğünün çay sektörünü sıkıntıya sokabileceğini kaydeden Nahum, Yarı organik gübre hem toprağı yeniden düzenleyecek hem verimi düşürmeyecek

Organik gübre üretiminin Rize ve Trabzon’da ki çay bölgesi için yeterli olmadığını, 130 bin ton kimyasal gübre kullanılan bu bölgede çok daha fazla organik gübreye ihtiyaç duyulduğunu kaydeden Nahum, ‘Henüz bu noktada değiliz’ dedi

Hexagon Katı Atık Yönetim Kurulu Üyesi Kerim Nahum, bölgedeki muhtarları ve ziraat adası meclis üyelerini bilgilendirmeye Araklı ile devam etti.  Araklı’da çıok sayıda mutar ve üreticiye konuşan Nahum sorulara cevap verdi. Nahum muhtarlara organik gübre ve çayın geleceğini anlattı.

“Hexagon Katı Atık şirketi olarak birçok farklı iş yapıyoruz. Yaptığımız iş cinsi ile dünya da tekiz ve kendi dalımızda da dünyanın en büyük organik ve organomineral gübre üreticisi firmasıyız. 2008 yılında kurulduk, yaptığımız iş gerçekten çok farklı bir iş. Biz belediye ve evsel atıklarını topluyor ve ayrıştırıyoruz. Bu atıkları kendi içerisinde organik ve inorganik olarak ayrıştırıyoruz. Hepimizin evinde yemek artıkları kalıyor. Hallerden pazarlardan topladığımız sebze atıkları kalıyor. Şirketimizin yanındaki hayvan işletmelerinin hayvansal atıkları kalıyor. Bütün bu organik atıklardan organik gübre dediğimiz kompost gübresini yapmaktayız. Bu gübrenin doğrudan arzını gerçekleştirmekteyiz ve bu gübreyi bildiğimiz kimyasal gübrelerle zenginleştirerekten yarı organik olarak organomineral gübre üretiyoruz.

Firma olarak yeni bir firma değiliz. 2008 senesinde kurulduk 2011 yılından beri Türkiye’nin her noktasında faaliyet göstermekteyiz. Fakat Karadeniz Bölgesi kapasitemizin yetersiz olmasından dolayı en son temas ettiğimiz bölgelerden bir tanesi oldu. Bir buçuk senedir de bu bölgede faaliyet göstermekteyiz. Şuan da Türkiye çapında 200 bin tonluk üretim çapı olan 2 tane fabrikamız var. Bu kapasitemizle Türkiye ve dünyanın en büyük organomineral gübre üreticisi konumundayız. Sizin de bildiğiniz üzere Karadeniz bölgesinde organik tarım konusunda ciddi bir faaliyet söz konusu. Çeşitli konularda çeşitli kararlar alınmakta ve fakat çeşitli imkânsızlıklardan dolayı da bir gecikmiş faaliyet söz konusu. Bu konunun ilk gündeme gelişi kasım 2016 da Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açılışını yaptığı milli tarım projesinin tanıtımında gerçekleşti. Ve Sayın Cumhurbaşkanımız topraklarımızın kimyasal gübrelerden dolayı çoraklaştığını, kirlendiğini yer altı sularımızın kirlendiğini ve eğer bu şekilde aşırı bir kimyasal gübrelemeye devam edersek tarımın artık sürdürülemez hale geleceğini, çocuklarımızın artık bizim gibi hayatlarını ikame edemeyeceğini gündeme getirmiş, doğal gübreye ve kompost gübreye geçme gerekliliğini söylemişti.  Gerçekten de siz bu bölgenin insanları olaraktan eminim ki topraklarınızın bu 30-40 yıl içinde kimyasal gübrelerle nasıl çoraklaştığına bizzat şahit olmuşsunuzdur. Suların kirlendiğine, balıkların azaldığını görmüşsünüzdür. Bunun tek sorumlusu aşırı yapılan kimyasal gübrelemelerdir. Doğrusu evet bu bir problemdir. Bu problemden uzaklaşmanın en büyük çözümlerinden bir tanesi de kimyasal gübrelerden uzaklaşıp doğaya zarar vermeyen, doğayı zenginleştiren organik gübrelere geçme isteğidir. 2017’nin ocak ve şubat aylarında tarım bakanlığının ilgili yetkilileri Doğu Karadeniz Bölgesinde artık kimyasal gübrenin yasaklanacağı bilgisini paylaştılar. Fakat Türkiye’de yeterli organik gübre arzı olmadığı için bakanlığın yasağı mümkün olmadı ve bie sezon gecikme ile 2018 yılında artık kimyasal gübreye son verilip organik gübreye geçilme kararı alındı. Bu konuda ÇAYKUR’da öncü olarak dedi ki ben bir çalışma yapacağım. Araştırdılar kimdir bu firmalar? Hangilerinin ürünleri iyidir? Hangilerinin ki değildir? diye 20 tane şirket davet edildi. 9 tane de deneme parseli organize edildi. Bu deneme parsellerinde 20 firma kendi organik gübrelerini uyguladılar. Bizde bu organik gübreleri uygulayan firmalardan bir tanesiyiz. ÇAYKUR’un denemelerindeki ürünümüzün adı organaform 4 -4 gübresidir. Bu 20 tane firmanın ürünlerinin sonuçları da 1-2-3 hasat şeklinde takip edildi. Sonuçlarda geçen hafta nihaileşti. Bu 20 firmanın sonuçlarına baktığımız zaman organik tarımın bir gerçekliğinin yeniden ortaya çıktığını görmekteyiz. Organik tarım ne kadar topraklarımızı korusa da ne kadar sularımızı korusa da maalesef kimyasal gübrelerle alışık olduğumuz verimleri organik tarımda yakalamamız mümkün olmuyor. Ve normalde aldığımız verim yüzde 20 oranında düşecek. Bu manada çay üretimlerinin düşmesi bizim cebimize giren paranın düşmesi anlamına geliyor. Türkiye çay konusunda zaten kendi kendine yeten bir ülke değil. Ülkemizin çay ithalatı konusunda dışarıya açılması anlamına geliyor. Belki fabrikaların çaysız kalması anlamına geliyor. Belki çay fiyatlarının artması anlamına geliyor. Bu gibi organik tarımın ciddi sıkıntıları var. Hükümet bu manada çiftçimizin geliri düşmeyecek aradaki zararı biz karşılayacağız düşüncesiyle böyle bir düşünce söz konusu fakat bunun bütçesi henüz organize edilebilmiş değil. Bu tutarın ne kadar yapılacağı ve ne süre yapılacağı belli değil. Dolayısıyla organik tarıma geçiş evet gerekli fakat geçildiği takdirde ortaya çıkacak problemlerin ve ilgili paydaşların nasıl zarar görmesinin engellenmesi henüz ilgili muhataplar tarafından cevaplanabilmiş sorular değil. Şimdi bizim vatanımıza bakarsak bu 20 firma arasında organik gübre konusunda en yüksek verim almış firma bizim firmamız. Ama ona rağmen biz dahi bölgenin külliyen organik tarıma geçmesinin yönetilemeyecek sıkıntılar ortaya çıkartabileceğinden bir bilgilendirme yapmak ve gerçekte inandığımız çözümün ne olduğunu sizlere aktarmak istiyoruz. Biz bir organik gübre üretiyoruz. Onun dışında da gübrenin yarısının organik olduğu yarısının kimyasal olduğu adının organomineral gübreler olduğu alternatif üçüncü bir gübre oluşturuyoruz. Bunun Türkiye’deki tek üreticisi biz değiliz. Bizim dışımızda bunun Türkiye’de 6- 7 tane daha üreticisi var. Bizim inancımız organomineral dediğimiz yarı organik gübreler. Çaya tıpatıp aynı şekilde uygulanmakta ve maliyetleri kimyasal gübrelerle aynıdır. Eşit miktarda uygulandığı takdirde çay verimlerinin düşmesine değil artmasına imkan tanımaktalar. Bir yandan da yarı organik gübre olduklarından da toprağımızın kimyasal gübreler gibi çoraklaşmasına sebebiyet vermez. Aksine içerlerindeki organik içerik sayesinde toprağımızın bir yandan da veriminin artmasına sebebiyet verir. Yer altı sularının kirlenmemesine imkan tanımakta. Bu gübrenin ne olduğunun iyice herkese anlatabilmesi ve böyle bir üçüncü bir opsiyon olduğunun anlatılması bizde bölgenin geleceği açısından gerçekten önem teşkil etmekte. Eğer ki toprakların ve suların kirlenesine dur demek istiyorsak ama çay gelirlerimizin de durmasını istemiyorsak bizzat Türkiye’nin en büyük organik gübre üreticisi olaraktan biz bunu söylüyoruz. Bizce çözüm organik tarım değil. Yarı organik olan gübrelerdir. Organik tarım konusunda başka bir problemle daha karşı karşıyayız. Trabzon ve Rize çay bölgesinin toplam gübre ihtiyacı kimyasal gübre anlamında 130 bin ton civarındadır. Ülkemizdeki organik gübre arzı maalesef 130 bini geçecek seviyede değildir. Dolayısıyla eğer ki hükümetimiz bölgenin organik tarıma geçeceği kararını verirse. Türkiye’de 80 bin tonluk gübre arzı açığı oluşacaktır. Bu da organik gübre fiyatlarını çok fazla şekilde yükselmesini, açığın kalitesinin ciddi anlamda sorgulanabilecek merdiven altı firmalar üreten ürünler le ikame edilmesi anlamına gelecektir. Bu gibi senaryoların önüne geçilebilmesi için biz organik tarım değil bu geçiş sürecinde  yarı organik gübrelere yönenilmesinin doğru bir çözüm olduğuna inanıyoruz.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.