Bana ‘AK Partili olmak’ yeter

Yerel yönetimlerde 4,5 yıllık bir süreç tamamlandı. 6 ay sonra da yeni bir yerel seçimle başka bir dönem başlayacak. Ortahisar Belediyesi olarak geriye dönüp baktığınızda “Şu projeleri de gerçekleştirebilseydik.” diyebildiğiniz neler var?

Dört buçuk yıl oldu.  Özellikle Trabzon’un büyükşehir olmasından sonra yeni kurulan Ortahisar Belediyemizin bünyesinde epeyce bir yol aldığımızı düşünüyorum. Kurumsallaşma anlamındaki çalışmalarımızı da bir yandan sürdürüyoruz. Tıpkı yeni belediye binamızın yapımında olduğu gibi. Çünkü yeni bir belediye. Bir taraftan kadrolaşmasıyla kurumsallaşmasını yapıyor, diğer taraftan da yapılaşma ile kurumsallaşmasını sürdürüyor. Bunların eş zamanlı olarak sürdürülmesi tüm hızıyla devam ediyor. Bir diğer taraftan bu belediyeye 7 tane ayrı yerel yönetimin intibakı, il özel idaresinin devredilen yapısının intibakı, 36 köyün intibakı gibi eş zamanlı zor birleştirmeler yaptık. Ama sadece yoğunluğu anlamında zor... Yoksa bunlar görev aşkıyla yapılmıştır. Görev yapalım diye halkımız bize yetki verdi. Dolayısıyla hâlâ bu ikmal aşamasındayız ama bunu yaparken de görev alanımızda hizmette kesintiye mahal vermemeye çalıştık ve çalışıyoruz. Tabii ki bu hizmet heyecanımız,  motivasyonumuz başladığımız gibi... Bu şehri daha da güzelleştirmek, daha yaşanabilir bir hâle getirmek, sıfır çevre sorunuyla, temiz yönüyle, doğal gazın tüm alanlara ulaşmasıyla ve turizm trendindeki yatırımlarımızı tamamlamak istiyoruz. Bunlardan biri olan Mağmat Boğazı sürecinde uzun bir zamanımız geçti. Burayı, Sayın İçişleri Bakan’ımızın da büyük gayretleriyle belediye bünyemize aldık. Bu, Süleyman Soylu Bey’in desteğiyle oldu. Ona özellikle teşekkür etmek istiyorum. Diğer taraftan tünel akvaryumumuz var. Bunları keşke bu dönemde bitirebilseydik ama birçok bürokrasiyle, yasal mevzuatla eş zamanlı iş yürütüyorsunuz ama en azından tünelimizi deldik. İnşallah birkaç aya karşıya çıkacağız. Orası da turizme yönelik olarak bir hizmet... Ekopark’ımızı açtık. Ciddi bir yaşam alanı oldu. Şimdi büyükşehir tarafından botanik park da açıldı. Onlarla beraber hem şehirde yaşayan insanlarımızın yaşam alanlarını hem çocuklarımızın eğlence alanlarını artırmak, bir taraftan da dışarıdan geleni de iyi ağırlayabilmek ve şehirde fazla kalabilmesini sağlamak istedik. Trabzon’da 32 bine yakın yatak var. Bu yatak sayısı da bir taraftan artmaya devam ediyor. Daha profesyonel, daha konforu yüksek mekânları da şehir kazanıyor.

Size göre Trabzon, turistleri burada tutabildi mi? Turizm şehri olduk mu?

Yüzde yüz profesyonelleştiğimiz kanaatinde değilim. Sorumlu bir kimlikle söylüyorum ki daha iyi olmalıyız. Havalimanına gelen, özellikle şehre para getiren Orta Doğulu turistlerin parasını doğru manada bırakmasını temin etmemiz gerekiyor. Havalimanına geldiğinde ilk muhatabı turizm acentesi, oradaki konaklama, şehre girdiğindeki lokantasıyla beraber bunu sağlamalı. Bu seçimlerde bir taraftan partime oy isterken diğer taraftan da esnaf ziyaretlerinde bulunduk. Buralarda dedik ki “Aman ayağımıza sıkmayalım!” Çünkü buraya gelip geri dönene kadar bizim bu şehir adına o bizim olumlu ya da olumsuz turizm elçimiz. Olumlu ya da olumsuz reklamımızı yapıyor ve en iyi reklam odur. Broşür ve film yaparak Körfez ülkelerine Trabzon İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile gönderiyoruz ama en iyi reklamı buraya gelenler yapıyor. Onun için adım attık ama şehri daha yukarıya çıkarabilmeliyiz. Körfez ülkelerinden ciddi yatırımcılar bizi ziyarete geliyor. Mesela bizim Mağmat’taki projemizi üç tane ayrı ayrı Kuveytli yatırımcı takip ediyor. Bu insanlar tüm süreci takip ediyor. Tabii bunu biz yasal olarak ihale yapacağız ama onlar bu projeyi ciddi manada takip ediyor. Yaşam alanlarına yatırım yapmak istiyorlar. “Dubai’de yalnızca buzdan bir yaşam alanı oluşturuldu. Bunların hepsini tümüyle yapıp size vereyim.” diyorlar. “Bana alan tahsis edin.” diyorlar. Şöyle de bir zorluğumuz var: Onların yatırım konseptlerine uygun hazine arazisini de onlara tahsis edemiyoruz. Topoğrafyamızdan dolayı zorluğumuz var. Ama bunlar mazeret değil. Çocuklarının da kalması ve eğlenmesi için bunları istiyorlar. Tünel Akvaryum da bir anlamda buna hizmet edecek. Belki büyük çapta olmasa bile daha küçük çapta ama böyle alanların olması lazım. Forum AVM tıklım tıklım... Bunun gibi yaşam alanları istiyorlar. Bu manada da şehrimize yatırımlar kazandırmamız lazım. Bunlar çok büyük yatırımlar değil ama bunları belediyeler olarak yapmalıyız. Bu ciddi bir beklenti.

Trabzon, kent trafiği açısından her geçen gün sıkışan bir noktaya doğru seyrediyor. Size göre turizm bundan nasıl etkileniyor?

İnsanlar özellikle dinlenme anlarında rahat olmak isterler yani stresli olmak istemezler. Buna baktığımızda merkeze gelen bir turist olumsuz etkileniyor. Bizim şehrimizin, vatandaşımızın psikolojisi de kötü etkileniyor. Kornaya basıp duruyoruz. Bu, oradaki olumsuz yönü artıran bir unsur ama bunun hepsini çözecek projeler yok değil, var. Kent içi raylı sistemden tutun... Geçen hafta Sayın Ulaştırma Bakanımız buradaydı. Belediyeyi ziyaretinde de konuştuk. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın da kendisine süratle bu ikinci geçişimizi yani Kanuni Bulvarımızı buralara taşımamız lazım ve kent içi raylı sistemi süratle devreye koymamız lazım diye ilettik. Şu anda şehre bir mazeret söyleyecek durumda değiliz. Bunu mikro milliyetçilik anlamında söylemiyorum ama kabinenin bütün bakanları memlekete hizmet için Cumhurbaşkanı’mız tarafından görevlendirilmiştir ama dört tane bakanımızın ve Adalet Bakanı’mızın gücünü kullanabilmeliyiz. İcracı bakanlarımızın kabinede olması dolayısıyla geçtiğimiz sürecin konjonktürel gerekçeleri ne olursa olsun bütün bunlara rağmen bu gücü Trabzon’a kanalize edemiyorsak en azından kendi adıma söylüyorum bu bizim yeteneksizliğimiz ve beceriksizliğimiz olur. Bunu gelecek adına söylüyorum.

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı olsaydınız güney çevre yolundan mı yoksa Kanuni Bulvarı’ndan mı başlardınız?

Ben yüzde yüz güney çevre yolundan başlardım. Başından beri savunanlardan birisiyim. Kesinlikle güney çevre yoluna başlanmalıydı. Ama ben bunu eleştirel bir yaklaşım olarak söylemiyorum. Bu şehir içi trafikte de bu yoğunluk tamam ama ben yüzde yüz bunu AK Parti Trabzon İl Başkanıyken de söylüyordum. Ama ben bunları sert siyaset yapmak anlamında söylemiyordum. Eğer bugün Ordu’da ve diğer ilçelerde bile çevre yolu yapıldıysa... Çünkü bizim çevre yolumuzdaki kastımız sadece transit bir geçiş değildir. Bugün de aynı şeyi söylüyorum. Ulaştırma Bakanımıza da söyledim. İnşallah bunun adımlarını bu dönemde atacağız. Şayet bu ekonomik kriz olmasaydı 2019 yılında bir bölümüne başlanacaktı. Kriz dolayısıyla bir müddet ertelendi. Ancak Trabzon şuna inansınki bu krizden çıkışta yapılacak ilk iş Güney Çevre Yolu’na başlanmak olacaktır.

Önümüzdeki süreçte ekonomik bir sorunla karşı karşıyayız. Türkiye üzerinde oynanan bir oyun var. Türkiye’de bunun karşılığı nedir? Yerel seçimlerde toplumun bu dolar saldırısından etkilenerek bunu siyasete yansıtacağını düşünüyor musunuz?

Bugüne kadar AK Parti’nin Cumhurbaşkanı’mız önderliğinde 2001 sonrası her sene üzerine koyan ve kökleşen bir makroekonomik dengeyle birlikte iyi yönetilen bir ekonomi gerçeği var. Halkımız her seçimde sandıkta onun karşılığını oy olarak partimize verdi, veriyor da. Bir yönüyle baktığımızda insanlarımızın bu spekülatif, ülkeyi baskılamayla birlikte kendi istedikleri politikayı dikte etmek isteyenlere karşı vatanseverlik duygusuyla davrandığını görüyoruz. Bir yönüyle de ekonomi hepimizin bireysel hayatı... Ekonomi hepimizi doğrudan ilgilendiriyor. Bir yönüyle de vatandaşımızın nezdinde de “Acaba bu iş ne olacak?” diye bir soru işareti var, yok değil. Ama şu bakış beni ümit var ediyor ve bu bakış ülkenin de yüz yıl önceki anlayışının da bugün tezahür ettiğini gösteriyor: “Doların yeri dolar ama vatanın yeri dolmaz!” Siyasî görüşü ne olursa olsun artık insanımız her şeyin farkına varmış. 100 yıl önce dedelerinin yaptığı fedakârlığı 15 Temmuz’da da göstermiştir. Bu ekonomik baskılamanın öncesinde irademizi 15 Temmuz’da da almaya çalıştılar ama bu halk, 15 Temmuz’da da dedelerinin yaptığını gösterdiler. Doların yeri dolar, vatanın yeri dolmaz. Vatandaşımızda bu var. Bu bizi tutan en büyük bağdır. Onun için halkımız müsterih olsun. Türkiye son 15 yılda jeopolitik gücünü ortaya koyuyor, koymaya da devam edecektir. Tek bir şemsiye altında birilerinin bize 50 yıldır dikte ettiği politik argümanlarını uygulamaktan çıktı. Kendisi artık politik argüman ortaya koyan bir duruma geldi. Zaten hazmedilemeyen budur. Burada bir konuda menfaati uyuşmuyorsa o menfaati uyuşmayan güçlü devletin yaptığını demekten ziyade o güçlü ülkeye başka bir kulvar gösterdi. Bu eksen kayması değil, bu coğrafyanın gücünü kullanma kabiliyetidir. Bu bir Mustafa Kemal Atatürk zamanında kullanıldı bir de şimdi kullanılıyor. Ben olaya böyle bakıyorum. Yok efendim AB idi NATO idi çok önemli değildir. Oradaki hedeflerde yine ülke hedefi olarak devam etsin ama biz bu topraklardaki birliğimizi idame ettirmek için önce kendi ulusal birliğimizi sağlama almak, o anlamda da savunma sanayisinde millî adımlar atmak gerekir. Diğer taraftan da etrafımızda gelişen olaylara da duyarsız kalmadan ki bu baskılamaların sebebi odur. Biz şimdi El-Bab’a, Cereblus’a gitmesek  Zeytindalı Operasyonu’nu yapmasak... Bugün İdlib’de şu ana kadar yapılmak isteneni en azından buraya kadar erteleyerek oranın da bir kaos merkezi olmasını engellemesek... Biz tüm bunları yapmasak kimse bize bir şey demeyecekti. Yapmadığımız zaman bir şey demediler ama bu kadar Türkiye olduk. Şimdi proaktif yapmaya başladık. Sağımızla solumuzla buradaki bölgenin zenginliklerini politik amaçlar dışında “Durun bakalım arkadaş, bizde buradayız!” diyen bir ülke konumuna gelince böyle durumlarla karşılaşıyorsunuz. Ama şunu biliyorlar ki Türkiyesiz olmuyor.

AK Parti’nin kurucuları arasında yer aldınız. İl başkanlığı yaptınız. Tüm kademelerinde görev yaparak geldiniz. Hedefiniz milletvekili olmaktı ama AK Parti içinde size Ortahisar Belediye Başkanlığı öngörüldü. Önümüzdeki dönemde belediyeciliği de önemli ölçüde içselleştirdiğiniz, kavradınız. Şehrin tüm eksikliklerini de artılarını da biliyorsunuz. Önümüzdeki dönemde bir büyükşehir belediye başkanlığı beklentiniz var mı? Kamuoyunda bu tür söylentiler var. Bununla ilgili neler söyleyeceksiniz?

Teşekkür ediyorum. Çok samimi bir şekilde siyaset yapan makamlarda bulunanlar böyle klasik cevaplar verirler. Şu anda verilen görevi, görev sonuna kadar kullanmayı ve yetiştirebildiğimiz kadar da bu icraatlarımızı tamamlamayı düşünüyorum. Daha evvel niyetimiz ve hedefimiz başka oldu ama Allah başka bir görev nasip etti. Çok önemli ve çok güzel bir görev nasip oldu. Benim hedefim milletvekili olmaktı ama nasip olmadı. Ama partime, davama hiçbir zaman küsmeden, davamı ve partimi önüme koyarak yürüdüm. Sayın Cumhurbaşkanı’mız böyle bir görevi bize tevdi etti. Halkımız da seçti. Onu yerine getirmeye çalışıyorum. Ve halka bu yönüyle de hizmet etmek de ayrı bir mutluluk. Halkın bir sorununu belediye başkanı olarak çözdüğünüz zaman gerçekten mutlu oluyorsunuz. Onun ayrı bir manevi hazzı var. Şu anda görevimi tamamlamanın amacı ve arzusu içindeyim. Vakit gelince bunu partimiz değerlendirir ve kararı partimiz verir. Ama ne olursa olsun bu davaya hizmet etmeye devam edeceğim. Allah’a müteşekkirim ki girdiğimiz vazifelerden hep alnımızın akıyla çıktık. Yine onun peşindeyim. Yarın vazife olsun olmasın Uzunsokak’ta yürüdüğümüz zaman selamımız alınsın o bizim için yeterlidir. Eğer bir vazife olursa da olmazsa da ben bu davaya hizmet etmeye devam edeceğim. Çok şükür ki Recep Tayyip Erdoğan gibi bir mümtaz şahsiyetin ülke sevdasıyla bu ülkeyi daha yukarılara çıkarma sevdasıyla memleketine ve milletine hizmet ettiği bir kervanda bize de bir görev nasip oldu. Ona müteşekkiriz.

İl başkanlığından alındığınızda ve hiçbir şekilde görev verilmediği süreçte de size teklifler geldiğini, çeşitli partilerden çok cazip teklifler gelmesine rağmen, “Hayır, ben partimden ayrılmayı düşünmüyorum. Bu benim için bir parti değil bir davadır.” diyerek sabrettiğinizi biliyoruz. Aynı şeye bundan sonra da ne olursa olsun devam edeceğinizi söylüyorsunuz...

Kesinlikle öyle. Davada yetki-görev hiç problem değil. Bu davanın gerçek savunucusu iseniz bu önemli bir makamdır. Bunu görev aldığım zamanda da almadığım zamanda da yerine getirdiğimi mütevazı bir şekilde olmadan söyleyebilirim. Çünkü çok tazyiklerle de karşılaştım. Ama ben 29 yaşında bu partiye il başkanı olarak girdiğimde bu yine genel başkanımızın tercihiydi. O zaman o çağda Trabzon gibi bir yere Ahmet Metin Genç’i atadığı zaman Cumhurbaşkanı’mızın, Genel Başkan’ımızın tercihiydi. Onun için bu davanın içine şu makamda olayım diye hakikaten girmedim. Israrla kurucu yönetime girdim. İbrahim Keskin bilir. Israr ettim “Yönetimde görev almak istiyorum.” diye. Herkesin ne olacağı belli değil dediği dönemde ben ısrar ve inatla bu yönetimin içerisinde olmak istedim. İyi ki de olmuşuz ve hizmet ediyoruz. Eğer bir makam hevesiyle Ahmet Metin Genç bu davada olsaydı takdir edilmediği zaman da başka yerde olurdu. Ama dava inancıyla olduğumuz için bir yerde olalım olmayalım bu dava için hizmet etmeye devam edeceğiz.

Sayın Başkan başarılar diliyorum.

Teşekkür ediyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89