Bakan Soylu, Trabzon'da!

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "CHP, bütün niyetini, seçim hesaplarını, bütün ittifaklarını açıkça ortaya dökmüştür. PKK'nın uzantısı olan siyasi partiyi saymıyorum. Türkiye'de ilk kez bir siyasi parti açık bir şekilde genel başkanının ağzından 'teröriste vurma' demiştir." ifadesini kullandı. Soylu, AK Parti Maçka İlçe Başkanlığının 6. Olağan Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, kongrelerin önemine dikkati çekti. Bu beraberliğin anlamının ezanları susturanlara mesaj vermek olduğunu ifade eden Soylu, "Bu beraberliğin anlamı başbakanlarımızı, bakanlarımızı idam edenlere, 'Bizi ürkütemediniz, bizi korkutamadınız, bizi sindiremediniz, bizi milliyetimizden, dinimizden, geleneğimizden, anamızdan, babamızdan, bizi demokrasiden ayıramadınız' denilen anlayışın adıdır." diye konuştu. Soylu, hangi adımı niçin attıklarını, niçin atmaları gerektiğini bilmek zorunda olduklarını belirterek, sorumluluklarını taşımak ve anlatmak zorunda olduklarını söyledi. Soylu, dün Amanos başta olmak üzere yaptığı ziyaretler hakkında da bilgilendirmede bulunarak, Adana, Gaziantep, Hatay, Osmaniye ve Kilis'in valileri, jandarma komutanları, emniyet müdürleri ve bölge komutanlarıyla bir araya geldiklerini anlattı. Partililere, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Binali Yıldırım'ın selamını da ileten Soylu, ilçe yönetimlerine de verdikleri katkıdan dolayı teşekkür etti. Soylu, teşkilata bugüne kadar hizmet edenlere de şükranlarını ileterek, "Bir gün başımızı öne eğdirmediniz. Bir gün bize atılan iftiralara karşı, 'acaba' diye bir soruyu ortaya koymadınız. Bu ülkeye yönelen bütün saldırılara karşı göğsünüzde çelik bir zırh yaptınız, 'Vurursa buraya vursun size bir şey olmasın' diye liderimiz Recep Tayyip Erdoğan'ın ve onun arkadaşlarının etrafında çelik bir zırh ördünüz, demokrasi zırhı ördünüz, millet zırhı ördünüz ve bayrak zırhı ördünüz. Allah sizden razı olsun." dedi. Siyasetin önemine dikkati çeken Soylu, şunları söyledi: "Siyaset söylemler ve sonuçlar üzerinden yürür. Söylemlerinize ve aldığınız neticeye bakarlar demiştim. Elbetteki seçmenler için bu böyledir. Elbetteki ama bir de rakiplerimiz var. Onlar da size bakarlar. Size göre pozisyon alırlar, bir plan yaparlar. Türkiye'nin ta Gezi olaylarından itibaren hatta 27 Nisan e-muhtırasından itibaren 17-25 Aralık'ta, 6-7 Ekim'de, 7 Haziran sonrası artan terör hadiselerinde ve 15 Temmuz'da, bütün hadiselerde, bu ülkede ana muhalefet hep milletin karşısında yer almış ve hep başkalarıyla kol kola girmiştir. Biz buna alışmıştık aslında. 'CHP'dir, normaldir' diyorduk. İnanın öyle, o öyle davranır ve işte sonunda son 10 gündür maalesef CHP'nin yöneticileri ağzındaki baklayı çıkarmışlardır. Bunu hep beraber gördük. Hep beraber şahit olduk. CHP, bütün niyetini, seçim hesaplarını, bütün ittifaklarını açıkça ortaya dökmüştür. PKK'nın uzantısı olan siyasi partiyi saymıyorum. Türkiye'de ilk kez bir siyasi parti açık bir şekilde genel başkanının ağzından 'teröriste vurma' demiştir."

"Teröristin silahlısı varmış, silahsızı varmış"

Dün Dörtyol'da söylediğini belirterek, "Allahınızı severseniz, yeni yeni kavramlar duyuyorum ve bu yeni yeni kavramları da hayretle takip ediyorum. Diyor ki 'Silahlı terörist, silahsız terörist.' Teröristin silahlısı varmış, silahsızı varmış. Arkadaş bu ülkede iç güvenlikten hükümet beni sorumlu tuttu. Söylüyorum, diyorum ki bu adamlar 4 tane teröristle beraber, aynı yerde... Bunlar da teröristtir. Bunların PKK ile bağlantıları vardır. Bölücü terör örgütü ile bağlantıları vardır. Bir kere bize itibar edin ya. Ankara'dan İstanbul'a giderken bize itimat ediyorsunuz işinize gelince, Çanakkale'de bize itimat ediyorsunuz işinize gelince. Bize bir kere itimat edin, itibar edin ya." ifadesini kullandı. Soylu, terörle mücadele ettiklerini vurgulayarak, "Son bir ayda terörle mücadelemizde bakın kaç operasyon ortaya koyduğumuzu söyleyeceğim. 5 bin 147 operasyon ortaya koyduk ve burada 183 terörist etkisiz hale getirildi bir ayda." diye konuştu. "Ağustos ve temmuz ayı, PKK için şahlanış aylarıdır." ifadesini kullanan Soylu, şöyle devam etti: "Kendi kuruluş aylarıdır ve terör olaylarını yürüttüğü ve sürdürdüğü aylardır. Yani topyekun saldırırlar. Hem kuruluş ayları olması sebebiyle hem de bunlar şubat ve mart ayında inlerinden çıkarlar. 4-5 ay inlerinde durdukları için hareket kabiliyetleri daralır ancak temmuz ve ağustos ayında böyle ahlaksızca operasyon yapmak için kendilerine fırsat kollarlar." diye konuştu. Partililere, "Biz bunu nasıl sağlıyoruz?" sorusunu yönelten Soylu, şunları kaydetti: "Jandarması, polisi, askeri istihbaratı, teknolojisi, biz bunu nasıl sağlıyoruz? İnsansız hava araçlarımız. Silahlı insansız hava araçlarımız. Bunlarla beraber ve bunu sağlarken şu noktayı da size söylemek isterim. Biz silahlı insansız hava araçlarımız, insanlı keşif uçaklarımız, insansız hava araçlarımızla birlikte yaptığımız hiçbir operasyonda ne şehit verdik ne yaralımız oldu. Bakın bugün terör örgütünü destekleyen, ona can suyu vermek isteyen, onu muhafaza etmek isteyen birçok bahaneye sarılan, terörle mücadelede bizim orantısız güç kullandığımızı iddia edenler, uluslararası arenalara şikayet etmeye çalışanların tek bir amacı vardır, 'Türkiye nasıl böyle bir kabiliyete geldi, nasıl bu kabiliyeti yükseltmeye devam ediyor ve biz bunu nasıl düşürebilir ve terör örgütünü bunların ellerinden can havli ile nasıl kurtarabiliriz?' Bütün dertleri budur." Soylu, "Orada yakaladığımız şahıslardan birisi olan Musa Tarhan, sicili yukarıdan aşağıya açık." diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Diyor ki 'Biz bu terör örgütünün mensuplarıyla birlikte orada ve onlarla birlikteydik. İlk olduğunu zannetmeyin ha. Şimdi yakın zamanda bir teröristin ifadesi daha var. 20 Temmuz'da Yüksekova kaymakamımıza saldıran, saldırmaya çalışan, ona pusu kurmaya çalışan, onu operasyonla beraber evet katletmeyi planlayan bir terörist ele geçirdik 20 Temmuz'da, ifadesi net. Yani şu polis şehidimizin katili canisi o, iki askerimizin katili canisi o, onunla beraber bu addedilen 3 terörist yani 4 artı bu sivil diye bahsedilen bu 4 terörist defalarca aynı yerde toplantı yaptı. Bize inanmıyorsunuz, savcının aldığı, son orada yakalanan teröristin ifadesine inanmıyorsun, bundan önce bundan bağımsız bir şekilde kaymakama suikast hazırlamak için gelen teröristin ifadesine inanmıyorsun. Kime inanıyorsun? Kandil'deki PKK ağzına itimat ediyorsun."

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, eski milletvekili Aysel Tuğluk'un annesinin cenazesinde yaşanan olaylarla ilgili, "Ben hemen oraya geliyorum bekleyin dedim. Gittik oraya baktım ki ben gelmeden cenazeyi çıkartmışlar. Durdurun cenazeyi dedim, durdurdular. Cenazeyi biz buraya tekrar defnedelim... Orada ailenin şöyle bir değerlendirmesi oldu, 'bu kadar olaydan sonra eğer tekrar bir şey olursa biz çok üzülürüz.' dediler. Ben de bunu insani gördüm." dedi. Soylu, AK Parti Maçka İlçe Başkanlığının 6. Olağan Kongresinde yaptığı konuşmada, Aysel Tuğluk'un annesinin cenazesinde yaşananlara değinerek, "Biz öncelikle insanız ve kendi görevlerimizi hakkıyla, adaletiyle ve bize öğretilen kurallarla ve ölçülerimizle yapmak zorundayız." değerlendirmesinde bulundu. Kendilerinin görevinin bu olduğunu ifade eden Soylu, şöyle devam etti: "Eğer biz bundan saparsak bu Allah’ın ve milletin gücüne gider. Biz biliriz ki insanlar yeryüzünde Allah’ın elçileridir. Onların gücüne giden, Allah’ın gücüne gider. Aysel Tuğluk’un annesi öldü. Bizim bir arkadaşımız bana gece telefon açtı. Ben de Adalet Bakanımızı aradım ve 'Annesi 80 yaşında vefat etmiş, biz buna izin verelim.' dedim. 'Haklısın’ dedi. O arada Sayın Cumhurbaşkanımıza bir notla arz ettik, 'Doğru olan, insani olan da budur.' dendi. Ardından arkadaşlarımıza, 'gerekli tedbirleri alın.' dedik. Şöyle bir teklif daha geldi. Bir kişi cezaevinden çıkarsa, eğer o gece cezaevinin dışında kalması gerekiyorsa normali ilgili cezaevinde veya yakın bir cezaevinde kalmasıdır. Bana yine ilgili arkadaşımız, bizim partimizin yetkilisi dedi ki 'şöyle bir talepleri daha var. Siz izin verirseniz eğer akşam kendi evinde kalabilirmiş. İzin verir misiniz? dedi. Dedim ki 'ona da izin verelim', verdik. Ondan sonra da biz başka işlerle meşgul olduk. Fakat cezaevinden çıkması gecikti yani prosedürler falan sonra geldi, cenaze ikindide defnedilmesi gerekirken ikindiyi geçti akşam vaktinde cenaze oluştu. Bunun da farkında değiliz, bizim de yerel yönetimler toplantımız vardı, konuşmalarımız vardı, başka programlarımız söz konusuydu." Soylu, daha sonra bakanlığa geçtiğini vurgulayarak, "Zangır zangır herkes beni arıyor. 'Burada olay var, bu olayla ilgili hemen müdahale edin.' Ben de hemen emniyet müdürümü aradım, dedim ki cenazede olay mı var? Dedi ki 'efendim cenaze defnedildi, ben çıktım. Olay bitti bir şey yok diye arkadaşlara bıraktım ben ayrıldım ama hemen bakıyorum. Bana bir şey gelmedi.' Ankara valimi aradım, o da aynısını söyledi. Dedim hemen bir bakın, hemen müdahale edelim. Sonra Ankara Emniyet Müdürüm aradı, 'Evet efendim ilçe emniyet müdürümüz orada bütün tedbirler alınmış, ilk önce 5, sonra 10, sonra 15, sonra 25 kişilik grup geldi burada protesto ediyor.' Hemen müdahale edin, kesinlikle müsaade etmeyin dedim." diye konuştu. O arada kendisini HDP’li bazı milletvekillerinin aradığını belirten Soylu, şunları kaydetti:"Anlatıyorlar şöyledir böyledir diyorlar. Dedim ki tahrike gerek yok, biz bu işin üstesinden geliriz. Bu arada dediler ki 'biz bu cenazeyi buradan çıkaracağız, definden.' Dedim ki bakın çıkartmayın bu yanlış olur, ayıp olur. Bunu yaptırmamalıyız. Bunlar 5, 10 dakikanın içinde gerçekleşiyor, olay zaten 20, 25 dakikalık bir olay. Ben hemen oraya geliyorum bekleyin dedim. Gittik oraya baktım ki ben gelmeden cenazeyi çıkartmışlar. Durdurun cenazeyi dedim, durdurdular. Cenazeyi biz buraya tekrar defnedelim. Orada ailenin şöyle bir değerlendirmesi oldu, 'bu kadar olaydan sonra eğer tekrar bir şey olursa biz çok üzülürüz.' dediler. Ben de bunu insani gördüm. O zaman dedim, bir değerlendirme yapın hep beraber, ne yapmak istiyorsanız biz size yardımcı olalım. Burası olur, Karşıyaka Mezarlığı olur, memleketinizi istiyorsanız memleketinize... O arada Sayın Cumhurbaşkanımıza bu olayı arz ettim, efendim böyle böyle bir durumla karşı karşıyayız talimatınız bu konuda nedir? Dedi ki 'Eğer aile burada gömülmesini artık istemiyorsa hemen bir uçak tutun. (Biz uçağı ayarladık Türk Hava Yollarıyla saat 2 buçuk 3 gibi hareket edebileceğimizi de hesaba koyduk.) Uçakla beraber cenazeye gitmek isteyenleri ve cenazeyi de memleketine götürün orada da tedbirleri alın, defni gerçekleştirin.' dedi. Ben de 'emredersiniz' dedim ve netice itibarıyla olayın başından sonuna kadar…" Bakan Soylu, orada bulunurken "Aysel Tuğluk nerede?" diye sorduğunu ifade ederek, şöyle konuştu: "Şuradaydı, buradaydı, en sonunda dediler ki bana karakolda. Karakolun önünde jandarma arabasının içerisinde bir jandarmanın gözetiminde duruyor, taşındığı, getirildiği arabanın içerisinde. Karakola çıktım dedim ki kendisini de getirin, getirdiler. Bir odaya girdik, başsağlığı diledim ve konuştuk. Nasıl oldu olaylar diye anlattı 40, 45 dakika, Vali bey de emniyet müdürümüz de vardı. Herkes notlarını aldı. Bu arada şöyle ifadelerde geldi, ben kamuoyuna herşeyi açıklamakla yükümlüyüm telefonda bana söylenenler 'bize Ermeni dölü.', 'siz Kürt'sünüz', 'Alevi'siniz' dediler. Bir sürü şey söylendi. Ben arkadaşlarımıza ilk gittiğimde mezarlığa sordum, böyle ifadeler oldu mu, güvenlik görevlileri dediler ki 'böyle ifadeler olmadı.' Olur bazen güvenlik görevlileri duymamış olabilirler, bazen söylemekten imtina edebilirler. Dedim ki getirin videoları. Bütün videoları izledik orada 1 saat, tek tek ne söylendi, ne yapıldı, ne edildi. Böyle bir laf yok bir kere, böyle bir söz yok. Başka sözler var, 'buraya gömdürmeyiz, bizim ailemiz burada, şehidimiz burda, anam burda, babam burda, bilmem ne burada…' Aslında belkide onlar kimin gömüleceğini de tam anlamıyla da bilmiyorlar, gece yarısı da olunca 'niye acaba gece buraya gömülüyor', böyle bir durum da oluştu. Netice itibarıyla biz oraya gitmeden önce polis tabiriyle söylüyorum onları püskürttüler, alanı temizlediler öbürleri de çıktı gitti.""Karakola gittiğimizde, 'eve gidebilir miyim? Bana izin verir misiniz?' dedi, dedim 'hemen işlemleri yapın. Siz eve gidin, değerlendirmenizi yapın bana söyleyin. Tunceli ise biz Tunceli'ye, gitmeyi istediğiniz yerde tedbirimizi alalım." diyen Soylu, şunları kaydetti:"O gitti, biz de karakolda bu işlemleri takip ettik, sonra oranın eşrafı geldi. Ben 2, 3 saat oradayım. Bak başıma gelen işe Araplar geldiler, benimle fotoğraf çektiriyorlar, 'fotoğraf çektirebilir miyim? Özür dilerim bilmem ne diyor? Yüzlerce insanla fotoğraf çektiriyoruz. Karakolda oturuyoruz daha gözaltı işlemi yok, hiçkimse gözaltına alınmış değil. Bir Muşlu var, 'ben Kürdüm, Allah razı olsun belediye başkanı bana sahip çıktı, çoluğumla çocuğumla burada oturuyorum.' dedi. Kaç çocuk sahibisin? dedim. 46 yaşındaymış ben zannediyorum 5, 6 çocuk diyecek. 'Yeni evlendim. İstanbul'dan Beyoğlu'ndan çok güzel bir ailenin kızını aldım.' dedi. Böyle polislerle, komiser arkadaşlarla sohbet ettik. Eşraf, belediye başkanları geldi hepsiyle sohbet ettik. Orada 'bu olay olmasaydı çok ayıp oldu, yanlış oldu, bu olay bizi çok üzdü' sitemlerimi de ilettim. Bu arada dedim ki hemen tahkikata başlayın, kim varsa ifadesini alın, tanıkların da şüphelilerin de ifadesini alın ve gereğini yerine getirin. Burada en ufak bir boşluk vermeyeceksiniz. Sabahleyin sizden bu işin sonucunu bekliyorum dedim. Fotoğraf çektirmek isteyenler oldu. Polisler, komiser arkadaşlar, amirler, eşraf herkesle birer birer fotoğraf çektirdik, hadi bakalım Allah yolunuzu açık etsin dedim, arabaya bindim ve gittim." Bakan Süleyman Soylu, şöyle devam etti: "Gece saat 1, 1 buçuk da 'İçişleri Bakanı saldırganların birisiyle beraber karakolda fotoğraf çektirdi.' Yuh ya yuh. Öyle senaryolar üretiyorlar ki… Olay şu, 48 kişinin ifadesi alındı, o benim fotoğraf çektirdiklerimden bir tanesinin de ifadesi alındı ve şu anda gözaltında yani onun da olaylarda ne kadar etkisi var, ne kadar etkisi yok savcılık ve bizim arkadaşlarımızın değerlendirmesi sonrası çıkar. Yani sırf bu olayda bir iftira atmak, bir fotoğraf, yandık biz o zaman. Günde binlerce fotoğraf çektiriyoruz bazen Anadolu'ya gittiğimizde, insanlarla bir araya geldiğimizde. Hepsinin hangi hali ortaya koyduklarını mı bileceğiz yani. Biz fotoğrafa bakmayız? Biz neye bakarız biliyor musunuz? Kimin hukuka uyup uymadığına, kimin kurala uyup uymadığına, kimin bu kuralları yerine getirip getirmediğine, kim haksızlık yaparsa yapsın benim görevim, babası bile haksızlık yaparsa gereğini yerine getirmekle mükellefim. Biz bunu yapmak zorundayız. Bugün 16 Eylül. 16 Eylül tarihinde aynı iftiralarla ve aynı meczupluklarla bu ülkenin iki tane bakanını bir de başbakanını astınız. 56 yıldır kimliğiniz de karakteriniz de hiçbir şekilde değişmedi aynı şekilde devam ediyorsunuz. Yalanlarınızla, iftiralarınızla ve anlayışlarınızla birlikte. Başımıza gelecek iş vardı demek, derler ya 'akacak kan damarda durmaz.' diye."

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Kılıçdaroğlu’nun stratejisi çok açıktır. CHP, 2019 yılında Sivas'ın batısına geçmek için HDP'den vize almaya çalışmaktadır." dedi. Soylu, AK Parti Maçka İlçe Başkanlığının 6. Olağan Kongresi'nde yaptığı konuşmada, CHP'yi eleştirdi.

Gümüşhaneli öğretmen Necmettin Yılmaz'ın Tunceli'de şehit edildiğini anımsatan Soylu, şunları dile getirdi: "Bir CHP Tunceli Milletvekili, çıkıp Meclis'te bunu sert bir şekilde, bütün milletimizin gönlünün yağlarını eritir, nefes aldırır şekilde kınamıştı. Onu koro halinde nasıl susturduklarını hatırlıyor musunuz? Neden? Çünkü 2019 ittifakı bozulmasın istiyorlar. Dertleri bu, başka hiçbir şey değil. CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdal Aksünger, zannediyorum, Kıbrıs televizyonudur, belki başka bir şeydir... Aşağıda Irak'ın bir yerlerindeki bir haber ajansı veya basın kuruluşu, verdiği iki beyanat var, birinde diyor ki: 'Bizim HDP ile 2019'da birlikte olmamız lazım.' Aşağısını da dolduruyor. Zihniyeti görüyorsunuz. Bir taraftan bizim terör politikamızı engellemeye çalışıyorlar, bir taraftan terörü muhafaza etmeye çalışıyorlar, bir taraftan da HDP ile PKK'nın sözcü partisiyle birlikte olmaya çalışıyor." Aksünger'in açıklamalarının devamı olduğuna dikkati çeken Soylu, "Öbür yayın kuruluşuna da şunu söylüyor. Bu 93 belediyeye kayyum atadık ya diyor ki: 'Burada öyle işler oluyor ki bütün HDP'lileri bunlar görevden aldılar. Burada yolsuzluklar diz boyu.' Bir taraftan da bizim atadığımız adama çamur, iftira atıyor, kirletmeye çalışıyor. Ne kadar sinsi, zalim, haksız ve milletin kanına dokunan bir politika. Doğru söylüyorsun ya o belediyelerden 13 yaşındaki kızları dağlara götürüp terörist yapmaya çalışırken zırnık sesin çıkmadı. Ocak ayından itibaren 38 teknisyen, işçi, Eren'im dahil olmak üzere, daha iki gün önce sene-i devriyesi olan kıymetli Hakkarili milletvekili adayım Ahmet Budak dahil olmak üzere bir tekinizin sesi çıkmadı, sivillik adına, insanlık adına ve millet adına." şeklinde konuştu. "PKK için hepiniz seferber oldunuz." ifadelerini kullanan Soylu, şöyle devam etti: "Dertleri şu: PKK'nın sivil katliamlarını sıvayacaklar, kapatacaklar. Çok net ve çok açık söylüyorum, bizim bu konuda taviz vermemiz mümkün değildir. Neyle mücadele ettiğimizi, nasıl bir mücadele ortaya koyduğumuzu da biliyoruz. Bu büyük mücadele aynı kararlılıkla devam edecek. Dün akşam Cumhurbaşkanımız, 'İnlerine inlerine girmeye devam edeceğiz.' dedi. Zannetmeyin sadece sınırlarımızın içerisinde, onlar kendilerini güvende hissettikleri neresi varsa Türk'ün şerefli askeri, jandarması, polisi, korucusu ve milleti onlara güvenli gördükleri yerlerde tarihi bir ders vermeyi kendilerine vazife edinmiştir, bunu herkes böyle bilsin." Siyaseti bilmeyen insanlar olmadıklarını dile getiren Soylu, "Kılıçdaroğlu’nun stratejisi çok açıktır. CHP, 2019 yılında Sivas'ın batısına geçmek için HDP'den vize almaya çalışmaktadır. Bunlar sadece benim analizlerim değildir. Bilmenizi isterim ki bunlar birer söylem değildir. Bunlar hem CHP'nin hem HDP'nin yetkili ağızlarından değişik vesilelerle biraz önce ifade ettiğim gibi toplumla paylaşılmaktadır çünkü 2019'da HDP ile CHP birlikte olacaksa bir temizlik yapmaları gerekir ve HDP'ye bir CHP maskesi takmak gerekir. Hani 7 Haziran seçimleri öncesinde birilerinin ellerine saz verip onlardan sözde melek icat etmeye çalıştıkları gibi." değerlendirmesinde bulundu.

"Biz çok sıkıntılar çeken bir milletiz ve nesiliz"

Milletin bunların hepsini hatırladığına işaret eden Soylu, "Biz çok sıkıntılar çeken bir milletiz ve nesiliz. Bizden iki, üç nesil öncesi her birisi çok sıkıntılar çekti. Bugün 16 Eylül ve bu tarihin bir anlamı var bizim için. 16 Eylül 1961'de şu karşı karşıya kaldığımız olayların tamamına yönelik bir şekilde aynı anlamda, aynı iftiralarla, aynı süreçlerle, aynı karalamalarla bu ülkenin iki bakanı idam edildi. Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan." şeklinde konuştu. Soylu, 17 Eylül'de ise Başbakan Adnan Menderes'in idam edildiğini anımsatarak, şunları anlattı: "Bize dediler ki: 'Sakın adam sevmeyin, sakın bu ülkeyi yönetmeye kalkmayın, ey kara kalabalıklar, ey bu ülkedeki köylüler, eli nasırlılar, ey 'Evladım, kızım hakim olsun, doktor olsun.' diyenler, sizlere sesleniyoruz, sizlerin demokrasiyle bu ülkeyi yönetecek bir irade ortaya koyma hakkınız yoktur.' dediler. Korkuttular, ürküttüler, sindirdiler. Rahmetli Adnan Menderes'in idam fotoğrafını önümüze koydular, 1980 darbesini yaptılar, 28 Şubat'ı yapıp bu ülkede kimin şurasında (dizini göstererek) namaz kılıyor, izi var diye herkese baktılar. Camilere girenlerin şeceresini tuttular, evlerine gittiler, kim Alevi, kim Sünni, kim beş vakit namaz kılıyor, kim kılamıyor. 'İstediğimiz zaman bu fay hatlarını nasıl karıştırırız?' diye herkesin şeceresini tuttular. Yetmedi, 27 Nisan'da aynısını yapmaya çalıştılar, dediler ki: 'Sizin adam sevme ve bu ülkeyi yönetme hakkınız yok. Biz geliriz, darbe yaparız, ekonomik kriz yaparız, değerlerinize dokunuruz.' dediler. Bu aziz ve asil milleti kendi geleneğinden, göreneğinden ve inancından yoksun bırakmaya çalıştılar. Bu millet ürkmedi, korkmadı, sinmedi, rahmetli Adnan Menderes'in idamından da korkmadı, Recep Tayyip Erdoğan'ı daha çok sevdi."Bakan Soylu, konuşmasını şöyle sürdürdü: "15 Temmuz'un üç sebebi vardı. 'Ya işgal ederim ya istikametini değiştiririm, 2023, 2053, 2071 hedeflerinden onu vazgeçirtirim veya onu hareket edemeyecek kabiliyete düşürür, onu zayıflatırım.' Bunlar bu milleti tanımıyorlar ki. A ahmaklar, siz 1960'da darbe yaptınız, 65'de bu millet Adalet Partisini iktidara getirdi. Ahmaklar, siz 1980'de darbe yaptınız, ahmaklar 1983'de bu millete 'Sakın Özal'a oy vermeyin.' demenize rağmen bu millet 83'de rahmetli Özal'ı tek başına iktidara getirdi. Ahmaklar, siz 28 Şubat'ı yaptınız, 'Sakın ha bu ülkeyi yönetmeye kalkmayın.' dediniz. Tayyip Erdoğan'ı hapse gönderdiniz, bu millet 3 Kasım 2002'de Tayyip Erdoğan'ı tek başına iktidar yaptı ya sizin formülün işlemediği açıktır, ortadadır. Onun için bu kongreler önemlidir çünkü bu kongrede biz şunu söylemek zorundayız: 15 Temmuz'daki formülünüz de işlemedi."

İnsanımızın yarınını umutsuz hale getirmeye çalıştınız"

Türkiye'de ekonomide olumlu yönde seyreden gelişmeler ve turizmdeki yoğunluk hakkında da bilgi veren Soylu, "Memleketimizi götürmek istediğiniz noktaya memleketimiz gitmedi, tam tersi memleketimizi aşağıya götürmek istediniz, ezmek istediniz, insanımızın yarınını umutsuz hale getirmeye çalıştınız, Allah'a hamdolsun bugün daha da birlik içindeyiz. Siz, bizi aşağıya götürmeye çalışırken biz yukarı doğru gidiyoruz, bu milletin iradesiyle beraber." diye konuştu Soylu, 2019'un daha hızlı şekilde yarınlara adım atılacak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin başlangıcı olduğunu belirterek, "Artık sistemin içerisinde oligarşik bürokrasiyle bizi tıkamaya çalışanları bertaraf edeceğimiz, ekonomik krizlerle bizi terbiye etmeye çalışanlara aldırmayacağımız, daha hızlı karar vereceğimiz, tam demokrasiyle birlikte milletin iradesinin tam anlamıyla egemen olacağı bir sistemle birlikte yarına gideceğiz. Hesabı millete vereceğimiz, hesabı bize gazete manşetleriyle sormayacakları, bizi tehdit etmeyecekleri, Avrupa başkentlerinden bize haddimizi bildirmeye çalışmayacakları, demokrasiyle beraber irademizi gerçekleştireceğimiz yepyeni bir sürece doğru gidiyoruz." değerlendirmesinde bulundu. Türkiye'de 5 yılda yapılan hizmetlerin 2-2,5 yılda yerine getirileceği sisteme doğru gidildiğine dikkati çeken Soylu, şunları kaydetti: "On yıllardan beri yapmaya çalıştığımızda önümüze sürekli engel koydukları, insanımızın üretme kabiliyetini, tasarım, özgüven kabiliyetini engellemeye çalıştıkları bir süreci geride bıraktığımız, ayakları üzerinde yarına koşar adım gittiğimiz yepyeni bir süreci gerçekleştireceğiz. Artık, birtakım fitne odaklarının seçimlere müdahale edeceği değil, direkt halkın kendini seçen ve yöneten cumhurbaşkanına oy vereceği ve hükümeti, yürütmeyi belirleyebileceği bir sisteme doğru gidiyoruz. Bu, bizim için büyük bir fırsattır. Bu iki yıl, Türkiye'nin yeni sisteme geçme konusundaki en önemli hazırlık yılıdır. Hepimize sorumluluk düşüyor. Bu sisteme adım attığımız 2019 Kasım ayından sonra bu sistemin çarkları işlemeye başladığı andan itibaren depara kalkmış bir Türkiye'ye hazırlığı bugünkü antrenmanlarımızla gerçekleştirmeliyiz."

"Doğruyu söyleyeceğiz, isterse dokuz köyden kovsunlar bizi"

Soylu, 2019'dan sonra Türkiye'de yeni bir mekanizmanın çalışmaya başlayacağını vurgulayarak, Türkiye'ye daha demokratik, daha hızlı, daha sürekli, daha sonuç alıcı, daha millete hizmetkar olan mekanizmanın geleceğini söyledi. "Eğer biz bu mekanizmaya hazırlık yapmazsak millet bizi bu mekanizmanın dışında bırakır." diyen Soylu, bunun kendileri için ağır bir sorumluluk olacağını dile getirdi. Soylu, parti olarak da ülkenin diğer unsurları olarak da buna dikkat etmeleri gerektiğini kaydederek, "Belki bizim bugün ana muhalefet partisine kızdığımız, kırıldığımız, eleştirdiğimiz en önemli noktalardan bir tanesi budur. Hep beraber 2019'a hazırlık yapalım. Daha ne istiyorsunuz? Yüzde 24, 25'le ömür boyu iktidar olabilme fırsatınız sizin hiç olmadı, olmayacaktır da. Şimdi nasıl olsa hep beraber bir araya geliyorsunuz. CHP'si, HDP'si kırıntıları, döküntüleri hep beraber bir araya geliyorsunuz, bizle birlikte olanlara da kabahat buluyorsunuz." diye konuştu. Bütün bu meselelerin içinde 2019'a çok iyi hazırlanmaları gerektiğine işaret eden Soylu, "Bizim doğruyu söyleme ve dürüst hareket etme sorumluluğumuz var. Bir, Müslümanlığımızdan dolayı, iki, bu milletin evladı olmamızdan dolayı. Doğruyu söyleyeceğiz, isterse dokuz köyden kovsunlar bizi. Nereden kovarlarsa kovsunlar, ne yaparlarsa yapsınlar, elimizden geleni yapmaya, dilimizin döndüğünü anlatmaya çalışacağız." ifadelerini kullandı. Soylu'nun, Maçka'daki yatırımlarla ilgili bilgi de verdiği kongreye AK Parti Trabzon Milletvekilleri Adnan Günnar, Ayşe Sula Köseoğlu ve Salih Cora, Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, AK Parti Trabzon İl Başkanı Haydar Revi de katıldı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.