Arakan, İsrail gibi…

Avrasya Üniversitesinde (AVÜ) “Arakan Sorununun Sosyoekonomik ve Stratejik Nedenleri” konulu konferans düzenlendi. İktisadî ve İdarî Birimler Fakültesi Uluslararası İşletmecilik ve Ticaret Bölümü tarafından Avrasya Üniversitesi Pelitli Yerleşkesinde düzenlenen konferansa Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Yavuz Özoran, İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Gürkan, Uluslararası İşletmecilik ve Ticaret Bölümü Başkanı Doç. Dr. M. Asıf Yoldaş, öğretim üyeleri ve çok sayıda öğrenci katıldı.

Konferansta konuşan AVÜ Rektör Yardımcısı ve Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersan Bocutoğlu, Arakan’da yaşanan olayların arka planındaki stratejik, ekonomik, coğrafik ve sosyal gerekçeleri anlattı. Arakan’da özellikle 2015 yılından itibaren Müslümanlara katliam ve soykırım uygulanmaya başladığını belirten Bocutoğlu, Müslümanların aynı zamanda ticaret yapma hürriyetinden ve sağlık hizmetlerinden yararlanma haklarından mahrum bırakıldığını kaydetti. Arakan ve bulunduğu bölgenin coğrafyasından, içinde bulunduğu koşullarda, tarihinden, demografik yapısından ve uluslararası alandaki yansımalarından söz eden Bocutoğlu, “Arakan’da olup bitenlerle Hint Okyanusu’ndaki Çin-Hindistan-ABD rekabetinin bir ilişkisi var mıdır? Bunu düşünelim. Ben ‘Evet, vardır.’ diyemiyorum ama veriler bizi buraya götürüyor.” dedi.

AYNI YAKLAŞIM İSRAİL’DE VAR

Budizm’in barışçı ve yumuşak bir din olmasına karşın Arakan’da yaşanan terörün bir çelişki oluşturduğunu kaydeden Bocutoğlu, Hindistan’da, Çin’de ve dünyanın farklı yerlerinde de Budistlerin olduğunu ama katliam yapmadıklarını kaydetti. Bocutoğlu, şunları anlattı: “Myanmar denilen yerin eski adı Burma. Güneydoğu Asya’da 55 milyon nüfusu var. Burada 2 milyon 200 bin Müslüman yaşamaktadır. Myanmar’da Müslümanlar ülkenin içine genel olarak dağıldıkları gibi yüzde 40’ı kadar yoğun oldukları bölge Arakan’dır. Budistler son derece barışçı ama ortaya Budist terörü çıkıyor. Hiç duyduğumuz bir şey değil. 969 Budist Hareketi diye bir hareket kurdular. Bu hareketin adı MaBaTha. Bu isim de Irkın ve Dinin Korunması Örgütü anlamına geliyor. Bu bir dinî hareket ama ırk üzerinden de hareket ediyor. Burma’ya yüzde 60’lık ana ırk hâkim olacak diyorlar. Diğer ırklar tasfiye olacak. Temel motifi bu ancak bu motif dine uygun değil. Bu yaklaşım bir de İsrail’de var. Hâlbuki Budizm tüm insanlığa hitap ederken bu örgütün kurucusu Ashin Wirathu bunu dinî ve ırkî bir biçime dönüştürmüş.”

İNSAN HAKLARINI İHLAL EDEN YASALAR…

MaBaTha örgütünün 2015 yılında 4 tane kanun çıkarttığını ve bu kanunlarla Müslümanların birçok haklarının elinden alındığın vurgulayan Bocutoğlu, kanunların insan haklarını ihlal ettiğini de belirtti. Bocutoğlu, “Bir tanesi nüfus yasası... Bu yasaya göre Budist olanların nüfusu kontrol edilemez. Müslüman olanların nüfusu zorla kontrol edilir. İkincisi Budist Kadınların Özel Evlilik Yasası… Budistler evlenmeye meraklı değil. Müslümanlar da evlilikten yana. Bu sefer Budist kadınlar Müslümanlarla evleniyorlar. Bu yasaya göre Budist bir kadın Müslüman bir erkekle evlenmek isterse önce özel evlilik bürosuna gidip orada ikna edilerek vazgeçiriliyor. Kendi kendine evlenmeye kalkarsa zaten ölüm cezaları var. Üçüncü kadın din değiştirme yasası. Herhangi bir kişinin Budist dinine geçmesi serbest ama Budist birisi İslâm’a geçmek isterse yine büroya gitmek zorunda. O büroda senin kafanı kopartırcasına ikna etmeye çalışıyorlar. Olmazsa öldürüyorlar. Bunlar meclisten çıkan yasalar. Bir diğer yasa tek eşlilik yasası. Müslümanların olası çok eşlilik durumuna engel olmaya çalışıyorlar. Müslümanların çoğalmasından korkarak böyle politikalar ürettiler ancak bu yasalar insan haklarıyla doğrudan çelişiyor.” ifadelerini kullandı.

BUDİST LİDERİNİ BİLE DİNLEMİYORLAR

Söz konusu bölgede geçmişte Budistlerle Müslümanlar arasında ciddi bir karşıtlığın yaşanmadığına dikkat çeken AVÜ Rektör Yardımcısı ve Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersan Bocutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu hep mi böyle? Bilhassa 2015’ten beri böyle… Bu insanlar hep mi kavga içindeydi? 8. yüzyıldan beri yine Müslümanlık ve Budizm orada var. Çok fazla dövüş yoktu. Dövüşün en kanlı olduğu yıl 1840’larda yaşanıyor. Hindistan’ı İngilizler alınca Arakan denilen yere göz dikiyorlar. Çok sulak bir yer ve şahane pirinç yetişiyor o dönemde ve Müslümanlar çok çalışkan. Müslümanları Hindistan’dan getirip oraya yerleştiriyorlar. Pirinç ticaretini oradan Avrupa’ya yönlendiriyorlar. Daha önceden katliam falan yok ama her şey 2015’ten sonra değişiyor. Adamlar çaresiz kalınca memleketi terk etmeye başlıyor. Önceden evlerini yakıp kaçırtıyorlar. Sonra soykırım uygulamaya başlıyorlar. Kaçarken gidecekleri hiçbir yer yok. Tibet’in sürgündeki Budist lideri Dalay Lama çağrıda bulunarak ‘Budizm’de katliamın yerinin olmadığını’ söylüyor ama işe yaramıyor.”

MÜSLÜMAN BÖLGEDE DOĞAL KAYNAKLAR VAR

Müslüman nüfusun yaşadığı bu bölgede doğal kaynakların yoğunlukta olduğuna dikkat çeken Bocutoğlu, “Sadece Müslüman kitlenin oturduğu yerde doğal kaynak var. Doğal gaz ve petrol yatakları var. Arakan eyaletinin üstü bunlarla dolu. İşin ilginç yanı Çin buradaki kaynakları işliyor ve farklı yere taşıyor. Burası, Çin’in kaynaklarını işlettiği yer. Demek ki Arakan meselesi bir enerji meselesidir. Siz boru hatlarına milyonlarca dolar yatırım yapsanız ve ardından bu bölge elinizden çıksa birtakım hesaplara girmez misiniz? Doğal gaz ve petrol boru hatlarının yanı sıra demir yolu hattı da buradan geçiyor. Malaka Boğazı’ndan enerji ithalatının yüzde 80’ini geçiyor. Çin, Malaka’dan gitmek yerine Arakan’dan gitmeyi yeğliyor. Malaka Boğazı’nın ucunda da altında da Müslümanlar var. Bir yanda Endonezya diğer yanında Malezya var. Buna Malaka Sendromu deniyor. Yani Çinliler böyle bir stres altındalar.” ifadelerini kullandı.

Berkant Parlak

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner37