Afrin savaş değil ABD’ye karşı savaşıyoruz

Afrin Operasyonu bölgede bir Türk pençesinin her an hazır kıta beklediğini gösterdi. Burası iyi anlaşıldı...

Prof. Dr. Ersan Bocutoğlu’yla Afrin operasyonunu konuşuyoruz. Hocam, Afrin operasyonu bir savaş mı bir operasyon mu?

Bu bir operasyondur. Buna bir savaş olarak bakamayız. Türkiye’nin güneyindeki devletler esas itibarıyla aynı kültür dairesinde yaşayan insanlar. Bunların birbiriyle savaşması için bir gerekçe yok. Savaşlar dış kışkırtmalarla yaşanır. Zaten Suriye, Irak devletlerinin karakterleri sunî yapıdadır. Sykes Picot anlaşmasına göre masa üzerinde cetvelle çizilmiş sınırlardır. Sınırları kaldırırsanız akrabaları görürsünüz. Farklılıklar İngiltere’nin Birinci Dünya Savaşı’nın ardından o bölgelerdeki farklı eğitimlerine dayanmaktadır. Buna eğer bir operasyon değil de savaş diyeceksek bu savaşı biz dışarıdan kışkırtan Amerika’ya karşı diyebiliriz.

Türk Tabipler ve Türk Mimar Mühendisler Birliği yoksa Amerika’ya karşı mı “savaşa hayır” diyor!..

Türk solu gerçekten son gelişmeler karşısında çok kötü duruma düşmüştür. Kendilerini bir özeleştiri tabi tutma zamanı gelmiştir. Çünkü biz 1965-67 yıllarında Türkiye’nin Amerika Birleşik Devletlerine karşı onurlu bir duruş sergilemesi gerektiğini sol Marksist literatürden öğrenmiştik. Bugün Türk Tabipler Birliğinin yönetiminde bulunan aynı görüşteki kimselerin fanatik görüş değiştirmeleri Deniz Gezmişlerin ruhlarına hakarettir. Dolayısıyla biz ‘yurtta sulh, cihanda sulh’ prensipleri ile Misak-ı Millî ilkeleriyle bir operasyon yürütüyoruz. Komşularımızın bu şekilde toprak bütünlüğüne karışmıyoruz. Kendi başımıza herhangi bir işlem yapmadık. Irak’ın kuzeyinde bir devlet oluşumunu kabul etmedik. Buna fiilî müdahale edeceğimizi söyledik. Bu sanırım 1926’daki hudut anlaşması ile ilgilidir. Anlaşmaya göre İngiltere, Irak ve Türkiye bu hudutlar üzerinde konuşabilir. Buraya başka devlet koyduğunuzda anlaşma kendiliğinden bozulur. Siz araya güdümlü Kürt devleti koymak isterseniz bu Türkiye’ye karşı bir hamledir. Türkiye’nin müdahale hakkı doğar.

Afrin operasyonu İngiltere’nin onayı alınarak mı başladı?

Bunu belgeyle kanıtlayamam ama bu zamana kadar elde ettiğim tecrübelerde Türkiye’nin yaptığı işlerde birinci derecede onayını aldığı ülke İngiltere’dir. Çünkü Osmanlı İmparatorluğuyla mücadele eden İngiltere dışında yeryüzünde devlet yoktur. Hâlâ Osmanlı’nın yeri dolmamıştır ama İngiltere hâlâ kendini korumaktadır. Hala bir imparotorluk gibidir. Dilini öğrenmek için paralar döküyoruz. Karşılaştığımız nifaklarda onların da payı var ama jeopolitik hadiselerde onaylarının alınması zarurîdir.

Afrin operasyonunda hükümet başarılı mıdır?

Hatay’ın ilhakıyla ancak karşılaştırabileceğim bu operasyonumuz büyük bir diplomasi ve askerî kombinasyonun eseridir. Rahmetli Atatürk, Hatay’da askeri kullanmadan diplomatik yolla ilhak sağlamıştır. Şimdi ABD’nin vurdumduymazlığı ve hatta yer yer hainliği nedeniyle silah kullanmak zorunda kalıyoruz. Yoksa Türkiye’nin gücü Ankara’dan oturarak orayı tasarlamaya yeterlidir. Ama hangi Amerika? Biz 2007 Küresel Kriz’e gelinceye kadar Amerika’yı tek devlet olarak algılıyorduk. Krizi incelediğimizde baktık ki ABD içindeki başka bir grup tarafından yönetilmektedir. Nitekim Thomas Piketty adındaki iktisatçı “Yirmi Birinci Yüzyılda Kapital” adlı eserinde ABD’nin, kendi nüfusunun binde biri olan azınlık tarafından yönetildiğini net olarak ortaya koymuştur. Biz ABD dediğimizde seçilen Trump’u mu kast ediyoruz? Yoksa onu seçtirenleri mi? Pentagon’u mu? Mutlaka Wall Street’i, İMF’yi, Dünya Bankasını, BM’yi kontrol eden öteki Amerika’dan mı söz ediyoruz? Bizim sorunumuz Amerika halkıyla değildir. Biz dertlerimizi onlara her zaman anlatabiliriz.

Bu operasyon dünyada nasıl algılanmıştır?

Türkiye diplomasiyle başta Trump olmak üzere herkesin gözünü açmıştır. Trump olaylara vakıftır ama düzeltecek güçte değildir. Biz öteki Amerika’ya karşı yürütüyoruz. Biz Afrin meselesini en az kayıpla ve başarıyla sonuçlandıracağız. Bu, İdlib’e yaptığımız operasyonun devamıdır. Ben İngiltere’nin yardımıyla öteki Amerika’yı yeneceğimize inanıyorum. Türkiye’nin NATO’dan çıkmasına Batı dünyasının tahammülü olamaz. Çünkü ikna edilmiş bir Mısır, Türkiye, Rusya ve Kazakistan dörtlüsünün yan yana getirileceği bir birliğin dünya üzerindeki bütün oyunları bozacağını iddia ediyorum. Batı bunu çok iyi biliyor. Şu anda Mısır denklemin dışındadır ama gelecek 50 yılda denkleme girecektir. İyi düşünelim. Burada mesafe almamız lazım. Siz Türkiye’yi daha fazla zorlarsanız bu seçenek ortaya çıkar.

Afrin operasyonu ve sonrasında Rusya’yla işbirliğine güvenebilir miyiz?

“Rusya’ya güvenebilir miyiz?” diyeceğiz ama soruyu şöyle sormak lazım: Rusya bize güvenebilir mi? Rusya korkuyor. Biz her an ABD’nin yanına geçebiliriz. Rusya’nın şüphelerini suçlamamak lazım...

Bir de yerli silah ve mühimmat meselesi var. Bu konuda ne diyorsunuz?

Türkiye kullandığı mühimmatın yüzde 75’ini ve araçlarının yüzde 75’ini yerli imkânlarla yürütmektedir. Bu büyük bir imkândır. Başkanlık sistemiyle bir 8 yıl daha verildiğinde yüzde 100 silah yaptığımızı hatta atom silahını yaptığımızı bütün dünya görecek. Amacımız atom silahı yapmak değil ama yapacağız.

Özetleyelim bu operasyon Türkiye’nin sessiz durmasına rağmen isterse neler yapabileceğini önemli bir delilidir. Bundan sonra Orta Doğu’da Türkiye’nin yumuşak ve sert gücü daima duracak.

Artık ABD, Pentagon ve Batı’da ‘Türk pençesi her an buraya inebilir’ fikri yerleşti mi?

Kesinlikle yerleşti. Biz Afrin’i ne kadar uzatırsak Amerika’ya o kadar düşünme fırsatı yaratacağız. Neyi düşünecekler? Öteki Amerika’yla Trump’ın Amerika’sını masaya oturup konuşması lazım. Bu tilkilikle bu iş yürümez. Çünkü Amerika hâlâ dünyanın bir numaralı askerî, bilimsel ve ekonomik gücü. Ama bunu sürdüremez. Bu bölgedeki tutarsız politikalarla bunu kaybeder. Bölgede ise ‘Türk pençesinin’ her an hazır beklediğni gördüler. Burası çok önemli.

Teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner88

banner37