81 İlde 81 Siber Kahraman

Türkiye Stratejik Teknoloji Dönüşümleri Araştırma Merkezi (TÜSİDAM) Başkanı Batuhan Tosun, halihazırda Türkiye'nin 70 bin civarında siber güvenlik uzmanı açığı olduğunu söyledi. Tosun, TÜSİDAM ve Uluslararası Medya Enformasyon Derneğinin (UMED) iş birliğinde uygulanan, "81 İlde 81 Siber Kahraman" Projesi kapsamında, Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezi'nde bilgisayar öğretmenlerine yönelik düzenlenen seminerde açıklamalarda bulundu. TÜSİDAM'ın bir düşünce kuruluşu olduğunu belirten Tosun, katma değer anlamında Türkiye'de transformasyon ihtiyacı olan teknolojik alanları keşfettiklerini ve bunlar üzerinde ciddi araştırmalar gerçekleştirdiklerini anlattı. Türkiye ve dünyadaki en önemli gündemin siber güvenlik olduğuna dikkati çeken Tosun, "İçişleri Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı projeye tam destek veriyor. Aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı, Türkiye'deki bu vizyona, bu gemiye en ciddi rüzgarıyla yön gösterebilecek kurumlardan biri olarak da projeyi yakından takip ediyor." dedi. Tosun, öğrencileri bu konuda bilgilendirmeye çalıştıklarını ifade ederek, öğretmenler öğrencilerle sürekli etkileşim halinde oldukları için onlara yönelik de seminer düzenlediklerini dile getirdi. Seminerlerin ardından izlenen sürece ilişkin de bilgi paylaşan Tosun, en büyük amaçlarının yetenekli kişileri alıp yetiştirmek olduğunu söyledi. Tosun, herkesin sosyal medya ve ciddi anlamda bilgisayar işlemi yapan cep telefonları kullandığına işaret ederek, sosyal medya kurumlarının ortakları arasında bazı uluslararası istihbarat kurumlarının da bulunduğunu savundu. Teknik konular ve kişisel verilerin toplanma yöntemlerine ilişkin fikirlerini katılımcılara aktaran Tosun, "Bilgi neden önemli? Bir, yeri geldiği zaman insanlar karşısında manipülatif güç kullanmanızı sağlar. İki, yeri geldiği zaman adamın üretmekte olduğu robot teknolojisinin prototipini çalarsın. Üç, yeri geldiği zaman siyasi bir hamlede kullanabilirsin. Dolayısıyla bilgi şu anda kasadaki paradan ya da evraktan çok ama çok daha önemli bir noktada. Eğer bilgiyi manipüle edebiliyorsanız her şeyi manipüle edebilirsiniz." değerlendirmesinde bulundu. Tosun, erişilebilirliğin siber güvenliğin en önemli konularından olduğunu, erişilebilirlik senaryoları ile bir ülkenin savaşa sürüklenebileceğini vurgulayarak, buna ilişkin Tunus ve Estonya'da yaşanan çeşitli örnekleri paylaştı.

Siber güvenlik uzmanı açığı

Cep telefonu ve bilgisayarlara dışarıdan ulaşılarak yapılabileceklere ilişkin ise Tosun, "Ajanlık faaliyeti için illa bir yere böcek yerleştirilmesi, dinleme cihazı olması, üst düzey dinleme merkezinden takip ediliyor olmanız gerekmez. Bilgisayarınızın olması ve bilgisayar üzerinde yaptığınız işlemler olması, veri sızıntısı için fazlasıyla yeterli alan barındırıyor zaten." diye konuştu. Tosun, siber güvenlik uzmanlarının, başlıca koruması gereken alanların altyapıları olduğunu belirterek, şöyle devam etti: "Buralar, devletin de başlıca koruması gereken alanlar. Yaklaşık 2 ay önce Sayın Başbakanımız konuşmasında şöyle bir cümle kullandı, 'Türkiye'nin kamuda şu anda 30 bin siber güvenlik uzmanına ihtiyacı var.' Özel sektörde de 40 bin civarında siber güvenlik açığı var. Dolayısıyla halihazırda Türkiye'nin 70 bin civarında siber güvenlik uzmanı açığı var. Kendini yetiştirmiş siber güvenlik uzmanı 15 bin liranın altında maaş almıyor. Bu kişinin yaşının 16 mı, 17 mi, 18 mi olduğuna da bakılmıyor. Türkiye'de bu insanları kaybetmeme adına yapılan en güzel şeylerden biri de devletimiz siber güvenliğe özel bir statü verdi. Eskiden, '657'ye tabi olmak, KPSS'ye girmek' gibi durumlar vardı. Hacker olmak aykırı düşünmektir, aykırı düşünen insanı rahat bırakmak gerekir. O insanı KPSS sürecine soktuğunuz zaman o adam, o meslekten cayıyor, vazgeçiyor. Böyle bir sirkülasyon içerisinde bizim siber güvenlik uzmanını kamuda çalıştırmamız mümkün olmadığından dolayı bütün bu şartlar kalktı." Siber güvenlik uzmanı olan, başarılı bir hackera devletten davet gelmemesi için hiçbir sebep bulunmadığını ifade eden Tosun, şunları kaydetti: "Bununla ilgili bildiğimiz onlarca örnek var. Dolayısıyla iyi bir güvenlik uzmanıysanız, 16 yaşında da bir kamu kurumuna girip çalışabilirsiniz. Zaten kamu kurumu sizi çağırana kadar özel sektörden 40 firma 'gel' der. Birçok bankada 16,17, 18 yaşında çocuklar çalışıyor. Yurt dışına gittiğinizde endüstriyel ve güvenlik sistemlerinde 17,18, 19 yaşında çocuklar var ve bunlar ciddi maaşlar alıyor. Dünya bundan 10 yıl önce kestirdiğimiz noktaya doğru gitmiyor. Artık bazı şeyler yetenek ve teknolojinin o çocuğun hayal gücüyle birleştirdiği sınırlar doğrultusunda kalıyor. Zeka ve yetenek. Gençlerimizi bu alana yönlendirmemiz lazım." Türkiye'de büyük şirketlerde yaşanan hacklenme olaylarını anlatan Tosun, "Türkiye'deki her bankaya her 10 dakikada bir minimum 60 milyon farklı saldırı yapılıyor çünkü dünyada en önemli olan şey veri." dedi. Tosun, yapay zeka programlaması, makine dili öğrenme ve büyük veri birleştiği zaman siber güvenlikte işin ne kadar korkutucu boyutlara gelebileceğinin tahmin dahi edilemeyeceğini vurguladı.

Online oyun siteleri

Online oyun sistemlerinde siber güvenlik uzmanı çalıştırılmadığına dikkati çeken Tosun, "İhtiyaç da duymazlar çünkü oyun siteleri çoğunlukla hackerların saldırıyı yapabilmesi için uygun zemini oluşturmak için kurulur. Oyun sitelerinin çoğu bir amaca hitap eder. Hiçbir zaman ücretsiz, çocuklar oyun oynasın diye kurulan oyun sitesi olamaz. Olsa da zaten maksimum 6-7 ayda batar." diye konuştu. Tosun, bir oyun sitesinin 5-6 yıl faal durumda olmasının, finanse eden bir yapı bulunduğu anlamına geldiğini ileri sürerek, "Oyun siteleri üzerinden İslamifobi, cinsiyet ve ırk ayrımcılığı aşılanıyor. Bazı oyunlar Amerika'da yasaklanmıştır. 'Reklamda subliminal madde uygulaması' derler buna yani bilinç altı. Senin gözünün göremediği ama beyninin algıladığı bir şey. Sen bunu 13-14 yaşında çocuk olarak görmüyorsun ama beynin algılıyor ve sende ufak ufak farklı gruplara sempati uyandıran düşünceler oluşturmaya başlıyor. Onun için oyun sitelerine dikkat edilmesi gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu. Tosun, 21. yüzyılda savaşların siber alemde yaşanacağını belirterek, Amerika'nın Katar'a uyguladığı ambargonun da bunun bir örneği olduğunu söyledi.

Son bir yılda gelişen siber güvenlik ürünlerinin sayısı gittikçe artmaya başladı

Yerli ve milli kavramının önemine işaret eden Tosun, "Yerli ve milli savunma sanayi ürünlerine baktığımız zaman, son 6-7 yıldır Sayın Cumhurbaşkanımızın da yönlendirmeleriyle çok üst düzey bir noktaya gelmiş durumda. Yerli ve milli konusunu artık siber güvenlik için konuşmamız gerekiyor. Bu noktada da en önemli projelerden biri olarak karşınızdayız." ifadelerini kullandı. Tosun, Türkiye'de siber güvenlik konusunda geçmiş yıllarda yapılan hatalardan vazgeçildiğini dile getirerek, şunları kaydetti: "Özellikle devlet kurumları şu anda aşırı derece bilinçli. Bir çocuğun eğitiminden burs verilmesine, en doğru iş alanında değerlendirip yerli ve milli siber güvenlik uzmanı olabilmesi noktasında her türlü katkıyı sağlıyorlar. Daha sonra da diğer ülkelerin yaptığı şekilde 'Gel devletine hizmet et' diyorlar. Bu çok doğru bir strateji ama bunun daha da ötesi var. Sadece yerli ve milli siber güvenlik uzmanı yetiştirmek değil, aynı zamanda yerli ve milli siber güvenlik ürünleri hazırlamamız gerekiyor." Dünyadaki siber güvenlik pazarının yüzde 96'sının İsrail'in elinde olduğunu anlatan Tosun, "Bizim yerli ve milli siber güvenlik ürünleri üretebiliyor olmamız lazım. Son bir yılda gelişen siber güvenlik ürünlerinin sayısı gittikçe artmaya başladı. Şu anda kamuda güvenilir ve altyapı anlamında da kullanmaya müsait 20'den fazla ürün var. Bunların sayısının çok daha fazla artması gerekiyor. Devletin üzerine düşen şu ve bu konuda üzerine düşen şeyi fazlasıyla yerine getiriyor AR-GE projelerine destek vermesi." dedi. Tosun, konuşmasının ardından katılımcıların sorularını yanıtladı. Proje kapsamında 22 Aralık'a kadar Trabzon'daki çeşitli liselerde eğitim gören öğrencilere yönelik 6 seminer gerçekleştirilecek.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner108