Cumartesi günü Rizespor’un 3-3 berabere kaldığı maçın ardından futbolcular gazeteci Selman Kutlu’ya saldırmış ve gazeteciyi tekme, tokat dövmüşlerdi. Ben sizlere bu olayın nasıl gerçekleştiğini bir kez daha anlatayım. Maç bittikten sonra Başakşehir’in futbolcusu Emre Belözoğlu, takım otobüsüne yöneldi. O sıra oradaki bazı taraftarlar Emre ile fotoğraf çekilmek istedi ve Emre, taraftarın bu isteğini kırmayarak onlarla fotoğraf çekilmek yanlarına gitti. O sıra ‘yaşı 60’ca var yok’ bir adam Emre’nin gözlerinin içerisine baka baka küfür etti. Eeee sabır da bir yere kadar canım!.. O küfürlere sabır taşı olsa dayanamaz. Her ne kadar oyuncu profesyonel de olsa yüzüne karşı, gözlerinin içine baka baka küfür eden bir kişiye de duymamış gibi davranamaz! O sıra Aspor’da canlı yayın yapıyordu. Yayını bitirir bitirmez kameraları oraya çevirdiler. Çünkü söz konusu olan yıllarca Türk Milli takımının kaptanlığını yapmış Emre’ydi. Hali ile haber değeri çok önemli bir konuydu. Sonrasında Başakşehirli oyuncular Selman Kutlu ve Ahmet Çağlar Yıldırım’a çekmemesi için müdahale etti. Selman Kutlu, çekmek isteyince ilk başta Milli Takımın(!) file bekçisi Volkan Babacan Selman’a müdahale edip boğazını sıktı. Ardından olaya Ufuk Ceylan, Yalçın Ayhan ve takımın iki malzemecisi de dahil olup gazeteciye tekme tokat saldırdılar.

Bizler bu olayın faturasını beklerken önceki gün akşam saatlerinde son dakika geçti ve Başakşehir Başkanı Göksel Gümüşdağ’ın imzasıyla Yalçın ve Ufuk kadro dışı bırakıldı. Peki, neden sadece ikisi? Volkan neden kadro dışı bırakılmadı? Birisi her ne kadar takımın önemli oyuncularından olan Yalçın olsa da onun da geldiği yaş belli ve alternatifleri olan bir oyuncu… Diğeri ise Ufuk Ceylan… Takımın hiçbir beklentisi olmadığı, ligde forma şansı bulmayan bir kaleci… Volkan ise öyle mi!.. Malzemecileri saymıyoruz!..

Onlarda yaptıkları bu saldırının faturasını para cezası ile çekebilirdi. O ki Göksel Bey, bu oyuncuları kadro dışı bıraktın neden bu olayları fitilleyen Volkan’ı bırakmadın? Göksel Bey’in yaptığı belli… Kendisi, bu olayın ardından oluşan kamuoyuna, camiaların tepkisine daha fazla maruz kalmamak için ‘bakın ben yaptım oldu’ya getirmek istiyor işi. Kendisi de biliyor şampiyonluk yarışı verilirken bu tarz oyuncuların kadro dışı bırakılamayacağını. Bu tarz bir hareket yapmazsa diğer kulüp başkanlarının “Göksel Bey, siz de böyle yaparsanız biz futbol kulüplerinde nasıl sportmenlik, fair-play sağlarız.” diyeceğini biliyor. Ne diyelim Göksel Bey, iyi göz boyuyorsunuz ama bu olay böyle kapanmaz. Eğer siz Kulüpler Birliği Başkanı’ysanız bu tarz olaylarda en ağır cezaları vereceksiniz. Kendi oyuncunuz diye kayırmayacaksınız. Unutmayın siz kulübün başkanının dışında Kulüpler Birliği Başkanı’sınız! Sporda centilmenlik ve fair-play’den taviz vermemelisiniz ve de veremezsiniz!..

   *****

Toplumsal hafıza…

Bu köşemizde zaman zaman okurlarımızdan gelen şikayetlere yer vereceğimizi söylemiştik…

Öyle ya bu şehir hepimizin…

Herkesin önceliği ise yaşanabilir ve modern bir şehir…

Öncelikli olarak geçtiğimiz günlerde bize iletilen olumsuzlukları gündeme getirmemizin ardından hem Dumlupınar Okulu’nun önündeki çamur deryasının temizlenmesi hem de meydan parkının zemindeki ışıklandırmaların tamirinin yapılması ilgililerin duyarlılığını gösterdi.

Bugünkü ilk görüntü ise Moloz mevkiinden…

Hani kimsenin ne işe yaradığını belemediği köprülü kavşağın olduğu bölüm…

Trafiği rahatlatmak değil adeta kilitlemek için yapılan bu ucube, yağmurlu dönemlerde sahil yolunu deyim yerindeyse göle çevirmekte.

İşte bu resim de bunun katını…

Altyapı olmadığı için ne biriken suyun tahliyesi yapılabiliyor ne de zeminde oluşan çukurlar onarılıyor.  Durum böyle olunca şehrin göbeğinde biriken su gölünde hem araçlar hem de yayalar için işkenceye dönüşüyor…

İlgililere duyurulur!

Diğer bir konu da Erdoğdu yoluyla alakalı…

Uzun uğraşlar sonucunda yapılan çift şeritli gidiş-geliş yolu Trabzon’un ihtiyaçlarını karşılama noktasında takdirlik bir hamle…

Ancak araçlar için düşünülen rahatlık, yayalar için düşünülmemiş gibi.

Öyle ki, ne kaldırım denilen bir bölüm, ne de insanların yürüyebileceği bir alan var.

Doğal olarak araç yolunu kullanmak zorunda kalan yayalar ister istemez olası bir kazaya da davetiye çıkartıyor.

Yarın telafisi olmayan sorunlarla karşılaşmadan bu sorun giderilse daha güzel olmaz mı?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.