banner114

Dedi: HDP’li üç Büyükşehir Belediye Başkanı’nın görevden alınmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dedim: Görevden alma eylemi terörle mücadelenin bir parçasıdır. Dağa çıkışlar son bulmuşken, Belediye seçimlerinden sonra dağdaki terörist ve Kandil, yeni lojistik destek bekleyişine girmiştir. Bu belediyeler dağa çıkışın yolunu açacak girişimlere soyundular. Bunu seyretmek, demokrasi ve sandığa saygı değildir. Müdahale edilmiştir.

Dedi: Sonuçta sandıkla gelen sandıkla gitmeli değil mi?

Dedim: Demokrasilerde evet… Lakin terörle mücadele eden bizim gibi demokratik ülkelerde demokrasi gerekçesiyle teröre desteğe müsamaha edilemez. Söz konusu belediyeler Türk bayrağını indiriyor, farklı saygısızlıklar yapıyor. Lakin mesele bunların da ötesinde... Mesele teröre ve teröristlere lojistik destek sağlanmasına göz yumup yummama meselesi. Gençler, ailesinden birine belediyede verilecek iş karşılığında dağa gitmemeli. Buna izin verilmemeli.

Dedi: O zaman partisini kapatırsınız, olur biter.

Dedim: Demokrasilerde parti kapatmak çözüm değil. Kaldı ki başka partiden girer, bağımsız girer yine seçilir. Buradaki mesele dünyanın gözü önünde doğru olanı yapabilmektir. Terörle arasına mesafe koymayan... Terörist cenazesine katılan… Teröristin yakınını ödül diye işe alan… Dağa çıkan kişinin ailesinden birini belediyede işle ödüllendiren… Dağdan gelen emiri önemseyen belediyelere dokunmamak demokrasi ile izah edilemez. HDP belediyeleri ve vekilleri, Kandil ile arasına mesafe koysun… PKK’yi reddetsin ve silaha karşı çıksın demokratik haklarını hepimiz savunalım. Lakin demokrasinin hoşgörüsüne sığınıp, dağın arkasında duracak, devlet imkanlarıyla lojistik destek sağlayacaksın. Devlet aklı da aptal! Seni seyredecek!

Dedi: Diyarbakır, Van ve Mardin halkının iradesine ipotek getirilirken, HDP’lilerin desteklediği batıdaki belediyeler ne olacak?

Dedim: Onlar dağa lojistik imkân sağlamıyor ki… Sağlıyorlarsa onlar da alınabilir. Ajitasyona gerek yok. Burada halkın iradesi değil, terörün iradesine ipotek konulmuştur. Tekrar ifade ediyoruz. Bu eylem, terörle mücadelenin bir parçasıdır.

Dedi: ABD ve Avrupa yarın bunu kullanarak Türkiye’yi sıkıştırmayacak mı?

Dedim: Zaten daha beterini yapıyorlar. PYD’yi silahlandırıyor ve saldırtıyorlar. PKK artık Türkiye’den terörist bulamıyor Suriye’den topluyor. Kandil umudunu belediyelere bağlamıştı.

Dedi: Siz o zaman güvenlik politikalarını destekliyorsunuz.

Dedim: Hayır… Güvenlik politikalarının sonuç alacağına inanmıyorum. Lakin sonuca götüren yol olabilir. PKK’yi en güvendiği ortamlarda yenmeden… Bitme korkusu hissettirmeden…Dağın önünü kesmeden silah bırakmaya mecbur edemezsiniz. Önceki açılım projesinde bu denendi. PKK silah bırakmadığı gibi süreci istismar edip güçlendi. Devlet, vaziyeti zor topladı. Bugün ise PKK terör örgütü ile mücadelenin sahadaki en başarılı noktasındayız. PKK silah bırakmaya mecbur ediliyor. Her yerden sıkıştırılıyor. Böyle bir ortamda belediyeler yeniden lojistik üsse dönüyorsa buna izin mi verilmeli? ABD, Avrupa ne diyecek? Düşüncesiyle göz mü yumulmalı? Bunca şehidin acısı böyle mi heba edilmeli?

Dedi: Ama Kürt sorununu derinleştiriyoruz. ABD’nin kontrolüne veriyoruz.

Dedim: Açılımın son döneminde ABD zaten sorunu ele geçirdi. Açılımı ABD sabote ettirdi. Bir yandan YPG-PYD’yi destekliyor, diğer yandan Kandil’e ‘terörist’ diyor. ABD aklımızla alay ediyor. Kürt sorunu zaten derinleşti. PYD-YPG’nin üzerine gidiş… Kandil ağalarının birer birer öldürülmesi ve şimdi belediyelerin önünün kesilişi… Bunların tamamı terörle mücadelenin bir parçası. HDPKK’yi ve özelikle Kandil’i silah bırakmaya doğru zorlamak…

Dedi: HDP’li seçmenlerin sandığa inancını bitirmiyoruz mu?

Dedim: HDP zaten sandıkla çözüm aramıyor ki seçmeninin sandıktan umudu olsun. HDP, sandığı Kandil’e payanda olarak kullanıyor. Seçmeni de buna böyle inanıyor.

Dedi: O zaman kapatalım HDP’yi…

Dedim:  Demokrasi ve uluslararası ilkeler ona izin vermiyor. Demokrasinin yara almasını istemiyoruz. Ancak böyle kontrol edebiliyoruz.

Dedi: HDP seçmenine ‘oylarınızı değiştirmedikçe size belediye yok mu’ dedik?

Dedim: HDP seçmeni Türk demokrasisine oy vermedi. Kandil için oy verdi. Dolayısıyla devletin buna izin vermeyeceğini görmeli. HDP seçmeni önce ülkenin birlik ve bütünlüğüne oy vermeli. Kendi partilerine terörle bağını kesmesini söylemeli. Ayrılıkçılığa ve teröre verilen oyla demokrasi savunulamaz.

Dedi: Terörü demokrasi ile mi, güvenlikle mi yeneceğiz.

Dedim: Terörü güçlü demokrasi veya demokrasinin güç sınırlarını sonuna kadar zorlayarak yeneceğiz. Ama terörü yeneceğiz. Önce silah bıraktırıp sonra İnşallah çözüme gideceğiz. PKK silah bıraksın ve çocukları belediyelerde iş vaadiyle dağa çağırmasın, hiçbir HDP’li Belediye Başkanı görevden alınmaz. Artık akıllı devlet var. Artık devlet aklı uyumuyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108