banner114

Bir ramazan ayına daha bizi kavuşturan rabbimize  hamd olsun. Oruç ve tutmak…

Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günlerde farz kılındı ki, takvaya ulaşasınız.(Bakara 83)

Ramazan, Hz. Peygamber’in ifadesiyle “cennet kapılarının açıldığı, cehennem kapılarının kapandığı” bir aydır.

Oruç nedir sorusuyla başlayalım… Orucun sözlükteki arapça karşılığı savm’dır.  Sükûnet, hareketsizlik, Kendini tutmak, engellemek, el çekme, geri durma anlamlarına gelir. Yine ramazanda ilk aklımıza gelen İmsak ise dini bir kavram olarak, ‘tan yerinin ağarması, alaca karanlık anı, şafak vakti (fecr-i sadık), güneş batıncaya kadar yemeden, içmeden cinsi münasebetten ve diğer orucu bozan şeylerden uzak durmak’ demektir.

Ramazan, gök sofralarının tacı olan Kur''an vahyi kendisinde indirildiği için on bir ayın sultanıdır.

Oruç bedenin aç bırakılmasından çok ruhun beslenmesidir. Ruhu bedeninden zayıf olanların ruhuna tensel hazları ve beşeri arzuları hükmeder. Bu durum sürücünün atları arabaya bindirip kendisini atın yerine koşmasına benzer. Oruç yüreğe doğru yapılan zorlu bir yolculuktur; sevgi ve nefretin, iman ve inkârın, ret ve kabulün merkezi olan yüreğe. Bu yolculukta insanın en büyük kazancı kendini bilmektir. İşte “belki bu sayede takvaya erersiniz” cümlesinin arkasında yatan anlam da budur. Bunun açılımı, orucun insandaki sorumluluk bilincini artırması, onu Rabbine, kendine, insanlara, tabiata ve eşyaya karşı daha sorumlu davranmaya itmesidir. (M. İslamoğlu)

Oruç tutmak, işte bu yüzden kendini tutmaktır. İnsan ne ziyan işliyorsa hep kendini tutamadığı için işlemektedir. Tutamadığı dilinin cezasını, tutamadığı elinin cezasını, tutamadığı nefsinin cezasını, tutamadığı içgüdülerinin cezasını, tutamadığı öfkesinin cezasını çekmektedir.

Kendini tutmak, kendinden yana olmaktır. Kendini tutanı, Allah'ın da tutacağı aşikârdır.

Oruç tutmak sosyal açıdan da önem arz etmektedir. Zengin-yoksul, işçi-patron demeden herkese açlık ve susuzluk tattırılarak aç ve susuz kalanın halinin yaşatılarak öğretilmesini amaçlayan sosyal bir yönü vardır. Bir fakiri doyurmak, yolda kalmışa bir sadaka vermek, bir yetimin başını okşamak, iftar sofralarımızda ikramlarda bulunma, güzel söz söyleme ve kötü sözden kaçınma gibi.

Sorumluluk bilincinde olma halidir. Sadece Allah’a karşı değil aynı zamanda topluma, çevreye ve tüm yaratılmışlara karşı hassas ve duyarlı olmaktır.

Ramazan ayına gök sofrası demiştik ve yukarıdaki ayetin sonunda geçen takvaya ulaşmak ya da sorumluluk bilincinde olma hali oruç sahiplerinin önceliği olmalıdır.

Takva kelimesine göz atacak olursak; Allah’tan uzaklaştıran her şeyden kalbi korumak, nefsani arzuları köreltmek, her anını Allah görüyormuş gibi davranmak ve akıl ile beynin koordineli bir şekilde düşünmesi tefekkür etme halidir diyebiliriz. Yani Allaha yönelme ve yaradılış gayesini düşüncede okuma halidir. Kendisini bütün kötülüklerden koruma, duyarlı ve donanımlı olma halidir. Her hâl ve hareketinde Allah’ın gazabından sakınarak O’nun rahmetine sığınmaya gayret etmektir. Bu da bizi muttaki olmaya götürecek yegâne yoldur.

Bilindiği üzere yüce Yaratıcının bizim ibadetimize ihtiyacı yoktur. Allah, bizim ibadet yapmamızı, yine bizim yararımız için farz kılmıştır. İbadetler aslında bizim kendi varlığımızın farkına varmamıza imkân sağlar. Kendi varlığı bilincine sahip insan etrafındaki olup bitenin de farkında olur. Yaşadığı zamanın farkına varır, hayatı sorgular ve duyarlı hale gelir. Bu duyarlılık ve hassaslığını sadece ramazan ayına değil geri kalan on bir ayada taşımasına vesile olur.

Bir diğer önemli bir sonuç ise on bir ayda kirlenen, pas tutan yüreklerimizin yeniden temizlenip cilalanarak tamir edildiği bir ay olmasıdır. Ve tamir edilen bu yüreklerin gelecek diğer ayları kuşatacak şekilde sürekliliğinin sağlanmasıdır.

 Ruhun beslenmesi için bedenin aç bırakıldığı bu ayda israftan kaçınarak aç olanların hatırlandığı ve gereğinin yapıldığı bir ay olmasını umarak…

Bizim orucu tuttuğumuz değil orucun bizi tuttuğu bir ay olması temennisiyle. Kalın sağlıcakla.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108