Türk Milleti uzun bir geçmişe sahiptir; çok geniş coğrafyalarda hüküm sürmüştür; değişik kültür ve medeniyetlerle iç içe olmuştur. Bu nedenle zengin ve köklü bir gelenek yapısı vardır. Millet olma bilinci ve uluslar arası güçlerle mücadele açısından bu zenginlik, önemli bir avantaj ve üstünlük sağlamaktadır. Çünkü gelenek; eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, toplumsal yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, davranışlar ve ananelerdir.

Ancak dini vecibelerle geleneklerin iç içe girmiş olması, geleneksel görevlerin yerine getirilmesiyle dini vecibelerin de yerine getirildiğinin zannedilmesi gibi bir problemi de beraberinde getirmektedir. Öncelikle geleneklerimizin yanlış olanlarını terk etmek, düzeltilebilir olanlarını güncellemek, doğru olanlarını güçlendirerek yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak hepimizin görevidir.

Bundan daha önemlisi bir davranışın veya uygulamanın dinden mi yoksa gelenekten mi kaynaklandığını iyi bilmek gerekir. Aksi halde gelenekleri yaşatarak İslam’ı yaşattığımızı zannetmek; geleneksel vecibeleri yerine getirerek Müslümanlığı yaşadığımızı zannetmek hatasına düşmüş oluruz.

“Şüphesiz, sana bu Kitabı hak ile indirdik; öyleyse sen de dini yalnızca O'na halis kılarak Allah'a ibadet et.” (Zümer-2) Buradaki “Halis kılmak” ifadesi dini; farklı olan, değişik olan, aslından olmayan her türlü katkıdan ayrıştırmak, tertemiz ve katıksız hale getirmektir. Başka bir yaklaşımla dini, insanların dine yaptıkları eklemelerin kusurlarından ve karmaşıklığından kurtarıp vahyin emrettiği mükemmelliğe, netliğe ve sadeliğe kavuşturmaktır.

Haberin olsun; halis (katıksız) olan din yalnızca Allah'ındır. O'ndan başka veliler ve dostlar edinenler; "Biz, bunlara bizi Allah'a daha fazla yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz” derler. Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola iletmez.” (Zümer-3)

Zümer-3’ten anlaşılan özetle; Allah’ın dini, katıksız olan dindir. Ondan başka veli ve dost yoktur. Başkaca dost/veli edinenlerin "Biz, bunlara bizi Allah'a daha fazla yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz” demelerinin bir geçerliliği yoktur. Ayrıca yalancı ve inkârcı ifadesi çok düşündürücüdür…

Tağut'a kulluk etmekten kaçınan ve Allah'a içten yönelenler ise; onlar için bir müjde vardır, öyleyse kullarıma müjde ver.” (Zümer-17) Tağut; insanları Allah'tan ve Allah'a kulluktan uzak­laştırarak, kendisine kulluğa, kendisine müptelalığa, kendisine bağlılığa, kendisine düşkün olmaya davet eden her şeydir. Bunun şekli, görüntüsü, etkisi zamana ve mekâna göre değişebilir.

Bu durumda doğru inanmak, gerçeğe(Hakk’a) halis (katıksız) bilgiye göre iman etmiş olmak için öncelikle her türlü eşleştirmeden, ortak koşmaktan, şirkten mantık, bilinç ve davranış olarak kurtulmuş olmamız gerekiyor. İman ettiğini söyleyenlere tekrar; “Ey iman edenler, iman edin!” (Nisa- 4) denilmesi bu açıdan düşündürücüdür.

İman edenler tekrar neden iman etsinler? Yani ettikleri imanı kontrol etsinler. “Ancak sana ibadet ederiz ve ancak senden yardım dileriz.” (Fatiha-5) mi diyorlar? Yoksa bize “şah damarımızdan daha yakın” olduğunu söyleyen Allah’a rağmen, bizi O’na yaklaştırdığını söyleyenler aracılığı ile mi iman ettiklerini bir denetlesinler, durumlarını gözden geçirsinler.

Bu denetim için akıl vardır, gereklidir ve yeterlidir. “Andolsun size öyle bir kitap indirdik ki, şeref ve itibarınız ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” (Enbiya-10)

                                                                                                   

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mustafa bekar 2 hafta önce

Çok yerinde bir yazı olmuş.toplumun en önemlisorunu olan din algısındaki yanlışların ortaya dökülmesi için bence irdelenmesi gereken bir yazı

Misafir Avatar
Abdullah GÜLAY 7 gün önce @Mustafa bekar

teşekkür ederim

Beğenmedim! (0)