Tarihte çağ kapatıp çağ açan Büyük Türk Sultanı Fatih Sultan Mehmed, Türk milletinin her ferdinin büyüğüdür, iftihar kaynağıdır. Ancak, bunda Trabzonlunun bu sahiplenmede en büyük hakkı ve payı vardır. Zîra Trabzon’u 1461 yılında bizzat ordusunun başında fetheden ve bu beldeyi Türk hakimiyetine katan Büyük hükümdar Fatih’tir.

O Fâtih ki, sefer sırasında Zigana dağlarına yaya olarak ordusuyla tırmanırken, çektiği meşakkati görüp kendisini bu seferden caydırmak isteyen yanındaki İran Hükümdarı Uzun Hasan’ın annesi Sâre Hatun’un “Hey oğlu, bir Trabzon için bunca zahmet değer mi?” dediğinde, verdiği tarihi cevap şu olmuştur: “Hey ana ana!, Bizim elimizde İslâm’ın kılıcı vardır. Bu kadar zahmete katlanmazsak yediğimiz ekmek bize haram olur”

Fâtih, padişahlığı döneminde 2 imparatorlu, 14 devlet ve 200 irili ufaklı şehir fethederek Osmanlı Devletini bir Cihan İmparatorluğu haline getirmişti. Tarihin bu büyük cihangiri yeni bir seferin hazırlığı içinde iken 03 Mayıs 1481tarihinde Gebze’ye yakın Tekir Çayırı veya Hünkâr Çayırı’ndaki ordugâhında Perşembe günü 51 yaşında iken vefat etti.

Fatih’in ölümü için Tarihçi Yılmaz Öztuna Türkiye Tarihi isimli eserinde (C.4, s. 164) şu bilgiyi vermektedir: “Fatih, Venedik tarafından zehirletilerek ölmüştür. Bu, Venedik’in, padişahın şahsına tevcih edilmiş 15. Ve sonuncu suikast olup, diğer 14’ü hedefine ulaşamamıştı. Venedik’in nihai teşebbüsü, Fatih’in hususi hekimlerinden Venedikli bir Yahudi olup, güya ihtida eden ve Yakup Paşa adını alan Maestro Iacopo vasıtasıyla yapmıştı. Venedik, muvaffak olduğu takdirde Iacopo’ya 240 bin milyon gibi pek muazzam bir meblağ vermekle kalmıyor, Iacopo’nun kendisi ve neslinden gelecek bütün ahfâdı için Venedik vatandaşlık hukuku tanıyor, bunları Cumhuriyet’in bütün vergi ve mükellefiyetlerinden muaf tutuyordu. Robinger’e göre Fatih, Üsküdar’a geçtiği gün yani 25 Nisanda zehirlenmeye başlamış, sonra tedavi yapıldığı iddiasıyla zehrin dozu artırılmıştır. Fatih’in ölümünü yakından bilen Âşık Paşa-zâde, padişahın ciğerinin doğranarak kan kustuğunu yazmaktadır. Hakanın suikasta maruz kaldığı derhal anlaşılmış, Maestro Iacopo, namı diğer Yakup Paşa hükümdarın ölümünden az sonra Türk askeri tarafından parça parça edilmiş, milyonlara kavuşamamıştır.

“La Grande Aguila Morta!=Büyük kartal öldü” cümlesini taşıyan nâmeyi, Venedik’in İstanbul büyükelçiliğinin bir kuryesi, hadiseden 16 gün sonra, 19 Mayıs’ta Venedik’e getirmiştir. Birkaç gün sonra, yani Mayıs’ın sonuna doğru haber, Roma’ya ulaşmıştır. Bütün İtalya’da toplar atılıp günlerce şenlikler yapılmıştır. Bilhassa Roma’da sevinç, son haddini bulmuştur. Papa, bütün Avrupa kiliselerinde 3 gün, 3 gece çanlar çalınıp “şükür âyini” yapılmasını emretmiştir”

Trabzon için, Trabzonlular için dediğim gibi Fatih apayrı bir önem taşır. Fatih gibi 22 yıl Trabzon Valiliği Yapan torunu Yavuz Sultan Selim ve Trabzon’da doğup, bir Trabzon delikanlısı gibi 16 yaşına kadar Trabzon’da yetişen Kanuni Sultan Süleyman da aynı şekilde istisnai bir önem taşımaktadırlar.

Şimdi diyorum ki; Kanuni Sultan Süleyman için Trabzon’da “Kanuni Vakfı” kurduk da, Trabzon’da derin bağları olan Fatih ve Yavuz Sultan Selim’i niçin bunun dışında tuttuk? Meselâ; kurulmuş olan “Trabzon Kanuni Vakfı” ismini,  tarihimizin bu üç cihangir padişahını bir arada ifade edercesine bir isim değişikliği ile kurulu olan vakfa, “Fatih-Yavuz-Kanuni Sultanlar Vakfı” demiş olsak ve buna göre mevzuatı yeniden düzenlemiş olsak daha isabetli ve anlamlı olmaz mı? Benim de üyesi olduğum “Trabzon Kanuni Vakfı”  yöneticileri ile Trabzon halkı ile yöneticilerinin bu teklifimi bir düşünüp değerlendirmeleri sanırım isabetli olur.

Trabzon’un öz evlâtları ve Trabzon’a gelen ziyaretçiler yalnız Kanuni kavramı ile değil, Fatih-Yavuz-Kanuni kavramı ile yüz yüze gelip, bu heybetli tarihin verdiği tesirle Trabzon’u daha başka bir gözle değerlendirse iyi olmaz mı?

Yetkililer bu teklifimi bir düşünüp değerlendirsinler derim. Görüş ve kanaatlerini bilmek ve okuyucuma da duyurmak isterim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kadir Yeter 2 ay önce

i̇yi olur da bize iki atlı daha lâzım olacak demek ki; törenler için...

banner89

banner37