“Nerde o eski bayramlar?” diye başlayan muhabbetleri bilirsiniz. Bu meyanda sizinle eski seçimler üzerine hasbihal etmek istiyorum:

Seçimler yaklaşırken gerginlikler tırmanırdı ya da tırmandırılırdı. Olaylar, kavgalar olurdu. Bombalar patlar, toplu ölümler olurdu. Suikastler düzenlenir, insanlar canından olurdu. Bu yaşanan acı olaylar üzerinden oy devşirme gayretlerine girişilir; karşılıklı suçlamalar, tehditler seçim meydanlarındaki ana konuları oluştururdu. 60’lı, 70’li, 90’lı yıllardan söz ettiğimizi genç kuşaklar bilmeyebilir, elli yaş kuşağının çok iyi bildiği koalisyonlu yıllardan bahsediyoruz.

Seçim vaatleri olmayacak türden saçmalıklar ve aşırılıklarla doluydu. Çaresiz insanlara umut dağıtılır, tozpembe tablolar çizilir, akla değil, ideolojilerin galeyana getirdiği duygulara hitap edilirdi. Tabi bu vaatler gerçekleşmezdi. Umutlanan insanlar verdikleri oyları geri alamadıkları için pişmanlıklar içinde kıvranır, yeni öfkeler oluşurdu. “İlk seçimde hesabını soracağız!” derlerdi.

 “Kayseri’ye liman yaptırtacağım” deyimi o yılları anlatan deyim olarak lügatlardaki yerini alıyordu. Bir liderin attığı fabrika temelini diğeri söktürüp Ankara’ya getirebiliyordu. Bu ciddiyetsizlik içinde her şey sanki trajik bir tiyatro gibiydi. “Tünelin ucu göründü”, “Kadayıfın altı kızardı” , “Limon gibi sıkılmayın” sloganları hafızamızdaki tazeliğini hala korumaktadır.          

Seçim öncesi vaatlere dayalı aldatmaların hesabı erken sorulurdu. Çünkü koalisyon hükümetlerinin ömrü çok kısa sürerdi. Erken seçimlere gidilir, bütçeye yeni harcama kalemleri eklenirdi. Koalisyon hükümetleri kurulurken pazarlıklar, bakanlıkların paylaşımları, Güneş Motel entrikaları ve akabinde kayırmalar, kadrolaşmalar yaşanırdı. Böylece devlet organları birbiriyle didişmekten ve iç sorunlarla boğuşmaktan dünyada neler olup bittiğine zaman ayıramazdı.

Yatırımcılar bu belirsizlik içinde önünü göremez, kısa yoldan para kazanacak işlerle meşgul olurdu. Bugünlerde patates ve soğan stokçularının yaptığı gibi İstif ve stokçuluk, karaborsa, faiz, tefecilik ve bankerlik almış başını gidiyordu!

İç barışın bozulduğu ortamda sendika ve diğer sivil toplum kuruluşları da bundan payına düşeni alır, amacı dışında işlerle uğraşırdı. Grevler, lokavtlar, işyeri işgalleri derken üretim düşer, ihracat yok denecek kadar azalır, cari açık büyür, IMF’nin beklediği fırsat doğar; ülkeyi yetmiş Cent’e muhtaç hale getirenler bu kez de borç para bulmak için IMF’ye arz-ı endam eder; ağır şartları, yüksek faiz oranlarını kabul etmek zorunda kalırlardı.

Ondan sonra yeni kemer sıkmalar, kuyruklar; yokluğun ve yoksulluğun ürettiği karaborsa vurguncuları ve onların devlet içindeki uzantıları ile türeyen ultra zenginler Amerikan arabalara binerlerdi. Normal zenginler, yerli teneke arabalar için fabrikaya sıraya yazılıp sırasını beklerken gelen aylık zamları da ödemek zorunda kalırdı. Sıradan halkımız için araba sahibi olmak hayal bile edilemezdi. Uçak sadece zenginlerin bindiği gök kuşlarıydı. Bir öğretmen büyüğüm o dönemlerde bu haksızlıklara kızdığı için solcu olduğunu, komünizme bile razı olduğunu söylüyor; “Benim yoksa onların da olmasın!” diyordu ve devam ediyordu; “Ben şimdi bu dünyada hiç uçağa binmeden mi ölüp gideceğim?” diye yakınıyordu.

Demokratik, eskiye oranla çok sakin, erdemli ve olgunlaşmış bir seçim süreci yaşıyoruz. 24 Haziran seçim sürecini hayırlısıyla tamamlayalım diye umut ediyoruz. Çünkü bu olgunluk, uluslar arası alanda Türk Milleti’nin ulaştığı demokratik hoşgörü, sosyal barış sınavı ve saygınlık ölçüsü olacaktır.

Herkesin uçağa ve hızlı trene bindiği, cep telefonu kullandığı, istediği marka arabayı alabildiği, bölünmüş yol ve otobanlarda seyahat ettiği, ordusuna, kurum ve kuruluşlarına güvendiği, gelecek umutlarını canlı tuttuğu bir Türkiye’nin sosyal barışımız üzerindeki olumlu etkisini kim hafife alabilir?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner108