banner114

Bir kartpostal gibidir aslında… Hele bir de çocukluk ve gençlik yıllarınız geçmişse…

Koşturduğunuz sokaklar, köşe başları… Parklar bahçeler… Top oynadığınız Taşlıtarla… Salıncak kurduğunuz dutlar, akasyalar…

Saklambaçta sizi gizleyen avlular, kapılar, duvarlar…

***

Yıllar sonra yeniden geçseniz eski mahallenizden.

Tanıyabilir misiniz bilmiyorum. Evinizi, evinizin yerini bulabilir misiniz?

En çok da komşularınızı özlersiniz. Mahalle arkadaşlarınızı… Okulunuzu…

Ya şimdi hemen hepsinin yerinde yeller esiyorsa? Nasıl da kıyım kıyım kıyılır içiniz?

Aslında bir tarih yok olmuştur. Çocukluk, gençlik hatıralarınız… “Nasıl kıydınız” diye sesinizi yükseltmek istersiniz. Çocuk değilsiniz artık, vazgeçersiniz.

***

Bir şeyler ararsınız. Sizi geçmişe götürecek… Ev mi desem, ağaç mı?

Pencere mi, bahçe mi, patika mı? Boş yere dolaşır durur gözleriniz.

Keşke madalyon gibi her şehrin iki yüzü olsa… Biri eski, diğeri de yeni…

Hiç dokunulmasa eskisine… Yıllar yıllar sonra yolunuz düşse… Sanki arkadaşlarınız köşe başından çıkacakmış gibi… Ayşe Teyze, “sofra hazır” diye çağıracakmış, Bekçi Amca da “hadi çocuklar, karanlık iyice bastırdı, evlerinize” diye uyaracakmış gibi…

***

1990’da TRT’de ‘YUVA’ dizisi vardı.

Başrollerde Tamer Yiğit, Sema Çelebi, Orçun Sonat, Eşref Kolçak ve Kadir Savun

Gaffur Uzuner de mahallenin garibini oynuyordu. Yönetmen Mehmet Taşdiken’di ve ben de senaryo ekibindeydim. Bir ‘mahalle’ dizisiydi. Ailemiz, her bölümde bir düşkünün yardımına koşar, yarasını sarar, yuvasını yapardı.

Anlaşılan durum hiç değişmeyecek çünkü biz otuz yıl öncesinde olduğu gibi bugün de eski mahallemizi özlüyoruz. Güvenlikli sitelerde yaşayan çocuklara üzülmeli miyiz acaba? Mahalle arkadaşları olmadan büyüyecekler.

Münevver, Enise, Müzeyyen, Hatice, Emine Teyzeleri…

Temel, Hüseyin, Musa, İsmail, Osman Amcaları…

***

Ve ardından ‘Bizim Mahalle’… 1993’te TRT’nin yeni dizisiydi. Yapımcı Osman Yağmurdereli… Senaryosu Çetin Büyükakın’a ait olan diziyi Taylan Toydemir yönetmiş ve 10 yılda 510 bölüm çekilmişti. Yuva’da olduğu gibi olaylar ‘bizim mahalle’de geçerdi. “Günümüz dizilerinde durum nasıl” diye sorulduğunda… Rahatlıkla “mahallenin, rezidans ve köşkle imtihanı” diyebilirsiniz.     

***

Bir zamanlar zengini fakiri aynı mahalledeyken… Şimdi arada dağlar var.

Hemen herkesi ‘bir üst mahalleye terfi etme sevdası’ sarınca…

Hal hatır soracak, yedek anahtarınızı verecek komşunuz kalmadı.

Hastalandığınızda yanınızda olacak, sıcak çorbanızı getirecek…

Cenazenizde ağlayacak, düğününüzde oynayacak gülecek…

***

Mersin’de narenciye bahçeleri bir bir teslim olurken beton canavara.

Çevreci söylemler fazla işe yaramamıştı. Bazıları biraz direnseler de… Sonunda yüksek katlı binaların getirdiği yüksek ranta boyun eğmek zorunda kalmışlardı.

Yüz elli yıl narenciye toplansa yine de bana kalacak dairelerin parasını ödemez” demişti, konuştuğum arazi sahibi. “Her şey para değil” diyenlere hak vermekle birlikte… “Bi daha mı gelicez dünyaya” diyenleri de unutmamak gerek.

***

Çocuklara gençlere söylüyoruz, yetişkinlere... Akıllarında tutsunlar diye… Evler öyle çok da dip dibe değilse… Çıkmazlarla çirkinleşmemişse… Avlusu bahçesi varsa… Sakın ola yıkmayın eski mahallenizi. Gökdelen dikilecekse, kim tutar sizi, başka kapıya, doğru kıraç arazilere… Eğer ihanet eder, mahallenizin canına okursanız, yanınıza kalmaz.   

***

Halep’i görünce aklıma gelmişti. Türkçe konuşanlarla sohbet ederken… Sokaklarında gezerken, alışveriş yaparken… Kaldırımlar, Osmanlı’nın bıraktığı gibi dururken…

Taş binalara atılan imza gibiydi Ayyıldız kabartmalar.  

Kalesi, Kapalıçarşı’sıyla bizim şehrimizdi.

Oysa şimdi yerle bir… O güzelim taş evler, avlular, duvarlar delik deşik.

Bir korku filminin tam ortasındayız.

Ne fark eder ki? Halep’i savaş yıktı, güzelim şehirlerimizi ise biz…

Nerede evimiz, bahçemiz?

Eski mahallemiz?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108