Olaylı ve şaibeli 1946 seçimlerinde uygulanan “açık oy, gizli tasnif” yerine, 14 Mayıs 1950 de “gizli oy, açık tasnif” usulü getirildi. Demokrat Parti kahır bir ekseriyetle iktidara geldi. Seçimde uygulanan slogan “Yeter artık, söz milletindir.” oldu.1960 yılına kadar 1954 ve 1957 seçimlerinde de ekseriyeti alan bu partinin millet oyuyla değiştirilmesinden umudunu kesen CHP el altından darbe çığırtkanlığı yaparak askeri bir darbe ile iktidarı zorla devirdi. Celal Bayar, Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan idam edildi. Uyduruk bir mahkemede alınan idam kararlarından sonra CHP iflah bulmadı. Halkın reyiyle iş başına gelmekten umudunu kesen bu parti ihtilal sonrası hazırlattığı 1961 anayasası ile “TAY”ları çoğaltıp milli iradenin önüne kalıcı bariyerler oluşturdular. Bunun sonucu Yargıtay, Danıştay, Sayıştay ve Anayasa Mahkemesi kuruldu. İhtilal hükümeti kendi yandaşlarını köşe başlarına yerleştirdi. Bu tarihten sonra gelen iktidarların elleri ve kolları bağlanmış oldu. Meclisten çıkan kanunlar muhalefetin vereceği işarete göre Danıştay’dan, Yargıtay’dan ve Anayasa Mahkemesinden iptal edilip geri gönderildi. İktidar olan partiler ayaklarına bağlanan güllelerle yol alamadılar. Eski alışkanlıklar kolay kolay terk edilemiyor. CHP bu alışkanlıkla bu defa Danıştay Başkanı Zerrin Güngör’ün “Hâkimlik mesleği ile bağdaşmayan beyan ve eylemleri olduğu” iddiasıyla Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edilerek istifa veya emekli edilmesini istemiştir. Danıştay Başkanı Zerrin Güngör bu parti hakkında “Tek başlarına güçlü bir siyaset yapamadıkları için eskiden imdatlarına yargı yetişirdi. Şimdi artık yargı bunu yapmıyor.” demişti. Bu bir tespittir. Danıştay Başkanı kişisel görüşünü açıklamıştır. Şimdi yargı bunların isteklerine göre hareket etmiyor. Bütün sızlanmalar, bağırmalar, vaveylalar bu yüzdendir. Düşünebiliyor musunuz? Halkın hür iradesiyle 15 yıldır iktidarını korumasını bilen bir partinin kapatılması ve genel başkanının yargılanması için zamanın Cumhuriyet Başsavcısının Anayasa Mahkemesine dava açması bu zihniyetlerin son kalıntısı olmuştu. Milletin vermediğini ya zorla ya da dolaylı yollardan entrikalar çevirerek almak bunlarda alışkanlık olmuştur. Artık yargı rahat bırakılmalı ve töhmetten uzak tutulmalıdır. Hepimiz zora düştüğümüz zaman başvuracağımız yegâne mercidir. Bir gün hepimize lazım olabilir. Geçmişte yargıya siparişe uygun karar verdirilebiliyordu. Ama artık yargı kendini kullandırmıyor. İktidara ve muhalefete eşit mesafede duruyor. Hiçbirine alet olmuyor. Mesleğin güvenirliğini, halkın saygısını kazanmada özen gösteriyor. İşimize geldiği zaman iyi, gelmediği zaman veryansın etmek hukuk anlayışımızı zedeler. Bundan da kimse kazançlı çıkmaz. Aksine adalet duygumuz körelir. İktidar da muhalefet kendi gücüne güvenmeli, yargıdan payanda beklememelidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner35

banner37