Erdem kelimesinin sözlük anlamı; Ahlakın övdüğü iyi olma, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk vb. niteliklerin genel adı, fazilet olarak geçmektedir.

Friedrich HEGEL: Erdem, varlığın bilincidir demiş. GEULINCX ise: Erdem, Tanrı’nın düzenine boyun eğmektir demiş. Joseph Butler ise: Kişinin kendi kendini yargılamasıdır. Nietzsche ise: Erdemle alakalı olarak bir inancı sırf adettir/gelenektir diye kabullenmek namussuzluk, korkaklık, tembelliktir. Hz Ali (R.a) da bu konuda erdemin ilk adımının ilim olduğuna vurgu yapmıştır.

Yukarıdaki tanımlardan da gördüğümüz gibi erdemli olmak için işe kendimizden başlamalıyız. Kişinin kendisinin yapması gereken bir ahlak kuralıdır. Kişi kendini tanımalı ve ilim sahibi olmalıdır. Kendini dönüştürmeden ne ailesini nede toplumu dönüştürme iddiasında bulunamaz.

Kur’an’ın ete kemiğe bürünmüş hali olan Hz. Peygamber ahlakıyla ahlaklanmak onu rehber edinmek hayatın merkezine koymak zorundadır.

 Sürekli okuma yapmalı, kişisel gelişimimizi artırmalıyız. Olmaz yapamıyorum, imkânım yok gibi ifadeleri hayatımızdan çıkarıp yazarın dediği gibi “Karanlığın bittiği yerde gündüz yol olmalı, gündüzün bittiği yerde geceler azık olmalı” karanın bittiği yerde Hz. Musa gibi denizde yollar aramalı. Suyun olmadığı yerde Hz. Nuh gibi gemiler inşa etmeliyiz.

Alın teri ile helal kazancımıza haramı bulaştırmadan çoluk çocuğumuzun rızkının temin etmek için çaba ve gayret göstermeliyiz.

Tertemiz fıtratla dünyaya gelen çocuklarımıza İbrahim’i bir yakarış, İsmail’i bir teslimiyet ve Hacer’ce bir duruşu öğrenip öğretmeliyiz.

Erdemli insan özgür insandır. Arzu ve isteklerinden kurtulmuş, inancın ve yüreğin kontrolünde yürüyüşü başlatmış olandır.

Kur’an’da Firavun’la sihirbazların bahsedildiği bir kıssa vardır.(Taha 71) Orada Hz Musa’nın asasını yere atmasıyla oluşan sahnenin bir göz yanılgısı yada sihir olmadığını kavrayan sihirbazlar yapılan ölüm tehditlerine aldırış etmeden bir duruş ortaya koyuyorlar. İşte bu duruşun adına erdem dersek yanılmış olmayız. Dikkat edersek erdemli olmak bir duruşu sergilemek sonrasında ispatı da gerekli kılıyor.

Özü, sözü ve eylemi bir olanlar yani yaptıklarında, davranışlarında samimi olanlardır.

Meşruiyetimizi güçten değil ahlak, adalet, hukuk ve bilgiden alırsak erdemin kapısını aralamış oluruz.

Ve Allah bizi uyarıyor “Siz kendinizi unutarak diğer insanlara erdemli olmayı mı öğütlüyorsunuz hem de ilahî kelâmı okuyup durduğunuz halde? Siz hiç aklınızı kullanmaz mısınız? “ (Bakara–44)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner108