Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz, agresif tutum ve davranışlarıyla adından bahsettiren bir belediye başkanı… Son olarak turizmi bölgesel olarak savunmak yerine mikro milliyetçilik yapmış. Karadeniz turizminin bir parçası olan Ordu ilini adeta tek başına bir ülke ilân etmiş!.. Ordu’ya bir milyon turist gelecekmiş ve Ordu kalkınacakmış. Gelsin ve kalkınsın. İnşallah öyle de olur. Biz Başkan Enver Yılmaz’ın Ordu değil Trabzon’la ilgili söylemlerine takıldık. Bakın neler söylüyor: “Ortadoğulu turist Tabzon’dan şikâyetçi. İşin bakirliğini masumluğunu bozmamak gerek. Trabzon bozdu. Ayder’e 5 katlı otel olmaz.” Ayder’i Trabzon’da zanneden Enver Yılmaz!.. Trabzon’u karalayarak veya yanlışlarını öne çıkararak Ordu kazançlı çıkmaz. Biz Trabzon’dan Sinop’a tüm bölgeyi tek bir destinasyon kabul ediyoruz. Bölge illeri arasında kavga ederek birbirini kötüleyerek kötü şoförler gibi turist kapma yarışını yanlış görüyoruz. Ne demek Trabzon turistlere kötü davranıyor? Enver Yılmaz bunu hangi ağızla konuşuyor? Yarın biri de kalkıp Ordu için konuşur! Bu nasıl bir anlayıştır?..

Trabzon’a gelen turistlere “Trabzon’a gitmeyin. Orada size kötü davranırlar haa!..” mı diyecek? Ne kadar ayıp şey… Arap turistler Trabzon’a da yeter Ordu’ya da yeter. Bu tür yaklaşımlar yerine, bir arada iş birliği yapılmalıdır. Hatta tanıtım yapılırken Rize’nin, Trabzon’un, Gümüşhane’nin, Giresun’un, Ordu’nun turizm destinasyonları birlikte tanıtılmalıdır. Başka türlü turisti 15 gün bir şehirde tutamazsınız. Yoksa yarın Yeşil Yol bitince Enver yılmaz Ordu sınırına barikat mı kuracaktır?

***

Enver Yılmaz’ı bu yaklaşımı dolayısıyla eleştirirken aynı açıklamanın bir başka bölümünde bizim iki yıldır savunduğumuz ve defalarca yazdığımız “Otel yerine ev turizmi” fikrimizi savunmasını anlamlı bulduk. Enver Yılmaz, “Kente 5 yıldızlı oteller de geliyor. Ama Arap turist, otel yerine kalabalık aileleriyle bölgenin ruhunu yansıtan evlerde kalmak istiyor.” diyor. Tekrar ediyoruz. Eko turizm ve sürdürülebilir kılmak için turizmi kırsala taşımalıyız. Atıl durumdaki köy evlerini pansiyon yapıp mutlaka Arap turizmine açmalıyız.

Göç eden binlerce hemşehrimize 50 bin lira hibe kredi sağlayarak baba evini restore ettirip turizmin hizmetine sunmasını başarmalıyız. Bu olgu hem eko turizme geçişimizi sağlayacak hem de Arap turizmi sürdürülebilir kılacaktır. Arap turist toprakla buluşacak ve belki yılın bir mevsiminde değil, farklı mevsimlerinde de kalkıp gelecektir. Köydeki komşuluk bile Arap turiste bambaşka bir dünya bahşedecektir.

***

M. Ali Yılmaz’ın gazetesinden yükselen garip ses

Gazetecilik etiğine ilişkin eleştirel yazımız Mehmet Ali Yılmaz’ın gazetesini yönetenlerle ilgili değildi. Ama onlar aynaya bakınca kendilerini görmüşler. Meğer onlarda da benzer zor varmış. M. Ali Yılmaz’ın kalemşörü dün kendince bize cevap vermiş!..

Her gazetenin yayın çizgisi kendini ilgilendirirmiş!.. Her gazete evinin önünü süpürsün yetermiş… Ona buna sallayıp ahkâm kesmemeliymiş!.. Zurna ile süslediği üslubuna girmiyoruz. Üslubunu, kültür seviyesine veriyoruz.

Başkaları için yazılan bir yazıdan alınganlık gösterenler demek ki aynı çerçevenin içindeler. Zorlarına gitti demek ki!.. Nasıl gitmesin!.. Yaptığı her haberi M. Ali Yılmaz’a endeksleyen… ‘Acaba patron bu habere ne der?’ endişesiyle gazetecilik yapanlar… Trabzonspor şikeye karşı onur mücadelesi verirken şikeyi yok sayanlar tabi ki bize ‘işine bak’ diyecekler!.. Tabi ki ‘Her gazetenin yayını kendini ilgilendirir!..’ diyerek ayıplarını örtecekler. Elbette geçmişte kalan o kapı önünü süpürme hikâyesinden bahsedecekler!..

Hayır efendiler!.. Gazeteler toplumun malıdır. Yazdıkları veya yazamadıkları yalnız gazeteyi değil toplum ve yayın yaptığı tüm çevreyi de ilgilendirir. Gazetecilik mesleğinin yerlerde süründüğü bir ortamda herkes işine baksın devri çoktan bitmiştir. Herkesin herkesten ve meslek ahlâkından sorumlu olduğu bir dönemdeyiz. Birbirimizin hatalarını da yazıp uyaracağız. Gazeteciler kendilerini yalnızca evlerinin önünü süpürmekle mükellef göremezler. Onlar tüm mahallenin, şehrin, ülkenin ve hatta dünyanın temizliğinden de sorumluluk hissederler. M. Ali Bey’in gazetesindekilere sesleniyoruz. İsterseniz gazeteler bazında analizler yapalım. Biz varız. Yarın cevap verelim. Her zaman başkalarını değil, bazen de kendimizi tartışalım. Gazetecilerin bazen başkalarının yaptıklarından da utanması gerektiğini anlatalım. Var mısınız?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.