Akşam karanlığı çökmek üzereydi.  Kütüphane inşaatımıza göz attıktan sonra köpeğimiz Boncuk’la birlikte Harmancık’ta yürürken rastlamıştım ona.  Öylece duruyor ve meydan okuyordu köpeğe. Ara sıra “pığğhh” diye bir ses çıkarıyor o kadar. Aslında oynamak istiyordu Boncuk. Kulaklarını diken, ayakları üzerinde yaylanan yavru kedinin boyu sanki daha da uzamış gibiydi. Yanına yaklaşmaya çalıştım izin vermedi. Bana da aynı tepki, “pığğhhh”... Çok üzüldüm çünkü onu eve götürmeye karar vermiştim. Şansımı zorladım, biraz daha yaklaşınca, biraz daha...

Çalılıklar arasında kayboldu. Akşam karanlığı iyice çökünceye kadar bekledim.
Pisi pisi, annesini mi kaybetmiş” diye nazlamama rağmen ortalıkta görünmedi.
***
Aradan bir gün geçmişti ki... “Kütüphaneye bi bakıp geleyim” dediğimde aslında yavru kedi için çıkacaktım Harmancık'a. “Ya şurdadır ya burda” oyunu oynadım bir süre. “Pisi pisi” diye seslenmeyi de ihmal etmeden. Çıkıp geldi bir anda... Nasıl da tir tir titriyor? “Bu kez seni bırakmam” diye söylendiğimde dikkatle bana bakıyor ve ağlarcasına miyavlıyordu. Elimi uzattım, avucuma aldığımda kalbi yerinden çıkacak gibiydi. Neler söylediğimi tam hatırlamıyorum ama sahipsizliğine çok üzülmüştüm.
Sol elimin avucunu bir yastık gibi kullanmak istiyor, sağ elimle sırtını sıvazlamama, onu sevmeme izin veriyordu.
***
Bugün evdeki üçüncü günü... Çardakta bir yeri var artık. Eski süt makinesi güzel bir yuva oldu ona. Boncuk'la dostlukları ise henüz istediğimiz kıvama gelmedi.  

Ara ara ona “pığğhhh” yapmaya devam ediyor. Kelebeklerin, sineklerin böceklerin peşinde, kırlangıçlar da onun...  Bu yüzden açık alanlarda dolaşmayı sevmiyor çünkü duvarımızda yuva yapan kuşlar her nedense garip sesler çıkararak adeta sırtına dokunurcasına uçuyorlar.

***
Bana da iyice alıştı bu arada... Ne zaman “pisi pisi” desem koşturuyor. “Aslan parçası” diye seviyorum onu. Bazen omzuma koyuyorum, bazen de yeleğimin cebine... Kırlara doğru yürürken nasıl mutlu olduğumu anlatamam. Kesesinde yavrusunu taşıyan kanguruya dönmüşüm. Orada bile rahat durduğu yok. Yaramaz çocuklar gibi el kol hareketi yaparcasına patilerini sallıyor, “pığğhh” yapıyor.   
Nedense onu ilk gördüğüm yerde dolaşıp duruyorum, belki annesi orada bir yerdedir diye. Aslında küçük bir belgesel gibiydi bu karşılaşma. Şanslı olduğu kadar şirindi de... Hem de cesur. Bu yüzden de beni etkilediğini kabul ediyordum. Fakat bir adı olmalıydı yavru kedinin. “Cengâver” nasıl? Yok, “Bay Brown” desem... Hani kahverengiye çalan tüyleri olunca... “Duman”... O da olmazdı çünkü ölen köpeğimizin adı. “Ne olsun, ne olsun” diye kafa yorarken… “En iyisi Pisi Pisi…”
***
Bu akşam bizim Süleyman’la birlikte sadık köpeği Garip de gelmişti. Köpek, sessiz sakindi ama birçok kedi boğduğu söyleniyordu. Ben, işin başında tembihledim bile. “Bak Garip, bu yavru kediye bir şey olursa karışmam” diye. Çardakta muhabbet ilerledi, çaylar pastalar derken... Yavru kedi ortalıkta yok. “Eski süt makinesinin içinde...” Herkes seferber olmuştu. Orada bulamayınca “eyvah” diye sesimi yükselttim çünkü Garip de ortada yoktu. Karanlık iyice bastırmıştı, sokak lambasının ışığı sayesinde biraz yürüdüm. Sonra cep telefonumun ışığıyla kuru karayemişin altına doğru... Garip, orada bir şeyle oynuyordu sanki. Yavru kedi geldi aklıma ve...

Allah’ım! Ne olur o olmasın.” İyice yaklaşınca Garip uzaklaştı. “Kirpiymiş.” Top gibi olmuştu ve rampadan aşağıya yuvarlanırken derin bir nefes almıştım. Fakat yavru kedi hâlâ ortalıkta yoktu. Tam da bu sırada... “Çardakta... Eski süt makinesinin içinde...” sesi yükselince rahat bir nefes aldım. Yaşıyordu. Nasıl da mutlu oluyor insan.  Son yıllarda Çınarlı’da başıma gelen en güzel şeylerden biri...
Bir kedim vardı artık. Tam yarım asır sonra.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
YÜKSEL YAVUZ 4 hafta önce

HOCAM SAYENDE KÖYÜMÜZ GERÇEK KÜTÜPHANESİNE KAVUŞACAK,
NEDEN Mİ? KÖYÜMÜZÜN YILLARDIR SAĞLIK OCAĞI VAR AMA KİMLER TARAFINDAN NASIL KULLANILIYOR.

banner89

banner37