“Emekliliğin geldi artık ayrıl da bir genç daha ekmek bulsun!”                                 

“Adam çakıldı kaldı oraya, bırakmıyor ki!”

“25. yılında yanına stajyer olarak gelen çocuk, emeklilik günlerini sayıyor onda  hâlâ hareket yok!”

“Niye emekli olsun ki, yatıp duruyor orada!”

“Emekli oldu, altı ay sonra öldü!”

Emekliliğe ayrılmayanları bu sözlerle eleştirenlere çok rastlamışsınızdır, belki de siz de onlardan birisiniz. Kendi adıma 26. yılıma girer girmez dilekçemi verdiğim için üstüme almıyorum ama işin aslı öyle değil.

Geçen hafta,  8 yıl imamlıktan sonra müftü efendinin, hedef göstermesi neticesinde,  gerçekte ta ilkokul 2.sınıfta yaşlılara takvim yaprağındaki yazıyı anlatarak başladığım öğretmenliğe geçtiğimi söylemiştim. Rabbimizin ilk emri benim için ilelebeddir; öldüğümde de öğrencilerim ve onların öğrencileri bu kutsal göreve devam edecekleri için. Bu anlayışın bir parçası olarak okullar ve cami benim yegane durak noktalarımdır.

Öğretmenlerimizin çoğunluğunu buralarda yorgun ve çaresiz görmek beni mahvediyor; hepsinin dersine giresim geliyor, olası değil. Suç, sistemde,velide ve öğrencide.Kendisi sütten pâk. Öğretmenin çantası olur, okul ile ev arasında hep yanındadır.Soruyorum onlara, hanginizin  içi yazılı sorusu, cevapları ve ders notlarıyla dolu olan (ahrette istenen belgeleri taşıyan) çantacığı var! Arıyorum birini açıyor telefonu, cıvıltıları duyunca özür dileyip kapatmak istiyorum, herif, devam etmemi salık veriyor. Ha, okula girerken telefonu kapatanlar da var; onlara lâf yok, Rabbim yazıyor.

İşte bu durumda diyoruz ki, öğretmen yararlı olamıyorsa önce hizmetiçi eğitime, yine başarılı olamazsa  geri hizmete alınmalı. Öğrenciye bir şeyler verebildiği zamana kadar çalışmalı öğretmenim, sınır sadece bu olmalı.

İmamlar çok başka bir garip durumda; onları görünce öğretmen olsun çamurdan olsun diyesim geliyor. “Dünya öküzün boynuzunda”  cehaletinde değiller şükür. Her Cuma aynı vaaz(!),aynı üslûp.  Mehmet Cebeci, Osman Erdoğan gibi  mübarekler de olmasa kıyamet kopacak demektir.

Başkan Erdoğan “emeklilere 3600 ek göstergeyi veriyoruz” dedi. Gerçekleştiğinde ekonomik endişe söz konusu olmayacağından yılı dolanlar, yerlerini gençlere bırakacaktır.

Son sözüm şu: bir kurumda bir sorunla karşılaştıklarında, “O olsaydı bu işi hâllederdi!” deniyorsa o emekli, tekrar göreve davet edilmelidir.

       


 

                                                                                                                                                                      



 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
muhammet güner 3 ay önce

sevgili hocam:bana göre her öğretici en az bir mühendislik fakültesi bitirmesi lazım.ondan sonra branşını okuması lazım.amatoplumdaki tespitiniz güzel.

banner89

banner37