Trabzonspor her ne kadar daha çok eleştirilerle konuşulsa da, güzel günler için bir mani değil. İbrahim Hacıosmanoğlu döneminde göreve geldiğinde Trabzon basını ile buluşup, tesisleri gezdirerek bilgilendirme yapan Teknik Direktör Ersun Yanal bu dönem biraz daha farklı bir yol izliyor.

Trabzon küçük yer, nereye gitseniz, nerede oturup bir çay içseniz konu Trabzonspor’dur genelde. Ve takımı aldığı sonuçlar üzerinden de en çok eleştirilen isim Teknik Direktör Ersun Yanal oluyor. Şahit olduğumuz bu sohbetlerde Ersun Yanal’ın teknik direktörlüğünün tartışılamayacağına özellikle vurgu yapılırken, daha çok sahadaki oyuncu değişiklikleri üzerindeki tercihleri eleştiri konusu oluyor.

Geçtiğimiz hafta Katar’a yapılan program çerçevesinde kafilede yer alan isimlerden birisi de biz olduk. Ve orada Al Sadd takımıyla oynanan dostluk maçı öncesi deneyimli hoca ile bir sohbet imkanımız oldu. Ersun Hoca’yla konuşurken, bu düşünceleri aktardık kendisine. Yanal’ın söylemleri ise bize göre hiç de yabana atılacak cinsten değildi. Zira zaman zaman kendi kendimizi hep eleştirmiyor muyuz, ‘Trabzonspor maçlarında tribündeki herkes maç sırasında hoca oluyor’ diye. Eğer herkesin söylediği ile her zaman galibiyet alınabilseydi, adım başı herkes teknik direktör olurdu bu memlekette.

Çok çabuk kırıp döküyoruz, kaybediyoruz. Sadece kaybederken değil, kazandığımızda da hani bir deyim vardır bizim yöreye ait, ‘Çok hain seviyoruz’... İşte öyle. Gelince baş tacı yapıp, omuzlarımıza alıyoruz, ilk olumsuzlukta ise omuzumuzdan sert bir şekilde fırlatıp atıveriyoruz.

O kadar çok örneği var ki...

2010-11 yılının şampiyon kadrosunu hatırlayalım. Kaç yılda oluşturuldu o kadro. Ve Ersun Yanal hazır bir kadroyu bırakıp gitmedi mi?

Ersun Yanal’lar kolay yetişmiyor...

Trabzonspor eğer kurtulacaksa ve ‘artık kimsenin beklemeye tahammülü yok’ diyorsak bu yönetiminden, hocasına, teknik ekibine kadar bu ekibe güvenmek ve destek vermek zorundayız.

Eğer, ‘Yok bunlarla bu iş olmaz’ diyorsak da, sil baştan yapıp, birkaç yılı daha kaybetmeyi göze alacak kadar gözümüz kararmamalı.

Ve belki de en önemli konu, eleştirileri yaparken kim olursa olsun, insanları şahsi olarak değil, işleriyle ilgili yaptığını düşündüğümüz yanlış yada hatalarla eleştirelim. Aksi, ne Trabzon halkına ne de Trabzonspor taraftarına yakışmaz.

Sahi biz işle özel yaşamı karıştıracak kadar ne ara değiştik?

Trabzonlu bir güzel insan

Ve gururu yeniden yaşamak…

Günebakış gazetesi olarak bugüne kadar 3 cilt olarak yaptığımız 61 Başarı Öyküsü isimli kitabımızla başladığımız röportaj serilerimize kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Geçtiğimiz hafta İstanbul’da iş hayatını sürdüren bir güzel insanla daha röportaj yaparak sohbet etme imkanımız oldu. Trabzonlu Ali Nuhoğlu’ndan bahsediyoruz.  Sohbet ettiğimiz bu başarılı işadamımızla konuştukça doğrusunu söylemek gerekirse anlattığı her projesinden ve yaptıklarından bir hemşehri olarak gurur duyduk. Doyumsuz, inanılmaz güzel bir sohbet oldu. Ve röportajımızın sonunda da o en can alıcı olarak nitelendirdiğimiz soruyu sorduk kendisine, ‘Trabzon’a geldiğiniz zaman en çok ne yapmayı seviyorsunuz?’ ve Trabzonspor…

Bugüne kadar 100’e yakın Trabzonlu isimle yaptığımız röportajın hepsinde çok farklı cevaplar aldık bu soruya. Ancak Ali Nuhoğlu’nun verdiği cevabı o kadar çok benimsedik, o kadar çok sevdik ki, bugün bu köşemize yeniden taşımayı uygun bulduk. Hani Trabzonspor kötü sonuç alıyor diye ‘çocuklarım Trabzonspor’u tutmak istemiyor’ diyor ya bazıları. Neredeyse bütün sülalesiyle deyim yerindeyse İstanbul’un göbeğinde yaşayan Ali Nuhoğlu bakın ne diyor… Hem de ders niteliğinde….

“Doğup büyüdüğümüz köydeki o huzur veren ahşap evimiz yok mu? Ailede şu anda yaklaşık 3 yaşından 30 yaşına kadar yeni jenerasyon 16 çocuk (kuzenler) kendimi de kuzen kategorisine koyarak birlikte her yıl o aile evine gelip orayı yaşıyoruz. Karadeniz’in 2 bin 2 bin 500 rakımda Karadeniz’in havasını, suyunu, dağını, taşını onlara sevdirmeye çalışıyoruz. Aslında burada yetişen insanları tekrar oraya döndürmek zor ve meşakkatli bir konu. Ama uğraştığınız zaman bunu herkese tavsiye ediyorum; çocuklar orayı bir kere algılasın, anlasınlar, orada yaşamanın ne olduğunu sevmeye başlasınlar, inanın dünyanın hiçbir tarafına gitmek istemeyeceklerdir. Her sene mutlaka bir dönemini orada geçirmek için çaba sarf edeceklerdir. Ve Trabzonspor… Sevdamız, ortak sevdamız. Kendimiz gibi çocuklarımızı da o sevdayla İstanbul’da büyütmeyi başarabilmek en büyük gururumuz…”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.