Son günlerde ekmek zammının tartışıldığını görüyoruz. Ekmek temel gıda maddesidir, bütün gıdaların anasıdır. Ekmek aynı zamanda kutsaldır. Bütün rızıklar onunla ifade edilir.

Biz kültür olarak milletçe rızkımızı, işimizi, mesleğimizi, geleceğimizi ekmekle eşdeğer sayarız. Evliliğe karar verenlere önce “Ekmeğini eline al” deriz. Türk kültüründe; “ekmeğim elimde, ekmeğimi kazandım”, “ekmek parası” gibi deyimler hep bunları anlatır.

Kimseye ekmek dersi vermek niyetinde değilim; asıl derdim toplumsal bir yaraya parmak basmaktır: Ekmek israfı!

Her yıl binlerce ton ekmeğin çöpe gittiği bir Türkiye var dünyada! Yine aynı dünyada milyonlarca aç var! Bu nasıl bir çarpıklıktır? Hamburgerler çöpe gitmiyor da ekmek neden gidiyor dersiniz? Tuhaf bir yaklaşım oldu değil mi? Acaba hamburger pahalı olunca mı çöpe gitmiyor? Bilmem ama düşünürüm. Değeri bilinsin diye ekmeğe zam mı yapalım? Tabi ki hayır! Peki ekmeğin değerini nasıl anlatacağız? Soru budur.

Ekmek zammı ekonominin gereğidir. Maliyetinin altında kimse mal ve ürün satamaz. Gerekiyorsa o da olacaktır. Devlet destekler olmaya da bilir. Demek istediğim israf ve değer ilişkisi.

Türk Milleti’ne göre ekmeğin değeri fiyatından değil, kutsallığındandır. Biz toplum olarak ekmeği ayakta yemeyecek kadar, onun en küçük kırığını yere atmayacak kadar nimete saygılı bir millet değil miydik? "Yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez" (A'raf -31) ayetine uygun davranmak için titizlik göstermiyor muyduk?

Bununla birlikte genel anlamda tutumlu ve tasarruflu olmak için şu sözleri ve daha yüzlercesini okullarda, camilerde öğretmiyor muyduk?

 “İşten değil, dişten artar.”
"Akan nehrin kenarında olsanız bile ihtiyaçtan fazla su harcamayınız."
"Damlaya damlaya göl olur, damlacıktan sel olur."
"Sakla samanı gelir zamanı."
"Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz."
Bunları öğrenmiş ve yaşamış bir milletin çocukları israf konusunda nasıl bu kadar duyarsız olabiliyor? Çöpe atılan ekmekleri zamla önlemek mümkün olmadığına göre ne yapmak gerekir?      

Eğitim, eğitim, eğitim!

Ülke genelinde ciddi ve takip edilebilen, sonuçları izlenen bir tasarruf kampanyası başlatılmalı, israfa karşı önlemler, bütün harcama kalemlerinde önce devlet kurumlarından başlamalıdır.

Batı toplumlarının Türkiye’ye bakışını hep eleştiriyorum. Okuyucularım bunu bilirler. Çünkü Türk ve İslam alemine iyi niyetle bakmıyorlar. Amerika israfçı bir toplumdur; sömürür, hoyratça tüketir. Ama Avrupa insanı yaşadığı savaşlar, geliştirdiği ekonomik bilinç ve kaynak azlığının oluşturduğu farkındalık nedeniyle çok daha tutumludur ve israftan kaçınmaktadır.

Avrupa genelinde ekmeğin dilim dilim ambalajlandığı, domates ve salatalıkların tane tane, ikişer ikişer paketlendiği, poşetler dolusu tüketim malzemesi değil, birey sayısına göre alınıp tüketildiğini rahatlıkla söyleyebilir, model olarak gösterebiliriz.

Dünya nüfusu hızla artmakta, su ve gıda kaynakları hızla azalmaktadır. Bu nedenle enerjiden kıyafete, ekmekten suya kadar bütün ihtiyaçlarımızı karşılarken tutumlu olmalı, gösterişe değil, ihtiyaca endeksli olarak davranmalı, böylece israftan kaçınmalıyız.

Bunu kıtlık ve yokluk bize öğretmeden önce biz onu eğitimle öğrenmeliyiz. Çünkü açlık ve kıtlığın öğretme yöntemi çok acı olmaktadır.

“Allah ümmetimi açlıkla ve kıtlıkla terbiye etmesin!” diye bizim için dua eden Resul’e selam olsun.

Amin!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner108