Günümüzü ve yarınımızı güzel yaşamak için eğitime özel bir yer ayırmak gerekir. Ülkemizde eğitim her gelen hükûmetçe farklı yöntemlerle ele alınmaktadır. Biz bu yazıda hepsinin ortak eksikliklerini, eğitimin nasıl olması gerektiğini okulda, dershanede, üniversitede ve camide görev yapmanın şansına ermiş biri olarak yer vermeye çalışacağız. Önce Müfredat yenilenecek; hafızaya değil muhakemeye ağırlık verilecek. Hafıza muhakeme için araç olarak kullanılacak. Müfredatı emekli ve çalışan öğretmenler yanında eğitim fakültelerindeki öğretim üyeleri birlikte hazırlayacak. Çalışma içinde hiçbir şekilde sınıfa girmeyen idareciler bulunmayacak. Mutfak malzemelerini, onların karışım oranlarını çalışanları değil, patron tespit ederse, o iş yeri erkenden kepenklerini kapatır. Bütün öğretmenler kadrolu olacak. Eğitim Fakülteleri dışından hiçbir şekilde öğretmen (!) alınmayacak. Alınanlar asıl mesleklerine döndürülecek ya da geri hizmete alınacak. Bugüne kadar başka mesleklerden gelenlerin başarılı olanlarını hiç göremeyen 40 yıllık bir eğitimci olarak bunu içim acıyarak söylüyorum.  Mühendis kimya dersine giriyor, her yıl başarı yüzde 30’a endekslenmiş; ne bir aşağı ne bir yukarı. Bu arada Yaz Kur’an kurslarında da bir gariplik var. Orada da pedagojik formasyon almamış imamlar öğretmenlik yapıyor. Bugünlerde öğretmen performansı (bu kelimenin Türkçesini biz “bilgiyi, kullanma becerisi” olarak öneriyoruz)nı  ölçme yönünde çalışmanın askıya alındığını duyuyoruz. Bu yöntemde öğretmenleri, arkadaşları, veliler ve öğrenciler değerlendiriyormuş. Buna taraftar değildik, inşallah geri gelmez. Bunun yerine daha önce de belirttiğimiz gibi öğretim yılı başında sınav yapılsın bu sınavda 70 ve üzeri puana pirim ödensin. 50 ve aşağısı hizmet içi eğitime alınsın. Halen baraj dersi olarak yalnızca Türk Dili ve Edebiyatı yer almakta. Buna İngilizce de ilâve edilmelidir. Kırsala kadar küçülen dünya şartlarında buna ihtiyaç var. Yaşamak için bilim olmazsa olmazdır. Bilimi takip edebilmek için de dünyanın en önde gelen ortak dilini öğrenmek mecburiyetindeyiz. Öte yandan yetenek, bugün salt adları değiştirilen bizim neslin resim, Beden Eğitimi ve müzik şeklinde adlandırdığı dersler isteğe bağlı olmalı. Bunlarda not olmamalı. Hiçbir yeteneği olmayan çocuğa neden baskı yapalım. Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersi ikiye ayrılsın. Biri  “Din Kültürü”  diğeri  “Değerler Eğitimi.”  Şunu unutmayalım ahlâk bilgi değil yaşam tarzıdır, bir değerdir. Bu derslerden sınav yapılmamalı; çocuk,  sohbet tadında bu programlara içinden gelerek, severek katılmalıdır. Böylece onları insanı seven,  ülkesine bağlı, çevresine faydalı bireyler olarak yetiştirebiliriz. Önemli bir yaraya daha parmak basarak, aranızdan ayrılalım. Çürümeye terk edilmiş köy okulları tamir edilerek yeniden hizmete açılsın. Taşımalı eğitimin bittiği yerde okul olsun. Diğer yerlerde halkın eğitimi için kullanılsın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İbrahim 2 ay önce

İnşAllah

banner89

banner37