Akçaabat’tan Yomra’ya, Merkez’den dağa bayıra her yer doldu taştı. Bir yanda deniz dolgusu bir yan da tarih bozuntusu. Allah aşkına şöyle bir bakın her yanımız konut olmuş. Ne deniz de kum, ne de dağda bayır da toprak kaldı. Ben anlamadım, zaten anlamakta istemiyorum ama İşin ilginç yanı alanda verende memnun. Bu şehir de arazinin dar olduğunu, Tarım, Turizm ve Ticaretin kendi için de bir ileri bir geri gittiğini söylemek sanırım abartı olmaz. Hemen her şey tüm açıklığı ve tüm gerçekliği ile ortadayken bu şehrin nefesini ve kan veren damarlarını yok sayamayız. Biz bunları yazıp insaf diliyorsak olaylara ve sorunlara enine, boyuna bakılmasını ne kazanıp ne kaybettiğimizi sorgulamak ve alınması gereken bir önlem varsa alınmasını istemekten ibarettir.

Biz binaları dikip deniz manzaralı daireler üretirken o evin için de yediğimiz karpuzun Adana dan Diyarbakır dan geldiğini bilmeliyiz. Domates Antalya dan, meyve sebze Mersin den geliyor. Özelikle son yıllar da Trabzon Türkiye nin en pahalı ikinci şehri haline geldi. Neden diye sorarsanız cevabı kendi içinde saklı. Anlatmaya çalıştığım bu mantığın en büyük tetikçi olduğu gerçeğini tekrar tekrar anlatmama herhalde gerek yok. Şehirde satılan ürünlerin yüzde 99 unu dışardan alıp tezgahlarda satmaya çalışıyoruz. Al- sat mantığı yani Dede den Baba ya ondan da Oğula. Tıpkı, ‘ Malda yalan can da yalan alda biraz sen oyalan’ dercesine. Yıllardır söylerim bırakın yeter artık şu tacirlik zihniyetinden kurtulun. Küçük sermayelerinizi bireycilik heveslerinizle heba etmeyin. Bir araya gelin ortaklıklar yapın. Büyük, mega projeler üretin, şehrin nefes veren kan dolaşımının sağlandığı alanlara girmeden iş yapın. Üretin, ortaya bir artı değer koyun, istihdam yaratın.

Bakın bu şehir hiç kimsenin babasının malı değil, hiç kimse kendininmiş gibi davranmasın, tekrar etmem gerekirse, daha nereye kadar bu vurdum duymazlık bu günü kurtarma mantığı. Bu şehrin ekonomik yapısı belli. Bundan 40- 50 yıl önce Transit Taşımacılıkla büyümeye başladı. İran ithal ettiği ürünleri Trabzon limanı üzerinden alıyordu ve bu taşımacılık Trabzon ekonomisinin lokomotifi idi. İran alımını başka ülkeye kaydırınca bu ticaret bitti. 20- 30 yıl öncesinde de SSCB nin dağılması sonucu oluşan Bavul ticareti ile yeniden ayaklandı. Müthiş bir bavul turizmi ticareti yaşandı. Bu olay da Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu Ülkeleri tarafından vergilendirilince yani bu ülkeler ayaklarının üzerine basınca bu ticarette tıpkı Transit taşımacılıkta olduğu gibi son buldu. Son 5 yıldır bu şehrin ekonomisini Arap Turizmi ayakta tutuyor. Tüm oteller onlarla dolup taşıyor. Bakalım araplarla yaşadığımız bu bahar havası ne zamana kadar sürecek.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.