günebakış dün “Darbe Değil Devrim Oldu” başlığıyla çıktı. Tam 150 yılı aşkın bir süredir millet iradesinin dışında ve devleti ayakta tutan askeri yapıdaki değişikliği kastettik. Devletin en temel anlayışında yenilemeye gidildi. Artık milletin ordusu da millet iradesinin kontrolü altına girdi.

1) Jandarma Genel Komutanlığı, İçişleri Bakanlığına bağlandı.

2) Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları, Millî Savunma Bakanlığına bağlandı.

3) Millî Savunma Bakanlığına bağlı Millî Savunma Üniversitesi kurulacak.

Bu üniversiteye bağlı olarak 3 enstitü, 1 yüksekokul faaliyet yapacak.

a) Deniz Harp Okulları Enstitüsü

b) Kara Harp Okulları Enstitüsü

c) Hava Harp Okulları Enstitüsü

d) Astsubaylık Yüksekokulu (Kendi içinde 3 bölümü olan bir yüksekokul)

Millî Savunma Üniversitesinin rektörü bakanlık teklifiyle 3 aday arasından ve Cumhurbaşkanı tarafından atanacak. Üniversitenin 4 yıllık lisans bölümlerine ülkedeki tüm liselerden ve meslek liselerinden öğrenciler başvurabilecek. Puanı tutan öğrenciler daha sonra sözlü ve uygulamalı sınavdan geçecek. Bu sınavı başaranlar subay olarak mezun olacak. Kurmay olmak için ise yüksek lisans şartı aranacak. 

Buradaki en önemli ayrıntı, vatan evlatları arasında artık düz lise, fen lisesi, meslek lisesi ayrımı olmayacak. Puanı tutturan en başarılılar... Fen lisesi öğrencisi de harp okulu enstitüsüne gidebilecek, İmam-Hatip Lisesi mezunu öğrenci de… Akademik kadro da artık askerlerden seçilmeyecek. Askeri dersler dışındakilere sivil akademisyenler girecek.

4) GATA başta olmak üzere askeri hastaneler Sağlık Bakanlığına devredildi.

5) Askeri tersaneler Millî Savunma Bakanlığına bağlandı. Artık bir denizaltı 5 yılda değil, 2 yılda yapılacak.

HHH

Ordu’nun devletin içinde ayrı bir devlet gibi durması ve işleyişine müdahale edilmemesi esasen demokrasiye ve Türk örf ve âdetlerine aykırıydı. ‘Ordu Millet’ kavramıyla örtüşmüyordu. Bu konuda Beşikdüzülü hemşerimiz Kurmay Albay Mustafa Önsel’in yazdığı ‘Ağacın Kurdu’ kitabından ilgili bölümü aktaracağız. Balyoz sanığı olarak 4 yıla yakın hapiste kalan Önsel en güncel olayları işlediği kitabının girişinde bu konuya özellikle vurgu yapıyor. Önsel, şöyle diyor:

“Geçmiş zamanlardaki Türk devletlerinde ülkeyi yönetenle, yani siyasi otoriteyle savaşçıları yöneten otoritenin aynı kişi olduğu görülmektedir. Yani yönetsel erk ile askeri erk tek elde toplanmıştır.

Dolayısıyla o dönemlerde asker-siyaset ilişkisi birbirinden hiçbir şekilde ayırt edilemez. Bu durum, Türklerin son dönem kurdukları Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluş ve yükseliş zamanlarında da net olarak karşımıza çıkar.

Padişah, aynı zamanda ordunun da komutanıdır ve bu sembolik değildir. Padişah ordunun başında sefere katılmaktadır.

Sefere çıkan son padişah, Yükselme Devri’nin de son padişahı olan Kanuni Sultan Süleyman’dır. Kendinden sonra tahta geçen Sarı Selim ise ordunun başında sefere çıkmamaya başlamıştır. Bu tarih aynı zamanda Osmanlı’nın Duraklama Dönemi’nin başlangıç tarihidir.

Tabii ordunun başında savaşa bizzat iştirak etmemek, giderek padişahların etkisini azaltmış, savaşta askerlerin başında komutanlık yapanların ise gücünün artmasına sebep olmuştur.

Bu durum; özellikle Yıkılış Dönemi’nin sonunda pek çok kalkışmaya, hattâ bugünkü yaygın kullanımıyla darbeye neden olmuştur.

Çünkü ordusunun başında olmayan padişah giderek saygınlığını, dolayısıyla da gücünü kaybetmiş; savaş meydanlarında cenk eden padişahlar yerlerini sarayda “raks eden”, oradan dışarı çıkmayan padişahlara bırakmıştır.

Bunun doğal sonucu olarak da orduya hükmedenler güç kazanmıştır. Onlar güç kazandıkça da sarayı etkilemeye, daha da ötesi işi istemedikleri padişahı tahttan indirmeye kadar vardırmışlardır.”

Evet orduya hükmetmek… Bu devrim çapındaki reformlardan sonra ordunun başında artık şeklen değil fiilen sivil bir BAŞKOMUTAN olacaktır ve tarihteki yapılanma yeniden hayat bulacaktır.

Not: Beşikdüzülü hemşehrimiz Kurmay Albay Mustafa Önsel’in ‘Ağacın Kurdu’ kitabı FETÖ’nün askeriyede nasıl örgütlendiğini inanılmaz örnekleriyle anlatan muhteşem bir eser. Balyoz davasından tutuklu iken cezaevinde yazılan, ancak bugünlere işaret eden eser, FETÖ darbesini doğru anlayabilmek için mutlaka okunmalı.

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.