15 Temmuz FETÖ darbesiyle birlikte ordusu ve polisi dağılmış bir devleti bu ülkenin vatandaşı toparladı. Ordusunun, polisinin arkasında durarak yalnız devlete değil, kendisine de sahip çıktı. Bu noktadan sonra olması gereken şey, vatandaşın daha öne çıkmasıydı. Bir diğer ifadeyle insanın öneminin artmasıydı. Garip bir durum oluştu. Vatandaş ve sivil toplum zayıfladı. Devlet ise güç kazandı. STK’ların yani örgütlü gücün her geçen gün zayıflaması... Korkarız beraberinde insan hakları ihlallerini de getirecektir.

Devletin güçlenmesine ve 15 Temmuz vakasından daha güçlenerek çıkmasına kimsenin itirazı yok ve olamaz da… Lakin gücün kullanımında sorunlar yaşanıyor. Giresunlu 82 yaşındaki Yusuf Topal vakası, bize bu yanlışı hatırlattı. Devleti yönetenlerin tek başına hassasiyetleri insan hakları için yeterli olmuyor. İnsan haklarına saygı, devletin her kademesinde yeterince özümsenmeli. Ne yazık ki bu beklenti sağlanamıyor.

Giresun’da 82 yaşındaki Yusuf dedeyi ölüme sürükleyen nedenler birden fazla… Muhataplarımız ise eğitimli genç insanlar… Yürüyemeyen eşini, üstelik yatalak raporu olduğu hâlde aile hekimine götüremediği için ilaçları kendisi yazdırmak isteyen Yusuf dedenin bir an haklı olmadığını düşünelim. Agresif, pervasız ve hattâ çirkin bir dil kullandığına inanalım. Polisten yardım isteyen hekim, Yusuf Topal’a yardımcı olamaz mıydı? 82 yaşındaki bir insan tarafından fiili saldırıya uğramadığı müddetçe sabırlı davranamaz mıydı? 82 yaşındaki vatandaşı öfkeyle polise teslim etmek yerine kendisi kısa süreliğine odayı terk etmek veya başka bir çözüm bulamaz mıydı? Doktorumuz çözüm bulmaya odaklanmadı. Çünkü 82 yaşındaki vatandaşın yanlış da olsa bazı haklarını yok saydı. Biraz tahammüllü yaşasaydı… Biraz toplumsal hayatın içinde olsaydı… Biraz hekim gibi olabilseydi… 82 yaşındaki Yusuf Topal’ın öfkesine tahammül edebilirdi. Bilmiyoruz ama hayatında tıp kitaplarından başka bir şey okumamış bir doktor, öfkeye öfkeyle cevap verip önce polisten yardım istedi.

Gelelim polis memurlarına… 82 yaşındaki bir insanı kontrol edemeyen ve biber gazı kullanan!.. Yetmedi, önden kelepçelediğinde saldırma riski bulunduğuna inanan ve ters kelepçe vuran 35 yaşlarındaki iki polisimiz var. Bunlar da üniversite mezunu. Vatan-millet aşkları asla tartışma götürmez. Ancak belli ki insan sevgileri yetersiz. Belli ki insana saygılarında sorun var. Ve belli ki yalnızca işlerini yapmaya odaklanmışlar!.. Yöntemleri ise kendilerine sunulan gücü kullanmak!.. Sorgusuz, sualsiz ve sınırsız. Devletin gücünü 82 yaşındaki bir adamın üzerinde sınayan bir hekim ve iki polis.

***

Türkiye, “ya devlet başa ya kuzgun leşe” anlayışındaki “ceberut devlet” politikasını çoktan bıraktı. Beli silahlı iki polisin, eli bastonlu 82 yaşındaki bir insana reva gördüğü muamele vahim bir insan hakları ihlalidir. Hasta yakınını ikna etmek yerine tepeden bakan, önemsemeyen, kovan… Yetmedi, düğmeye basıp polis çağıran doktor önce insanın kıymetini ve tedavi öncesi yöntemini öğrenmelidir. Genç polislere, ancak vatandaş varsa kendilerinin de var olacağı öğretilmelidir.

Yusuf Topal’ın karşısındaki doktor, “Ne demek bey amca… Ben yatalak anneyi hemen (yarın) ziyaret edecek ve ilaçlarını yazacağım. Sen zahmetler edip buralara kadar gelmişsin.” diyebilseydi ve “Allah razı olsun, devlet sağ olsun.” duası alabilseydi.

Yusuf Topal’a biber gazı sıkıp ters kelepçe takan polisler, “Yapma Yusuf dede… Bize salladığını baston, devlete sallanan bastondur. Biz sana yardımcı olmak için buradayız. Kafamıza baston vursan da seni üzmeyeceğiz. Gel seni evine götürelim.” diyerek ve güler yüzle sabırla bekleselerdi…

“Yusuf dedeyi morga gönderen devletin memurları” unvanını edinmeyeceklerdi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Metehan 8 ay önce

Bu yazınızın altına imza atarım.

Avatar
MURAT KOZ 8 ay önce

ali̇ bey çözüm ne?

Avatar
Doktor 8 ay önce

Sevgili Ali bey, yazdıklarınızı iyi niyet göstergesinde değerlendirdiğinde haklısınız fakat ortada şöyle bir gerçekte var; Sağlık Bakanlığı yayınladığı genelge ile ısrarla nüfus kağıdı olmayan ve görmediğiniz hastaya reçete giriş yapmayın, reçete yazmayın diyor. Daha önceleri sizin gibi iyi niyet kurbanı doktorlar bu şekilde mahkeme kapılarında boğuşuyor. Örnekleri yargıda mevcut. Yalnız doktorun anlattıklarından hiç bahsetmemeniz habercilik be yorumculuğunuza yakışmadı. Doktor diyor ki bana böyle daha önce başka yerde yazdırdım dedi ben yasalara uygun davranınca bana tepki göstererek saldırdı. İllaki dayak yemesi mi gerek. Peki olayı şöyle düşünün aynı olay adliyede hakim ve savcılara olsa. Peki aynı vatandaş karısı yatalak olduğu halde savcılıktan gitsin de adli sicil kaydı veya bir işlem yapsın..yapılmayınca bunları yapsın. Siz de aynı yazıyı adli birimler için yazın. Hiç aklınız almıyor dimi. Benim de!!!!

Avatar
Ekrem Malkoç 8 ay önce

kedi , köpek ve hayvanlara gösterilen sevgi ve alaka insanlar birbirine gösterilmiyor

banner108