banner114

Gözümüzü açmışız.

Dereyi, denizi, dağı görmüşüz.

Hal böyle olunca “dere” demişiz, türkü söylemişiz, horon tepmişiz.

***

Zaman zaman artsa eksilse de…

Çocukluğumuzda her daim duyulurdu derelerin sesi…

Aslında tüm yolculuklarımız dere boyunca… Koşturmalarımız, oyun alanlarımız…

Balık tuttuğumuz yerdi, buz gibi sulara girdiğimiz… Okul şapkalarımızı yarıştırdığımız…

Nedense denizden daha çok sevdiğimiz…

Kızılağaçların, dışbudakların, cevizlerin ve söğütlerin gölgelediği sular pırıl pırıldı.

Çamaşırların, gül suyundan geçercesine… Kül suyundan geçtiği yıllardı.

Bu yüzden sazan, bıyıklı ve alabalık dolu sepetlerle şenlenirdi evimiz. 

***

Bi haller oldu derelerimize…

Aslında derelerimize değil de bize…

Küresel ısınma” filan dedik.

Fakat ne yazık ki coğrafyası bize benzeyen ileri ülkeleri örnek almak istemedik.

Kurumuş’ zannettik dereleri, ‘suyu azalmış’…

Evler yaptık, işyerleri, okullar, hastaneler açtık.

Uyarılara da gözlerimizi kapadık, kulaklarımızı tıkadık.

***

Trabzon’da yollar dereye döndüğünde biz de alışveriş merkezinde mahsur kalmıştık.

Öyle bir yağmurdu ki uzun zamandır tanık olmadığımız…

Bardaktan dökülürcesine’ deyimi yetersiz kaldı.

Kimselerin dışarı çıkmaya cesaret edemediği anda beklenen misafir dolmaya başladı içeriye… Telaşın yerini fotoğraf ve video çekimi aldığında, yan yana bekleyenler “ömrümde böyle yağmur görmedim” diye birbirlerine fısıldadıklarında…

Bulunduğum yerde yılsonu karnesi dolduruyordum sanki…

Hal ve gidiş, dereleri koruma, altyapı…

***

Şehir merkezinin ardından Araklı’yı da vurmuştu yağmur.

Üzerimizde dolaşan kapkara bulutlardan anlamıştık.

Hava durumu tahminlerinden, en ücra köşelerden duyulan anonslardan…

Karadere, karanın bittiği yere kadar sürüklemeye çalıştı ne varsa…

Yedi vatandaşımızı kaybettik bu felakette, üçü de kayıp…

Gün gelir de Karadeniz’e ‘uzaylılar’ gelirse kuracakları ilk cümle şöyle olmalı…

Ne yapmışlar bu güzel gezegene?”

***

Yarım asır önce Yomra’yı böyle büyük bir sel vurmuştu.

Köprüler yıkılmış, ağaçlar köklerinden sökülerek sürüklenmişti.

Denizin ne zaman maviye döndüğünü tam olarak hatırlamıyorum.

Yine aynı şey olmuştu. Beklemiş beklemiş ve patlamıştı sonunda...

Geçen hafta Araklı Karadere’nin ardından Yomra Deresi de yatağından çıkınca…

Yanında yakınında ne varsa sürükledi Karedeniz'e...
Karadeniz, bir anda dönüverdi Çamurdeniz’e…

***

Biz, toplum olarak ‘kıssadan hisse’leri çok severiz.

Konu, daha iyi anlaşılsın diye özellikle hikâyemizin sonuna ekleriz.

Fakat neylersin ki henüz ‘ders alma faslı’ açılmadığı için inat ederiz.

Her felakette şöyle bir silkelenir, kendimize geliriz.

İşte o an, gerçeği yalnızca gerçeği söyleriz.

Zaman, bir sis perdesi her şeyin üstünü örtünce…

Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir” dercesine…

Unuturuz olanı biteni, yürür gideriz.

Dere yataklarına ev dikmeye devam ederiz.

İşyeri açmaya, okul hastane yapmaya…

Daha önce bu köşede yazdım.

Yağmurun sesine bak.’

Her zaman aşka davet etmez yağmur.

Dereler, sizi alıp yâre götürmez.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
YASEMIN ÖDEN 3 ay önce

SEVGILI HOCAM BAHAETTIN KABAHASANOGLU KALEMINE YUREGINE SAGLIK NE KADAR GUZEL VE BIR O KADARDA DUSÜNDÜRUCU YAZINIZI ZEVKLE OKUDUM O KADAR GÜZEL BIR YAZIKI YUREGİNE KALEMINE SAGLIK HEP VAR OL INSALLAH SEVGILER SELAMLAR

banner108