banner114

İnsan…

Yaratılmışların en güzeli…

Aynı zamanda en vahşisi…

‘Acıma’ hissinin, ‘vicdan’ın her geçen gün tuzla buz olduğuna daha çok tanık oluyoruz.

Bir yanda ‘vur patlasın, çal oynasın’ dünya…

Bir yanda bildik tablo, kan ve gözyaşı…

***

İnsana, demir gibi bir irade yüklenmek isteniyor.

Acıma, acınacak hale gelirsin” diye de öğretiliyor.

Yapımız gereği her şeyimizle ‘ileriye gitmek için’ yaratılmışken…

Bazen durduk yerde sağa sola, geriye döneriz.

Neler olup bittiğini gözlemler, fotoğrafını çeker, kaydederiz.

Bu durum, bizleri robotlardan ayıran en belirgin özellik olarak sonsuza dek yaşayacak. İş disiplinimizi etkilediğini kabul ediyoruz, verimliliği düşürdüğünü…

Fakat insanız… Bu yüzden ses tonundan tanımaya çalışırız diğerlerini, bakışlarından, el kol hareketlerinden, kurduğu cümlelerden…

***

Sürekli ileriye bakınca…

Hedefe kilitlenip, adımlarımızı hızlandırınca…

Bir yerlerde neler olup bittiğini kaçırıyor insan.

Mal mülk, makam, bir yere kadar mutlu ediyor.

Sonra bir şeylerin eksik olduğunu, yanlış gittiğini hissediyor ve işte o an bakıyor geriye… Sağına soluna… Kim kalmış, çıkarsız gülümseyen, “merhaba” diyen?

Özlüyor, “bu akşam çaya bekliyoruz” cümlesini…

Kapısını açtığında, sevdiği yemekleri ikram eden komşusunu…

İyi ve kötü günlerinde yanında olanları…

Robotlarla nereye kadar, ne olursa olsun, hiçbir zaman bu keyfi yaşatma şansları yok.

Bir nesil sonra, bitişik dairede oturanın bir robot olabileceğini düşünsenize…

Aracınızın yanına park edenin, ısmarladığınız şeyleri getirenin…

***

Üretimde, hizmet sektöründe robotların sayısı hızla artarken…

Hemen her ülke, geleceğini ‘daha çok robot kullanmak’ üzerine kurmayı planlarken…

İnsanla robot arasındaki fark her yıl biraz daha kapanıyor.

***

Durursan ölürsün” şeklinde ağırlaştırılmış cümle korkutmasın kimseyi.

Bazen durmalı, şöyle bir kendine gelmeli, “ya ben ne yapıyorum” diyebilmeli insan.

Çünkü çok ilerilerde bir yerde(!) olduğunda, bu şansı kaçırıyor, istese de dönemiyor.

Dönse de kimseleri bulamıyor.

***

Doğal olarak zaman zaman geriye sarmalı insan.

Fakat geçmişten ders almayanların, onu yeniden yaşayacağını da unutmamalı.

Aslında sürekli geçmişe takılıp kalmak, psikiyatride bir hastalık olarak kabul ediliyor.

Şöyle olsaydı, böyle gitseydi” diye kendimizi yiyip bitirmenin de bir âlemi yok.

Geriye sarmak, sorunlardan kaçış için bazen en iyi liman olarak görülse de…

Artık demir almak zamanı geldi de geçiyor bile…

Düşüncelerinizi değiştirmeden hayatta hiçbir şeyi değiştiremezsiniz” diyor uzmanlar. Bazen bulunduğumuz yeri de…

Ödediğimiz bedelleri düşünelim ve harekete geçelim.

Geçmişte yaşamayı bırakalım.

Geleceği hayal etmenin dayanılmaz cazibesine kapılalım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108