Yahudi inancına göre, Hz. Muhammet peygamber olarak kabul edilmez. Onlara göre MÖ5. yüzyılda Malaki ile peygamberlik son bulmuştur. 12. Yüzyılda Yemen Yahudi bilginlerinden Natanel Ben Feyyumi’ye göre Hz. Muhammet, sadece Araplara gelmiş bir peygamber olabilir. Yahudi bilginler Hz. Muhammet’in ismi yerine pasul(ayıplı, defolu, eksik), roe tson(koyun çobanı), roe evili(akılsız çoban), meşuga(deli, mecnun) (Y.Meral, U.Melammed) ve buraya yazmak istemediğim daha birçok aşağılayıcı isimle anmaktadırlar. Yahudilerle Müslümanların iletişim sorunun temelinde yatan gerçeğin doğru anlaşılması için, Yahudilerin bu bakış açısını Müslümanların iyi bilmesi gerekir.

Yahudi inanç geleneğinde rüya yorumlama, büyü, efsane, sihir, halk hikâyeleri, söylenceler önemli yer tutar. Hz Muhammet ile ilgili bilgilerin çoğunluğu Yahudi inanç geleneğinde efsanevi nitelik taşımaktadır, gerçeği yansıtmaz. Bu bilgiler kendi uydurdukları kuruntulardan ibaret olduğu için tamamen olumsuz ve gerçeklerden uzak; ya tanımama üzerine kurgulanmış, ya da aşağılayıcı bir üslupla ele alınmıştır.

Bu efsanevi metinlerin çoğunda Yahudi Hahamlar Hz. Muhammed’in ya hocaları, ya da arkadaşları biçiminde anlatılmaktadır. Ondan yana gözükmüşler böylece stratejilerini öğrenmişler, onu yanıltarak Yahudilere zarar gelmesini önlemişlerdir. Yani göstermelik Müslüman olmuşlar ancak kendi milletlerine çalışmışlardır. Yine Yahudi geleneğine göre Hz. Muhammet bu ajan hahamlar tarafından bilgilendirilmiş ve kendisine Kuran yazdırılmıştır(!). (Y.Meral, U. Melammed) İnanç budur, anlayış budur…

Bu uydurma rivayetlerle İslâm’ın temeli, Tevrat’a ve Yahudi bilginlere dayandırılmıştır. Bize göre doğru olmayan bu bilgiler, Yahudiler arasında geleneksel bir algı ve yaygın olarak kabul gören bilgidir. Yahudi toplumunda gelenekler inanç üstüdür, hatta inancı şekillendiren etkili bir güçtür.

Bugün Türkiye’de ve Ortadoğu’da yaşananları bu temel bilgiler ışığında değerlendirmek gerekir.

Yahudiler, başta Amerika, Avrupa ve Türkiye olmak üzere dünyanın her ülkesinde onlardan gözükmekte ama şirketlerin çıkarları ve İsrail Devleti için çalışmaktadırlar. ABD’nin Kuzey Afrika, Türkiye, Yemen, İran, Suriye ve Iraktaki operasyonları Amerika için gibi gözükse de bu operasyonlar İsrail içindir. Yine kendi uydurdukları Arz-ı Mevud’a ulaşmak için Amerikan ordusunu kullanmaktadırlar. Her türlü ikaz, bilgilendirme ve krize rağmen bu tür operasyonlardan vazgeçmediklerine bakılırsa, Amerikan derin devletinin de Siyonizm teşkilatlarınca ele geçirilmiş olduğunu düşünmek mümkündür.

Türkiye’de Müslüman görünüp veya Laiklik şemsiyesi altında Müslüman olması zorunlu olmaksızın Türk vatandaşı olarak göründüğü halde, ülkenin kritik görevlerinde bulunan, zamanıyla atanmış ve gizlenmiş kaç bürokrat ve ya görevli var olduğunu incelemek gerekir. Çünkü, Sebatay Yahudiler Osmanlı’dan beri bütün örgütlenmelerini gizlilik esası üzerine yapmaktadırlar.

Fetö yapılanması da yukarıda anlatılan Müslüman görünme efsanesine benzemektedir. Gün gelir, cemaat… Gün gelir sivil toplum örgütü…  Gün gelir dindarlık görüntüsü, gün gelir rüya örgüsü, gün gelir dinin emirleri önemli değil, her şey serbest…! Tek değişmeyen gerçek, sorgusuz bağlılık, düşüncesiz itaat; kayıtsız ve şartsız emirleri yerine getirme…

Türkiye’de Amerika darbe yaptı, Fetö darbe girişiminde bulundu ifadeleri bu nedenle doğru değildir. Doğrusu, İsrail darbe yaptı biçiminde olmalıdır. Yahudi şirketlerinin, Mosad’ın ve Siyonizmin pençesindeki Amerika, onun kontrolündeki CİA ve onun şekillendirdiği Ortadoğu ülkeleri… Sadece Fetö ile değil, benzer birçok yapılanma ile iliklerimize kadar girmiş bir radyasyondur.

Konuyu bu şekilde ele almak gerekir. İsrailiyatın temel dayanakları, uydurma efsaneleri, inanç sistemleri ve geleneklerini iyi bilmeden yeryüzündeki ülkeleri ele geçirme taktiklerini anlamak mümkün değildir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.