Darbeye karşı direnişin en büyük simgesi hiç şüphesiz sokaklara inen ve demokrasi için direnen vatandaşlar. Yediden yetmişe, çocuk, kadın ve yaşlı bir millet tek yürek olarak ülkesini bir cuntaya feda etmedi. Öyle bir cuntaki Türkiye’yi adeta altın tepsi içinde ABD’ye teslim edecekti. Siz ABD’nin resmi ağızlardan ‘Darbenin yanıda değildik’ demesine bakmayın. Sırf bu rahatsızlık bile suçluluk psikolojisini yansıtıyor. Zira gerek güvenlik stratejistleri ve gerekse eski askerleri ‘Darbe galip gelseydi biz kazanacaktık.’ diyor. Yani darbeye desteği gizlemiyor. ABD yetkilileri ise hala Fetullah Gülen’in örgüt lideri olduğuna dair belge istiyor. Gerçek şu ki ABD Gülen’i iki önemli darbede kullandı ve hala vermeye niyetli görünmüyor.

***

Biz yeniden darbe gecesine dönelim. Darbeyi ilk duyduğu anda en erken tepkiyi Başbakan Binali Yıldırım verdi. Başbakan’la birlikte Cumhurbaşkanı’nın çağrısı geniş yankı buldu. Ama bir başka çağrı ve yaklaşım belki de en önemli psikolojik etki yarattı. Bütün ülke taktirle karşıladı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yaklaşımı… Darbeyi reddeden net tavrı. Dün MHP eski İl başkanlarından ve siyasi analizlerini önemsediğimiz Muhammet Öztürk ile konuştuk. Darbeye karşı direnen bir hayli Ülkücü o gece sokaklardaydı. Kimi tekbir getirerek, kimi bozkurt işareti yaparak, kah kitlelerin önünde kah arkasındaydı. Kah tanklara tırmanıyordu, kah bayrak taşıyordu. Ama Ülkücüler halkla birlikte darbeye direniyordu. Öztürk’e bu tabloyu sorduk. Ülkücülerin sokaktaki direnişini yorumlamasını istedik.

***

Öztürk: “Birincisi Ülkücüler 12 Eylül’de kendilerini ihanete uğramış olarak içselleştirdi. Vatanı korumak için canını feda edenler kendilerini hapiste ve iplerde buldu. Bu kolay hazmedilecek bir şey değildi. Askeri darbe vatan sevgisinden daha çok kendilerini vatanın sahibi zannedenlerin eylemiydi. Bunu en iyi Ülkücüler biliyordu. Ülkücülerin 15 Temmuz gecesi sokağa çıkmasının sebeplerinden birisi budur.” dedi.

İkincisi ise; “FETÖ Örgütü’nün çok uzun zamandır hedefi MHP’yi ele geçirmekti. Ülkücü camia bunun farkında. Bunu sayın Devlet Bahçeli uzun zamandır seslendiriyor. Ülkücü camia da pratikte zaten işin farkındadır. Bu örgüt MHP’yi teslim alarak bir büyük davayı sona erdirmeyi amaçlıyor. Dolayısıyla Ülkücüler 15 Temmuz’da bunun hesabını sormak için sokağa indi. Bana göre başardı da…”

Öztürk’e MHP’deki parti içi muhalefetin bundan sonraki geleceğini sorduk. Öztürk şunları söyledi:

 

“MHP’deki parti içi muhalefet Temmuz ayına kadar partiyi ele geçirmeyi hedefledi. 19 Haziran’da gizlenemez hatalar yaptılar. Bir diğer ifadeyle gerçek yüzleri görüldü. Bana göre, MHP’yi teslim alma iradeleri 19 Haziran gecesi sona ermişti. Şimdi artık hiçbir şey yapamazlar. Sayın Devlet Bahçeli bir kez daha haklı çıkmıştır. Ben kendi çevremde Devlet Bey’le ilgili arkadaşlarıma hep şu yorumlarda bulunmuşumdur. ‘Devlet Bey’in yaptıkları tartışılabilir, eylemleri tartışılabilir. Ama söylemlerine dikkat edin. Hepsi gerçektir ve hepsi gerçekleşmiştir. Tıpkı bugünkü hal gibi.’ 15 Temmuz gecesi bana göre daha en başında ve hatta Cumhurbaşkanı’ndan önce darbeye tavırını açıklamışsa bildiği gerçeklerdendir. Bu cunnın veya darbelerin ülkeyi ne hale getireceğini ve kimlerin eline teslim edeceğini bildiğindendir. Kaldı ki daha bu gerçeklerin tamamı ortalığa serilmemiştir. Önümüzdeki günlerde bu cuntanın atamayı düşündüğü bakanları hep beraber göreceğiz. Bunların niyetinin ne olduğunu daha iyi anlayacağız.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.