Trabzon Gazeteciler Cemiyetinin üç eski başkanının darbe girişimi sonrası yazılarından alıntı yaparak bu tavırların “darbe aklayıcılığı” olduğunu yazınca cemiyetin gayri meşru başkanı savunmaya geçti. Antidemokratik bir biçimde orada oturan ve bu gayrimeşruluğu ifşa ettiğimiz için olağanüstü kongreye gitmek zorunda kalan Yusuf Turgut savunduğu o eski başkanlarının yazılarını kendi de yazabilir mi?

Yusuf Turgut için bunun önemi yok. O kendisini oraya getirenlere diyet borcunu ödüyor. Antidemokratik bir biçimde, seçilmediği yerde oturan bir adamdan demokrat bir tavır beklenebilir mi? Gayrimeşru başkanın bildirisini kendilerine iade ediyoruz. Bu ayıplı tavrı not düşüyoruz. En başından beri gayrimeşru ilân ettiğimiz bir yapının bildirisini önemsemiyoruz. Ön yargılı olduğunu düşünüyoruz. Bugüne kadar defalarca eski başkanlarla yine ilke kavgası ettik. Başkaları da etti. Şimdiye kadar hiçbir cemiyet yönetimi “Eski başkanımı savunuyorum.” diye bildiri yayımlamadı. Eski başkan olunca dokunulmazlık mı kazanılıyormuş? Eski başkanların yazdıkları eleştirilemez mi? Kiminin sitesi var kimisi istediği yerde makale yazıyor. Ama onlar cemiyetin gayrimeşru, seçilmeden o koltukta oturan başkanına yazdırttılar. Biz de iade ediyoruz.

***

Türkiye, tarihinin en ağır en feci darbesini yaşadı ve yaşıyor. Bu darbe Türk ordusunun darbesi de değil. Sapık bir cemaat, oluşturduğu terör örgütüyle bir milleti derdest edip ABD’ye teslim etmeye kalkıştı. 250 civarında şehit verildi. O darbe galip gelseydi bugün değil bunları yazmak, kalemlerimiz kırılacaktı. Binlerce insan ya öldürülecek ya hapislere tıkılacaktı. Ülke uluslararası demokratik kurallarla değil, bir cemaatin kurallarıyla yönetilecekti. Tıpkı Mısır’da olduğu gibi… ABD ve Avrupa’nın istediği verilecek ve darbe yönetimi meşrulaştırılacaktı.

***

Darbe kayırıcılığı ya da aklayıcılığı nedir, nasıl yapılır?

Bizim anlayışımıza göre “darbeye karşı çıkmadan önce kimin kazanacağını bekleyen” de darbe kayırıcısıdır. “Böyle dandik darbe mi olurmuş? Bunların hepsi senaryo.” diyen de darbe kayırıcısıdır. Daha darbecilere karşı direniş devam ederken “Darbeye karşıyım ama bu iş Tayyip Erdoğan’a yarayacak.” diyen de darbe kayırıcısıdır. “Darbe önlendi ama sivil darbe geliyor.” diyen de darbe kayırıcısıdır. “Cuntanın darbesinden kaçtık, sivil darbeye düştük.” diyen de darbe kayırıcısıdır. “Yalnız darbeciler değil, bunların önünü açanlar da yargılanmalı.” diyen de darbe kayırıcısıdır.

“Bunların hepsi dün birdi. Bakmayın şimdi düşman kesilmelerine!” diyerek darbeye direnenleri küçümsemek de darbe kayırıcılığıdır. Darbeyi tasfiye etmek için uğraş verilirken “Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemeli. Çünkü kimin kimi yiyeceğine suyun akışı karar verir.” diyerek adeta “Merak etmeyin sizi de yiyecekler.” Mesajı vermek de darbe kayırıcılığıdır.

***

Demokratlıkta “amma”ya yer yoktur. Demokrat olmak bir ilke meselesidir. Dün başörtüsü zulmü karşısında “Ben de başörtüsü yasağına karşıyım amma…” diyerek nasıl gizli başörtüsü yasağı savunulduysa… Bugün de bu meş’um darbe karşısında üretilen her “amma” darbe kayırıcılığıdır.

Dolayısıyla Trabzon’daki bazı gazetecilerin yorumlarından alıntı yaparak yazdığımız görüş bizim görüşümüzdür ve arkasındayız. Bunların Gazeteci Cemiyeti Başkanı olmaları bilakis daha vahimdir. Bugünkü gayrimeşru yönetimin onları savunması vahimin vahimidir.

***

Gelelim bize olan düşmanlıktan gözleri görmez hâle gelen Hasan Kurt’un yazdıklarına. Adam okuduğunu bile anlamaktan aciz. Dedim ya nefretten okuduğunu bile tersinden anlıyor. Biz 3 kişiyi cemaatçi olmakla suçlamadık. Böyle bir şey de yazmadık. Darbe aklayıcılığına soyunduklarını yazdık. Tıpkı Cumhuriyet gazetesinin yerel ayakları gibi… Zaten biri temsilcisi… Buna rağmen Hasan çarpıtarak yazmış.

Sonra Kozotaş, Mozotaş gibi saçma sapan bir şeyler yazmaya kalkışmış. Kapanan bir bankadan kredi aldığımızı ima etmiş. Defalarca yazdık, yazmaya devam edeceğiz. Muhataplarımız Allah’tan korkmayıp kuldan utanmasalar da yazacağız.

 

Öğrenci yurdunu Albaraka Türk’ten kredi kullanarak ve Millî Emlaktan 49 yıllığına kiralayarak yaptık. Sonra Garanti bankasından borcumuzu yapılandırdık. Cemaatin bankasında ne açılmış bir hesabımız ne bir kuruşluk alışverişimiz olmadı. Ne gündüz onlarla yaşadık ne de gece toplantılarına katıldık. Onlarla bir saat bile harcamadık. Hasan Kurt belli ki bize karşı iflah olmaz kimliği ve kişiliği ile düşmanlığına devam ediyor. Anlaşılan mahkemeden ödediği tazminat kendisi kesmedi. Tavsiyemiz o ki şifreli değil, herkesin anlayacağı dilden yazsın. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.